ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ DESTANI
#1
ANKARA - ELMADAĞ
HASANOĞLAN KÖY ENSTİTÜSÜ DESTANI

…………………………………..Başkan Gazi ŞAHİN’e

-ı-
Çıksın çift kanatlı kapıdan
Çıksın çift kanatlı kapıdan,
Binsin atına Yenişıhlı Rıza Efe
Konuşsun Başkent’de
Anlatsın tasarıyı, ikna etsin yönetenleri
Sonra,
Vilâyet Meclisine bir önerge sunsun
Encümen Muzaffer Büyükekşi
Desin ki:
“Köylü milletin efendisidir” diyordu ya
O sarı saçlı, deniz gözlü kahraman
O büyük Türk, o Yüce komutan Atatürk;
Bir enstitü kuralım bir enstitü,
Efendilerin yaşadığı Hasanoğlan Köyü’ne
İlim ışığı, irfanın nurundan
O ışık ki
Ulaşsın göğe, yere,
Çağlasın yüreklere
Irmak olsun, aksın bütün ülkeye…

*
Kepirtepe’den bir tren gelmiş, bir tren
Lalahan’da yanaşmış rampaya
Tahta, masa, sıra; okula dair ne varsa ne
Durur mu evinde, oturur mu sedirinde Hasanoğlanlım
Bir koşu at, araba, kağnı düşer yola 
Taşır özenle köyüne…

Ardından talebeler ve hocalar
Köy okulu, cami, boş evler
Hattâ mutfak için şırahâne
Büyük çadırlarda başlar tedrisat

*
Değsin sihirli bir usta eli
Sarsın şu yaralı sütunu
Ayağa kaldırsın müşfik kollarıyla
Hüzünlü duvarları.
Tebessüm etsin tavan
Ve ıslık çalsın güneşe çatı.

Kiremitler Yahşihan’dan
Kereste Ankara’dan
Kireç Elmadağ’dan
Taşınsın at arabalarıyla.

Su getirsin uzaklardan
Macar Sili Usta.
İkinci Kalfa Gabel
Kursun santralı, yansın lâmbalar
Peşinden yırtılsın karanlıklar
Elbistanlı Mustafa Güneri’yle…

Hani bir gecede
Yüce Atatürk’ün işaretiyle
Samanpazarı’ndaki hastaneye
Yatak, yorgan, çorap, giysi taşımışlardı ya
Hasanoğlan’dan yola çıkan 
Atatürk’ün kağnıları.
İşte o kağnılar çıksın yeniden
Taş taşısın dağlardan, derelerden
Bu dört yüz dönümlük arsaya
Arsa ki armağan bu köylüden
Çoğunluğu Büyükekşilerden

*
Değsin sihirli bir usta eli
Sarsın şu yaralı sütunu
Ayağa kaldırsın müşfik kollarıyla
Hüzünlü duvarları
Sabahları, erken…
Gül gülistan koksun tavan
Gülümsesin çatı
Kar yağarken…

Vur çekici aşk ile vur ey Ferhad
Duvara, pas tutmuş köhne zamana
Amana da deli gönül amana
Yaralarım sızlıyor, acılarım yaman ha!

Şu bahçede gezinen
Bulgaristan göçmeni İzzet Palamur’a bakın hele
Yüz dönümlük bağ yapmış araziyi
Üzüm alır asmalardan
Sebze bahçeleri yemyeşil
Ve konuklara ikram eder halâ
Bahar gülüşlü elmalardan…

Kimler geldi, kimler geçti buradan
Atölyelerden, sınıflardan, sıralardan 
Gözlerinde kâinatın ışığı bir Aşık Veysel
Göğsünde sazı
Sesleniyordu her gece rüyâlarımdan
“Dostlar beni hatırlasın”
Özüm sen gel, sazım sen gel,
Oğlum, kızım sen gel diye…

Amana da deli gönül amana
Yaralarım sızlıyor, acılarım yaman ha!
Vur çekici aşk ile vur ey Ferhad !
Duvara, pas tutmuş köhne zamana

Mustafa CEYLAN
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi