ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Harun YİĞİT-Hiciv Kaynağım
#1
Harun YİĞİT
 
 
Ah edipte hıçkırması
Yüreğimi parçaladı
Bir Ceylan'ın hıçkırması
Beni nasıl yaraladı..............H Yiğit

 
Kimi zaman soy adını mahlas gibi kullanarak kendisini ceylanlara benzeten Mustafa Ceylan, Güzellemelerden tutun da manilere kadar Türk şiirinin birçok değişik örneklerini okuyuculara sunmuştur.

Mustafa Ceylan'ın Hiciv şiirleri bende ayrı bir etki yapmıştır. Gerek aramızdaki dostluğu,  gerekse şiire olan hâkimiyeti internet ortamında da olsa aramızda dostluğun da ötesinde tarifi güç bir bağ oluşturmuştur.
Sabit İnce ve Mustafa Ceylan ile internet ortamında o kadar çok atışmalar oldu ki ''Bu atışmaları yaparken kendi kalemimin gücü elverdiğince ustalara ayak uydurmaya çalıştım'' kimi zaman sabahlara kadar sürdüğünü bilirim. Mustafa Ceylan'ın milli ve manevi değerlere olan sevdasını özellikle hiciv şiirlerindeki keskin dil kullanmasında görüyoruz.  


Bir hicvinde halkın ve memleketin halini anlatırken hicivin en güzel örneğini göstererek bakın ne diyor?

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki
Kaçmıyor fırsatlar yutan yutana
Olmasa isteği, yoksa çıkarı
Boş bulup meydanı atan atana

 
Meğer ne haklıymış Nasrettin Hoca?
Eşinden kürkünü istemiş gece
Kocaman dev sanır kendini cüce
Diz çöküp elinden tutan tutana

Mustafa Ceylan, Kuşa, çiçeğe, böceğe, toprağa- taşa, kimi zaman bir hayali sevgiliye, kini zaman yalın güzelliğe, kini zaman kendini tarif etse de bir manzumede, kimi zaman dost dediği şahsiyette kendisini aramış. Kimi zaman da öfkesi isyana dönüşüp hicivin içinde kelimeleri harmanlayıp şiirlerde yumruğunu
sıka sıka kafamıza vurmuş.


Mustafa Ceylan öfkeyi isyana dönüştürdüğü bir şiirinde bakın ne diyor?

 
Yumrukladım saatleri son defa
Eğdim, büktüm yelkovanı, akrebi.
Fark etmedim, grev yapmış hocalar,
Yüzüme kapandı aşkın mektebi...

 
Seneleri, haftaları, ayları
Birer birer kurşunlayıp öldürdüm.
Tekmeleyip “gün” isimli tayları
Ufukların ötesini buldurdum.

Mustafa Ceylan, iyi bir şair. Ne zaman kendisini görsem üstadın kendisini adeta bir hiciv kaynağı görüyorum. Hani aç bir insan nereye baksa ya somun görür, ya da o an açlığını giderecek bir yiyecek görür. Ben ise Mustafa Ceylan'ı her gördüğümde hiciv yazmak için bir gerekçe bulurum. Üstat, benim için bir hiciv kaynağıdır.  Ya da ben o gözle baktığım için ve o şekilde görmemden kaynaklanıyor.
Üstadı öven güzelleme yazmak istiyorum ama kalem farkında olmadan hicive dönüyor.
İşte bunlardan bir tanesi.

 
GELDİM BURAYA (Mustafa Ceylan'a)
 
Üç yıl önce bir Ceylan'ın peşinde
İzini sürerek geldim buraya
Peşi sıra gelip geçtiğim yolda
Gülleri dererek geldim buraya

 
Dostca sarıp girmek için koluna
Kurban olayım ben o güzel keline
Mustafa Ceylan'ın gönül yoluna
Gönlümü sererek geldim buraya



Kaybolsan da yolda, yolun bulursun
Belki bir gün dağda yalnız kalırsın
Aşka düşen canın dostu olursun
Hatırın sorarak geldim buraya


….

Benlik gömleğini yuyup pakladım
Yiğit'i deneyip çoktan yokladım  
Görür görmez kucaklayıp kokladım
Üstadı sararak geldim buraya

 
Onu bazen sert hicivlerle kızdırmaya çalışsam da kahkahalar atarak bana gülmesi yok mu; işte bu yüzden dağarcığımda Ceylan hocama çokça hicivlerim var. Burada sadece birkaç tanesini paylaşmakla yetineceğim.
İşte o hicivlerden bir tanesiyle başlayayım.

 

Maziden kalıntı yollama bana
Yanımda görünen köye bakarım
Kırk yıllık alıntı yollama bana
Karşımda oturan toya bakarım

 
Ensende görünen tüylere bakma
Olmayan saçını biryana yıkma
Otuz iki dişin hepisi takma
Yüz kiloya doya doya bakarım

 
Birası elinde güllükde bekler
Osmanı'ın yanına Özcan'ı ekler
Arada bir de İsmail'i yoklar
Dalganın vurduğu koya bakarım

 
Yoldan geçerken bak etrafa dönde
Çarpacak araba bekliyor yanda
Üst birlik alt birlik karıştı sende
Sandıktan çıkacak oya bakarım

 
Eyvallah üstadım her bir sözüne
Yiğit kurbandır senin özüne
Karşımdaki Ceylan'ımın yüzüne
Parmaklarım saya saya bakarım

 
Mustafa Ceylan'ı ziyaretimde onun gözlerinin içine bakarak bir şiirimde farklı anlatmaya çalıştım.
Duygusal bir yanını yakaladığım bir an kaleme aldığım bir şiirimde onu farkli anlatmaya çalıştım.

 
CEYLAN'IM
 
Sevda kuşu gibi gönüller üstüne
Kanat açmış konar durur Ceylan'ım
Her dost diyeni kendinden sanır
İki de bir kanar durur Ceylan'ım

 
Kalem ile kuyu kazdı çöllerde
Nice otla kökler saldı göllerde
Ağıt oldu, türkü oldu dillerde
Acılara banar durur Ceylan'ım

 
Berrak sular gibi görünür dibi
Gözyaşıyla doldu taşıyor kabı
Fışkırmaya hazır yanardağ gibi
Yangın oldu, yanar durur Ceylan'ım...

 
Şiir adına kısa zamanda birçok şey öğrendim Mustafa Ceylan'dan. Gerek şiir adına gerek dostluk adına ona çok şey borçluyum.

Onu tanıdıktan sonra bende şu düşünce var oldu. Mustafa Ceylan'ı nasıl tarif edebilirim derken Anadolu gerçeği gözlerim önünde canlandı. Mustafa Ceylan, Akdeniz iklimi kadar sıcak, Ak Deniz suyu gibi ılık kanlı olduğu kadar, Ağrı Dağı’nı aşamayan kuşlar kadar da öfkeli olduğunu gördüm. Sıcaklığı ve ılık kanlılığı, öfkesi ve isyanı benim isyanlarıma çok benziyordu. İçimde var olan duygularımı şiirde birleştirmeye çalışarak ona minnettarlığımın ifadesi olarak yazdığım bir başka şiirimi paylaşalım.

 
CEYLAN’DA
 
Uzaklardan uzanıp ta dilimi
Nakış, nakış örüyorum Ceylan’da
Adım, adım Anadolu kokusu
Deste güller deriyorum Ceylan’da

 
Sözcükleri birer birer derişi
Dost diyerek dostluğunu verişi
Bir görseniz çınar gibi duruşu
Gölgesinde yürüyorum Ceylan’da

 
Mustafa Ceylan'ın yanlış otobüse binip de gece yarısı dağ başında otobüsten inerek geri dönüş hikayesinden yola çıkarak yazdığım bir hiciv örneğini birlikte paylaşalım.
 
"Mustafa Ceylan hocama"
 
Hökümat adamına benzer biri
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Yanlış otobüse binip de inmiş
Ceylan'ım yolunu şaşırmış dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Bindiği otobüs indirmiş dağda
Kulübe aramış vardığı bağda
Yol mu şaşırılır beyim bu çağda
Yoluna bir Mecit düşürmüş dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Gece karanlıktı, vakit de dardı
''Beş liran var mıdır'' diyerek sordu
Ceylan'ım çıkartıp beş kağıt verdi
Gece soğuk Ceylan üşürmüş dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Telefonda atıp tutup savurdu
Bağırırken şişiyordu avurdu
Beyim bu dağ çok fareler doğurdu
Deyip beşlikleri dişirmiş dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
''Beş liran var mıdır'' dedi yeniden
Mecit beş kâğıdı yedi yeniden
Bir beş kâğıt yolda idi yeniden
Mecit beşlikleri aşırmış dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Mecit beş dedikçe Ceylan beş verdi
Telefon etmekten Mecit’i yordu
Külüstür kamyonun yanına vardı
Takıdık tukuduk taşırmış dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Trafik tanımaz Mecit illallah
Ceylan kaçıracak korkudan billâh
Şahadet getirir Allah ya Allah
Boynunda boza pişirmiş dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol

 
Ceylan'ım akla karayı seçmiş
Korkudan kırk şişe birayı içmiş
Yiğit'im der çoktan kendinden geçmiş
Ceylan'ım kelini kaşırmış dostlar
Mecit dedi "kravatlı kelli fel"
Tabana kuvvet bey, uzundur bu yol...

 

CEYLAN YOLCULUĞU

 
Yengenin elinde cesaret fişi
Dokunsan keline düşecek dişi
Afyon'a mı gitmiş kılıbık başı
Korkusundan çekiniyor Ceylan'ım

 
Benim yanımdayken oluyor vezir
Yengenin yanında buyruğa nazır
Kanadın açmış da uçuşa hazır
Rakı sana dokunuyor Ceylan'ım

 
Gece, gece sakın Yiğit'e çatma
Baklava üstüne birayı yutma
Boşa celallenip itiraz etme
Gözlerinden okunuyor Ceylan'ım.

 
Neler desem azdır. Benim gibi telinde taşlarla dolaşan birisinin Ceylan hocayı anlatması mümkün değildir ama ben üzerimize düşen görevi yapmaya çalışıp ona layık dost, arkadaş, kardeş olmaya hele de her şeyden daha önemlisi sırdaş olmaya çalıştım. Son olarak birkaç beyitlik hicivi paylaşmadan edemeyeceğim.
 
CEYLAN HOCA ya
 
Yengenin elinde cesaret fişi
Dokunsan keline düşecek dişi
Afyon'a mı gitmiş kılıbık başı
Korkusundan yekiniyor Ceylan'ım

 
Benim yanımdayken oluyor vezir
Yengenin yanında buyruğa nazır
Kanadın açmış da uçuşa hazır
Rakı sana dokunuyor Ceylan'ım


...
Gece, gece sakın Yiğit'e çatma
Baklava üstüne birayı yutma
Boşa celallenip itiraz etme
Gözlerinden okunuyor Ceylan'ım.

 
Mustafa Ceylan'ı burada birkaç cümleyle ya da birkaç şiirle geçiştirmek çok yanlış olur.

O, Türk şiirinin yüz akı. Türk Edebiyatı, Mustafa Ceylan gibi değerleri maalesef son zamanlarda çok az yetiştirir oldu. Kendisine nice yıllar temenni eder, kaleminin hiç susmamasını bütün kalbimle dilerim.
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi