ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
2-Seğmen Kimdir?
#1
2-Seğmen Kimdir?

Mustafa CEYLAN /Seğmen Ruhu Kitabından

Seğmen/Seymen;
-Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı Dikmen sırtlarında karşılayan Ankara’nın ve bu güzel ülkenin kaderinde önemli bir rol oynamış olan, Ankara’yı Kurtuluş Savaşımızın Başkenti yapan, yeryüzündeki bütün uluslara örnek olarak gösterilen tarihi bir gerçekliktir. Bu gerçekliği yüzyılları hiçe sayarak, kendi milletinin köklerinden alarak, bugünlere getirip geleceğe taşıyan yiğit, mert, çalışkan insan demektir.
 
-Anadolu baştanbaşa yiğit doludur. Efe, Zeybek, Dadaş, Yâren, vb her ilin ve her yörenin kahramanlar topluluğu vardır. Seğmen, İç Anadolu’ nun, hususiyetle de Ankara ve çevresinin kahramanıdır.
 
-Seğmen, mensubu olduğu milleti ve yaşadığı memleketi uğruna gözünü kırpmadan ölüme koşan insandır ki, ondaki sevgi ve yiğitlik dolu yürek, başka hiçbir insanda bulunamaz.
 
-Türk Dil Kurumu Sözlüğünde Seğmen için “"bayram günlerinde, düğünlerde törene yerli giysilerle, atlı ve silahlı olarak katılan yiğit"” denilmektedir. Bu tarifi doğru kabul edecek olur isek, seğmen’in yerli giysisi vardır, atlı ve silâhlıdır; düğün ve bayramlara katılır.”
Bu yavan, yapay ve sathi tarife sığmaz Seğmen. Hattâ seğmen, ballı-kaymaklı düğün bayram günlerinde değil, kızılca kıyamet günlerinde, milletinin kıyama durduğu zamanlarda ortaya çıkıp, milleti bir bayrak altında derler, birler ve toparlar… Seğmen’i sadece folklorik-otantik-kendisine has giysileriyle görüp de tanımlayanlar, onu asla anlayamamışlardır. Seğmeni basit, sığ ve sun’i bir pençereden tariflemek kadar hatalı bir şey olamaz.
 
-Seğmen’e Ankara köylerinde görülen “köy Efesi, köy yiğidi” olarak da tanımlamak, sonra da “düğün alayı” ile ilgilenen köy düğünlerinin bir objesi olarak gören anlayışı da hatalı bulmaktayız. “Seğmen Alayı” ile “Düğün Alayı” asla ve asla bir değildir ve olamaz da. Düğün Alayı bir yöreye, birkaç sülâleye ait bir olgudur amma “seğmen alayı”, koskaca bir milleti tümüyle ilgilendiren milli ve kutlu bir gerçekliktir. Tarihi dizayn eden, ona yol ve şekil veren kahramanların alayıdır “seğmen alayı”.
Hele ki, köy statüsünden kent statüsüne dünyanın geçip ilerlediği bir zamanda seğmen’i köy sınırları içine hapsetmek en büyük yanlıştır. Çağdaş, akılcı, gelişmeci çağın seğmen alayını yok saymak da hakikati görmemek demektir.
[img=291x18]file:///C:\Users\MUSTAF~1\AppData\Local\Temp\msohtmlclip1\01\clip_image002.jpg[/img]
-“Seğmen Alayı”ndaki saz ve “yiğitleme oyun gösterileri”, asla “düğün alayı”ndaki gibi değildir. Düğün alayı, Seğmen alayından bazı parçaları alıp, sergileyebilir. Saz ve oyun var diye ikisini aynı saymak da hatalıdır. Zira, seğmenlik sadece oyun ve saz-söz değildir. Seğmenlik de millî ruh vardır, çağları aşıp gelen bir töre vardır. Bir anlayış, bir mesaj ve binbir işaret vardır. Seğmenlik bir Oğuz geleneğidir ki, Alperenlik ve ahilikle kendisini Anadolu insan yüreklerine formatlamış ve bir sır olarak içerisine sinmesini bilmiştir.
 
-Seğmen/Seymen kelimesini etimolojik olarak inceleyenler, bu kelimenin kökünün Farsça bir ifade olan “segban” ile veya “sekman” kelimesiye irtibatlandırarak, zamanla “y – g” harflerinin “k” harfi değişimi nedeniyle bu son halini aldığını söylemekteler. Bazı kişilerde bir Türkçe kelime olan “Sökmen” kelimesinden geldiğini ileri sürmüşlerdir. Hattâ Enver Behnan Şapolyo, II.Mahmut’un Sekban Teşkilâtı ile ilgisinin olduğunu dahi ileri sürmüştür. Şapolyo üstadımız, İstanbul’da Şehzade Cami karşısında Çukurçeşme civarında eskiden bir Seymenler mezarlığı olduğunu da belirterek, İstanbul esnafı arasında Ahi teşkilatında bulunan Seymenlerin Ankara Ahileriyle bir ilişkisi olduğunu ileri sürmüştür.
Biz; bütün bu çalışma ve çabaları çok değerli görmekteyiz. Ancak, seğmen/Seymen’i Osmanlı dönemine getirip başlangıcını o dönemdeki askeri teşkilâtına dayandırmak gayet yanlış bir tutum ve davranıştır. Seğmen kıyafetleri ile, seğmen kültür ve gelenekleri ile sekmen’lerinkini kıyasladığımızda görürüz ki, asla bu böyle değildir. Seğmenlik, “Ankara Ahi Cumhuriyeti” nin esnaf ve güvenlik kuruluşuna verilen isimdir. Atlı ve silahlı olan Seğmen, 14’ncü yüzyılda kurulan Ankara Ahi Cumhuriyeti’ne gelinceye kadar, kökenlerini ve özünü Dede Korkut’tan, Ahmet Yesevi’den, Oğuzlar’dan Göktürk İmparatorluğu’ndan, Mete Han’dan bu yana Türk’ün ruhunda yaşaya gelmiş asalet dolu bir gelenektir.
 
Yeniçeri Ocağı, saraya dayalı, devlet yönetiminin emrinde, kendi sistematiğini Osmanlı döneminde kurmuş, savaşçı bir ocaktır. Yeniçeri Ocağının kökleri ve yüzü dışa, ülke dışındaki ülkelere yöneliktir. Seğmen Ocağı ise, daha çok içeriyle, ülkenin iç âhengi ve dinamizmi ile mevcud sınırlara doğru yüzünü çevirmiş, bir koruma ve kollama güvencesi, bir halk sigortasıdır. Yeniçeri Ocağının kuruluşunda Seğmen Ocağı hız ve ilham vermiştir.
Seğmen Ocağı’nda savaşçılık, güç yanında efendilik ve hoş görü de bulunmaktadır. Bu bakımlardan Seğmen, Hacı Bayram-ı Veli ışığını, Alperen şimşeğini alnında taşır. Seğmen geleneğinin teşkilat yapısı Yeniçeri Ocağı’na da yansımıştır. Fakat, Seğmenlik de “halk gücü”, “halkın birliği” vardır. Yeniçerilikte ise, halk yerine mutlak güç, iktidar vardır. Bu sebeple, seğmenlikten Yeniçeriliğe geçiş olmuş, yeni çerilikten seğmenliğe geçiş olmamıştır. Yani, seğmen olmak öyle kolay bir olay da değildir.
 
-“Seymen teriminin bir yan anlamı ise "bekçi-muhafız"dır. Örneğin günümüzde Trakya’da Seymen halen, "bekçi, muhafız" anlamlarında kullanılmaktadır (Şapolyo, 2002). Muhafız kelimesinden yola çıkarak "Seğmen" terimini, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğünde (1993) "seğirdim yeri" ya da "yolu" olan ve kale bedenlerindeki muhafazalı yollar için kullanılan "Seğirdim Yeri-Yolu" ile ilişkilendirerek tanımlamak mümkündür. Sözlükteki açılıma göre "seğirdim" terimi, kale muhafızları seğirdim yerlerinden sekerek gittikleri için bu tabir meydana gelmiştir. Diğer bir ifadeyle, muhafız yürüyüşü anlamına gelen seğirdim kelimesi, bugün Seymen oyunlarındaki "sekme adımları" olarak tanımlanan figürle ilişkilendirilebilir. Dolayısıyla muhafız yürüyüşü olan ve sekme, seğirdim gibi ifadeler yoluyla kale muhafız(lar)ına
halk dilinde "Seymen" adının verilmiş olabileceği, kanımızca güçlü bir tez olarak ortada durmaktadır.
Seymenlik geleneğinin kökleri ise 6. yüzyıl Oğuz Türkleri'ne kadar uzanmaktadır. Orta Asya'da doğa koşullarıyla başetmeye çalışan Oğuz kervanı bir yerden diğerine göç ederken, herhangi bir saldırıya karşı kervanı korumak, ön saflarda yer alan seymenlerin görevidir. Seymen Orta Asya göçebe Türklerinin obaları koruyan yiğitleri/ savaşçıları (Alpler) iken, Batı’ya göç ve İslamiyet’in kabulüyle birlikte Alperenler ve Gaziler gibi farklı statüler ve tanımlar içerisinde yeralmışlardır. Devlet teşkilatının ve şehir organizasyonlarının oluşmasıyla birlikte bu gelenek biçim değiştirerek "kurumsallaşmaya" başlamıştır. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi öncesinde İran ve Arap kültürleriyle yoğun bir etkileşimin yaşandığı Maveraünnehir Bölgesi’nde "Gaziler (Alpler-Alperenler)" adını taşıyan bir örgütün varlığı bilinmektedir. Bu tür örgütler, devletin olmadığı veya otoritesinin zayıf olduğu durumlarda oba, köy, kasaba ve şehirleri koruyan sivil oluşumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tür örgütlenmelerin daha sonra Ahi örgütlenmesinde olduğu gibi ekonomik, sosyal, dini, kültürel, siyasal, askeri olmak üzere birçok boyutu bulunmaktadır: O dönemlerde, 'Alperenler' (Alp-Tunga) olarak da tanımlanan Seymenlerin temel özellikleri bugün olduğu gibi mertlik, cömertlik ve bilgeliktir. Türkler, Anadolu’ya ve zamanla yerleşik yaşama geçtikçe, Seymenlerin kervanı ve obaları koruma görevi; şehirlerde düzeni, köylerde ise köyü ve gelini koruma, ona eşlik etme görevine dönüşmüştür.
6. yüzyılda Orta Asya'dan çıkan Seymenlik geleneği, 14’üncü yüzyılda Ankara’da devlet kuran Ahiler döneminde yeniden biçimlenmiştir. Zira Ankara, 14’üncü yüzyılda paylaşım ve demokratik esaslar üzerine kurulu Ahilik Cumhuriyeti'nin başkentidir. Mertlik, cömertlik ve bilgelik ilkelerini esas alan Seymenler de Ahi Teşkilatı'nın askeri kanadıdır. Bugünkü tanımıyla "Seymen Alayı" ya da Ahiler döneminde "Yiğit Alayı" denilen Türk geleneği de o devirlerdendir ve yalnızca Ankara'da korunmuştur. Bunun bir nedeni yukarıda sözedildiği gibi Ahiler’in Ankara’da bağımsız bir devlet kurmalarıdır. Ahi Devletinin kurum ve gelenekleri bu devlet ortadan kalktıktan sonra da uzun süre yaşamıştır.
 
-Bir diğer neden ise, Ankara ve civarında yeralan çoğu köy ve kasaba yerleşim biriminin Oğuz boylarıyla dolu olması ve birçok yerleşim biriminin adını Oğuzlar’ın 24 boyundan almasıdır. Örneğin Çubuk'ta Kınık, Kargın, Çavundur, Elmadağ eteğinde Bayındır, Kırbız, Kusunlar, Ayaş'ta Kayı, Gökler, Hüseyin Gazi Dağı eteğinde Peçenek, Yazır, Dodurga, Kayaş, Bala'da Avsar, Gölbaşı'nda Eymür ve Bökdüz köyleri gibi...
Toparlarsak, Seymenlik kültürünün ana damarı Orta Asya olsa da; Türkler’in Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte Selçuklu, Beylikler (Ankara’da Ahiler) ve Osmanlı dönemlerinde yeniden şekillenmiştir. Seymenlik Anadolu’daki zeybeklik, yarenlik, yolkardeşliği, musahiplik, efelik gibi kültürel statülerle ilişkilendirilebilse ve hepsiyle ortak ögeleri paylaşıyor olsa da; köklü geçmişi, tarihte üstlendiği roller ve organizasyon yapısı ile hepsinden daha kapsamlıdır. Seymen, Orta Asya kökenli olmakla beraber, Anadolu’da yeniden üretilmiştir. Bugünkü halini almasında, Ahi örgütlenmesinin büyük rolü olmuştur. Ahi Devleti’nde şehrin ve çevrede yeralan kasaba ve köylerin koruyucusu ve muhafızı olarak Seymenler’i görmekteyiz. Sivillerden oluşan ve gönüllü bir kurum olan Seymen (Yiğit) Alayları, zorunlu durumlarda ve çoğu kez savunma amaçlı olarak işlev görmüştür.
 
-Seymen Alayı ise, bunalım ya da geçiş dönemleri olarak da nitelendirilebilecek "kızılca günler"de kurulan bir Oğuz töresidir. Diğer bir deyişle, milli felaket günlerinde, bir beyliğin ya da devletin yıkılışında; yeni devleti kurmak ve yeni lideri seçmek için Seymen Alayları tertiplenmiştir. Selçuk Devletinin Cend’de kuruluşu, Osmanlı Devletinin Söğütte kuruluşu bu geleneğe çok benzetilmektedir (bkz. Şapolyo, 2002). Seymen Alayı farklı isimler altında Ankara Ahileri döneminde de varlığını sürdürmüştür. Zira, Prof.Dr. B. Ögel (2000) gibi tarihçilerin Ahi Teşkilatındaki, "Esnaf mehteri ve çift zurnacılar" olarak tanımladığı "Yiğit Alayı" ya da "Ahi Alayları", günümüze kadar yaşayan ve Ankara Kulübü bünyesinde halen devam eden "Seymen Alayı"nın tamemen aynısıdır. (bkz. Ögel, 2000). Ahilerin, devlet otoritesi olmadığı 14’ncü yüzyıl ortalarında Ankara’da bağımsız bir devlet kurduğu dönemlerde Seymen Alayları; "Ahi Alayı" veya "Yiğit Alayı" olarak öne çıkarken; Ahilerin siyasi ve askeri işlevinin gerilediği ve bir esnaf loncası konumuna dönüştüğü dönemlerde ise "Esnaf Alayı" veya "Esnaf Mehteri" olarak bu gelenek devam etmiştir.
 
-Seymenlik geleneğinin köklü tarihinde son büyük Seymen Alayının düzenlenişi ise 27 Aralık 1919'a rastlamaktadır. Anadolu işgal altındayken Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara'ya gelmesi ve görkemli karşılanışı, tıpkı Oğuz geleneğindeki gibidir: 27 Aralık milli bir galeyan anıdır ve bu özel günde Seymen Alayı kurulmuştur. Halk, Oğuz töresinde olduğu gibi liderini seçmiştir[1].
-Yüzlerce yıldan beri sivil bir oluşum olarak varolan ve Ankaralıların kollektif hafızasında yaşayagelen Seymenlik geleneği, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra Ulu Önder’in direktifleriyle kurulan “Ankara Kulübü Derneği” çatısı altında büyük bir titizlikle yaşatılmakta ve gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.”(1)
-Birkaç cümle ile özetlersek, Seğmen/Seymen, Türk halkının millî gücüdür. Kökleri Türk tarihinin derinliklerindedir. Kendine has sistematiği ve felsefesi bulunan bir “yiğitlik”, “mertlik” destanın her çağdaki adıdır. Temelinde Ankara vardır. Atatürk ve Hacı Bayram vardır. Ahilik vardır. Temelinde, 64 yıl bağımsız yaşamış olan Ankara Ahi Cumhuriyeti vardır. Her zaman ve daima nesiller boyu bizde, hepimizde kutlu bir heyecan olarak akıp gidecek olan birlik ve bütünlüğümüzün destanlaşmış halidir.
 
(1): http://ankaraarsivi.atilim.edu.tr/, Dr. Özaslan, METİN, Bilge Dergisi’nin 35’nci (Kış 2002) Sayısında yayımlanmış yazısından.


[url=#_ftnref1][/url] 
 
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi