ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
EDEBİYAT DÜNYAMIZIN SONSUZ GÜNEŞİ: MUSTAFA CEYLAN... Murat DUMAN
#1
EDEBİYAT DÜNYAMIZIN SONSUZ GÜNEŞİ: MUSTAFA CEYLAN...
Murat DUMAN
 
Sene 1994, Ahmet tufan Şentürk’ le tanıştım ve hoca bende bir şeylerin olduğunu sezmiş olacak ki "madem iş adamısın sen bana akşamları devamlı gel, hem işlerini aksatma, hemde edebiyat yolunda ilerle" diye açık kapı bırakmıştı. Devamlı geceleri ziyaret ediyor, yazdıklarımı sunuyor, engin bilgisinden faydalanıyordum. Duygularıma ilham katıyor ve edebiyat yolunda yavaş yavaş ilerliyor, günden güne ondan aldığım bilgilere bakınca hiç bir şey bilmediğimin ezikliğini yaşıyordum ve hocamın yaklaşımlarından dolayı kendisine  hayranlığım günden güne artıyordu...
 
Hemen hemen her gün bir isimden bahsediyordu Ahmet Tufan ŞENTÜRK Hocamız "Mustafa Ceylan" diyordu. Kimdi bu Mustafa Ceylan, çok merak ediyordum kendisini. Kendisinin makina mühendisi olduğunu Ankara' nın Elmadağ ilçesi nufusuna kayıtlı, geleceğin önemli bir edebiyat adamı olacağından bahsediyordu ve bende de büyük bir hayranlık husule gelmiş, tanımayı çok istiyordum.
 
Çünkü, hocamızın ifadesiyle "mükemmelden öte edebiyat bilgisine haiz bir şahsiyetti"... Onun içinde çok merak ediyordum ve bana telkinde bulunarak "onun derecesinde şiir yazabilmen için şu ismini vermiş olduğum yedi kıtabı mutlaka okumalısın" diyordu Mustafa Ceylan ismiyle iki sene tanıştım ve yaşadım ama kendisini hiç görmemiştim ve günlerden bir gün Mustafa Ceylan'ın düzenlediği bir etkinliğe beni de aldı, yanında götürdü Antalya' ya...
 
Mustafa Ceylan' ı bu etkinlikte tanıdım ve gördügüm manzara gerçekten beni şaşırttı. Çünkü hocamın anlatmasıyla, benim gördüklerimin arasında bin km bir mesafe vardı Mustafa Ceylan' ın arasında. Çünkü  sayın Ceylan bana göre üstad sınıfındaydı, her söylediği söz gönül duvarlarımı adeta yıkıyor ve benim aklımı bunalımlara sokuyordu. Anlatılanlardan çok daha "çıtası yüksek"lerdeydi. Benim Mustafa CEYLAN  olabilmem için "beş çuval un, gerek beş çuval unda enaz eli sene de yendiğine göre demekki Mustafa Ceylan olmak emek" gerektirmektedir.
 
 "Hocam anlatığınız belki de az gelir bu zatı muhterem üstad olmuş, ben olsam olsam ancak arkasından çantasını taşıyarak gelen çırak olurum" dedim. Hocamda bana "ben ikinizi kardeş ilan ettim. Mustafa bundan sonra senin ağbeyindir. Unutma başın sıkıştığında, onun bilgisine baş vuracaksın, benim bir ayağım çukurda onun vereceği direktifleri kendine şiar edersen hiç bir zaman yolun tıkanmaz" dedi."Çünkü Ceylan benden on sene ders aldı, sen daha iki seneliksin, senin yapa bileceğini ilerleyen zaman gösterecek, hele biraz zaman geçsin çok farklı yerlere geleceksin" diyerek beni onore etti. 
 
Antalya gezisinde çok güzel kalemlerin yanısıra Prof Dr.İsa Kayacan hocamı tanıma imkanım oldu. Zaman geçtikçe de İsa hocamla da samimiyetimiz sarsılmaz bir dostluğa dönüştü. Hocamın mekanında Prof Dr İsa Kayacan hocamla görüşmelerimiz kesişmeye başladı. Geçmiş yıllarda Mustafa Ceylan'la çok çok samimi dostlukları olmuş, çok bilge biriydi. Kayacan hocamdan daha çok makale ve hikaye alanında çok desteğini gördüm, ama gerek Tufan hocam olsun, gerek Kayacan hocam olsun; her ikisi de Mustafa Ceylan hocamdan bahserken taktirle söz ettiklerine defalarca şahit oldum .
 
Zaman zamanı kovaladı... Saygıdeğer Ahmet Tufan Şentürk Hocamızın son nefesine kadar dizinin dibinde tam yedi sene kaldım, yedi senesini bana sevgiysiyle,  bilgisinden faydalandım. Ama bir Mustafa Ceylan olmak gerçekten çok zor... Sebebine gelince, edebiyat Mustafa Ceylan' da sarsılmayan bir aşktır, herkes edebiyatı anlatır, yazar, çızer ya Türkiye' de sayıları on kişiyi bulmaz Mustafa Ceylan gibi yaşayan....
 
İşte  hayatım boyunca benim de edebiyat dünyasında bir ağabeyim var... yaşadığım şu hayatta kendisini üstadım, hocam bildiğim... Hepsinden önemlisi "ağabeyim" olarak bildiğim,  yaşadığım hayatımın her karesinde gördüğüm, tanıdığım... O günden sonra dostluğumuz, ağbi kardeş ilişkisiyle devam etti...
 
Kendisinin öz annesi benim de manevi annem' in rahmetli olduğunda bir sabah, telefonum çaldı "annem vefat etmiş benim Antalya' dan ulaşmam imkansız, cenazeyi bekletmezler, annemin cenaze namazında ve definde bulun" dedi. Ben de Ramazan kurt arkadaşımı alarak Elmadağ' ın yolunu tuttum özel arbamla... Hem namazında, hemde defininde bulundum ve ayrılırken evlerine uğrayıp bir yasin okuyarak Elmadağ' ından ayrıldım... Ancak böyle bir görevi bir "ağabey küçük kardeşine söyleyebilirdi" tabii ki anne' nin öldüğüne çok üzüldük, ama beni böyle bir ulvi görevle görevlendirdiği için de ziyadesiyle memnun olmuştum. Ayrıca da annenin vefatını gazete köşemde makale olarak, çok güzel bir yazıyla okurlarımla paylaştım... 
 
Mustafa Ceylan üstadın varlığı Anadolu' muzdan doğan bir güneş misali... Maalesef önemli bir edebiyatçımız öldüğünde arkasından bir porgam yapılarak sembolik bir hatırlama yapılıyor ve sonra unutulup gidiyor. Bir memleket edebiyatçısına aşığına, ozanına şairinine sağlığında değer vermeli ve onlar yaşarken kıymetleri bilinmeli...  Bana göre Ustad Ceylan Hakk'a yürüyen üstadlarına karşı "vefalı" bir örnektir. Düzenlediği "anma günleri" ile bunu yapmaktadır...
 
Ayrıca, kendi ekolünde bir edebiyatçıdır "gülce" gibi bir nazım şeklini, tırnaklarıyla kazıyarak, Türk edebiyatına kazandıran kaç kişi var? Bir kişi yazın desem, yazılacağını sanmıyorum.
 
Binlerce edebiyatçıyım diyen kardeşlerimizi engin bilgisiyle eğiterek, günümüzün en önemli hocalarından biri olan Ceylan gibi birisini, sağlığında edebiyata hizmet veren birisini bakanlıklar  mutlaka Ceylan hocayı bularak bilgisinden faydalanılmalı.
 
İşte ben diyorum ki, iyi bir edebiyatçı olmasam da,  arkamda Ceylan hoca gibi bir karlı dağın varlığı beni mutlu etmektedir. Ahmet Tufan hocam ve İsa Kayacan hocam Hakk' a yürüdüler, onların yokuğu her zaman içimi acıtıyor, ama Mustafa Ceylan hocamın varlığı ile teseli buluyor, kendisini saygıyla yad ediyor, aynı hocanın pınarından su içmek bana da nasip olduğuna daima yüce Yaratan' a şukrediyorum...
 
Değil Mustafa Ceylan olmak onun çantasını taşımak bile ben şair namzetine  şereftir... Bu vesileyle yüce yaratıcıdan hayırlı uzun ömürler dile,r edebe ve edebiyata hizmetlerinden dolayı saygılarımı sunuyorum... ......                  
                                                                                                                              03.01.2016 ANKARA
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi