ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
BİLGE TONYUKUK'TAN GÜNÜMÜZE
#1
BİLGE TONYUKUK'TAN GÜNÜMÜZE


Mustafa CEYLAN
***************
[Resim: 23llcte.jpg]
Gök gürlemesini bana kimya diliyle anlatmaya çalışan pas tutmuş çağdaş bir saatin zembereği vardı. Paslı saatler yaşadığım kentin saat kulesinde yorgun esnemeler içindeydi, ama, çenesi düşük bir "nutukçu" gibi, canımın çekirdeğine girip habire yoruyordu beni. Kavgam hiç bitmedi deli saatlerle ve çılgın takvimlerle. Böyle giderse, bitmeyecek de... 
Arkası tenteli arabalar içinde zaman karpuzları, tam 64 dilimdi. Tadsız, yavan ve desise kokulu zaman karpuzlarını bizlere satmaya çalışan o çığırtkan satıcıların kaypak seslenişlerinden bıkmıştık.

"Zaman makinası icad olmuş"...
Bu başlık altında bir haberdi okuduğum...
Rakamlar, tartılar, ölçüler, boyutlar; hepsi yerçekimsiz diplerde yoktular. Yok olan tek kişilik aşık aynalar gibi...
Ebadın ve hacmin dehlizine düşmüş, miladın garip çırpınışları içindeydim. 

Galiba, Milattan sonra 8. asırdaydı içimin duvarındaki takvimler. Göktürkler devriydi özümde çimenleşen, cemreler taşıyan devir.
Bilge Tonyukuk'u üşüyen taşların yüzünde değil,akıllı ve hikmet dolu devlet siyasetnamesinde tanımıştım.
İlteriş Kağan (Kutluk), Kapagan Kağan, Bögü Han ile Bilge Kağan'a baş vezirlik yapmış, bazı savaşlarda başkomutan olarak görev yapmıştı.
Başvezir, başkumandan ve siyaset adamı.
Atatürk'üm gibi yani.

Göktürk devletinin iç ve dış politikasına uzun zaman dilimlerinde yön vermiş, renk kazandırmış, akıllı ve hikmet sahibi bir devlet adamıydı Tonyukuk.
Edebiyatımızın ilk seslerinden birisi onun sesidir. Hatıra türünün ilk temsilcisi o...İlk Türk tarihçisi de o...
Dili sade ve arı-duru... Sanatkârane söz söylemek yerine, hedefi onikiden vuran söylemlerle esip geldi saatler arasından bize. Halkın diliyle, anlaşılır, duyulur ve bellenir bir dille iki parça halindeki anıtından dersler veriyor bizlere, günümüze halâ... 
Anlatımda söz enstrümanlarından birisi atasözleri ve deyimlerimizdi...

O ki Bilge Tonyukuk'umuz...

Çin'de doğmuştu..
Çin esaretinden İlteriş (Kutluk ) Kağanla birlikte kurtularak, gençlik yıllarının en sert ve en yiğit fırtınası olup esmişti zamana... 
Çin esaretinden kurtulmak için yapılan "kurtuluş savaşı" nı idare eden bizim Tonyukuk, yaşlılığında da tecrübe ve bilgisi ile çok sevdiği Türk devletine hizmet veriyordu.

Bilge Kağan onun damadıydı. 
Bilge Kağan' ın Türk milletini surlarla çevrili şehirlere yerleştirmek ve Budist tapınakları açmak gibi fikirlerini reddetmişti.,
Bu yüce milletin genel karekterine uygun bir yaşama motifinin hakim kılınmasını sağlamıştı. 
Millet, her an at sırtında harbe hazır tutulmuştu.
Hindistan girdaplı dinlerin Türk boyları arasında yayılmasına izin vermemiş, damadına karşı çıkmış, budizmi kökten reddetmişti... 
Türk'ü savaşçı olmaktan çıkarıp miskinler tekkesine tıkabilecek inanç ve oluşumlara göğsünü germişti Tonyukuk...

Açlıktan tokluğa, kölelikten bağımsızlığa erişen millet yaşayışını :

“Karakurum'da tavşan yiyerek, geyik yiyerek oturuyorduk.
Budunun boğazı tok idi. 
Düşmanımız, çevrede ocak gibi idi. 
Biz, ateş idik.”

şeklinde özetlemişti...

Tam 46 yıl boyunca nice kağanlar gelip geçende başa, o hep, başarılı olmuş, savaşlarda zafer türküleri söylemiş, maliye, adliye ve orduyu en iyi şekilde yönetmiş, düzene koymuştu.

Damadı Bilge Kağan, Çin'de olduğu gibi, Türk ülkesinde de "şehirleri surlarla çevirmek, hisarlar yaptırmak" istiyordu. 

Tonyukuk, şöyle itiraz etmişti:,

“Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz.
Hayat tarzımız bizi daima harp egzersizi içinde tutmaktadır. 
Gök-Türklerin sayısı Çinlilerin yüzde biri bile değildir. 
Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. 
Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevk eder, akınlar yaparız.
Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz.
Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, Tang orduları bizi kuşatır, ülkemizi istila eder...”

Çünkü, Çin'de doğup büyümüş, Çin'in Türk Milletine karşı beslediği hisleri ve uygulayacağı taktik savaşları çok iyi bilmekteydi...

 İlteriş Kutlug Kağan'ın yönetiminde, onların meclis başkanlıklarını da yapmıştı.
Kağanların danışmanıydı Tonyukuk...

İyi bir stratejist ve taktik ustası olmasından ötürü, batılı Türkologlar ona “Türkler’in Bismarc’ı”demişlerdir.

Çin imparatoru Hüang-sung'un başkanlığında yapılan bir toplantıda, imparator diyordu ki:

“.. Gök-Türklerin ne zaman, ne yapacakları bilinmez.
Kagan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler'de ondan memnundurlar...
Kül Tegin harp sanatının ustasıdır, ona karşı koyacak kuvvet güç bulunur...
Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. 
İşte bu üç “barbar” aynı anlayışta olarak bir aradadırlar..."

*
[Resim: 2qbenie.jpg]

*
Evet, yeni icad olunan "zaman makinası" nı pek de sevdim diyebilirim.
Zaman karpuzunun dilimleri yavan ve tadsızmış şimdi anladım. Lâkin zaman makinasının gizemli motor sesi, ruh kökümde bayram sabahlarının esintisini ve güzelliğini sunuverdi ya, şimdi ben, o güzellik içindeyim işte.
Kağanların bir bileni, vezir, komutan, teorisyen, siyaset ve devlet adamı bizim Bilge Tonyukuk'un diktiği abide, Bilge Kağan ve Kültigin Kağan'ın 360 Km doğusunda bir botanikçi olan Yelizaveta Klements tarafından bulunmuştu. 724-726 yıllarında yazılıp dikilmişti o kutlu topraklara...

Ufak dişli granit blok üzerinde oyma yöntemiyle yazılmış olan birinci anıt 243 cm, iri dişli granit üzerine yazılmış olan ikinci anıt ise 217 cm  yüksekliğindeydi. Birinci anıtta 35 ve ikinci anıtta 27 satır, yukarıdan aşağıya doğru Göktürk alfabesiyle yazılmıştı.
Bu anıtları yazan da, diken de bizim Bilge Tonyukuk'un kendisiydi.

Diktiği taş, erimemiş, yok olmamıştı.
Zamana yenilmemiş, zamanı yenmişti...

Dört yönlü iki taş dikilmişti, dört yönlü iki taş...
Birinci taş üzerinde batı ve doğu yüzlerinde yedişer, güney yüzünde 10, kuzey yüzünde ise 11 satır olmak üzere toplam 35 satır yer alıyor.. 
İkinci taşın ise batı yüzünde 9, doğu yüzünde 8, güney yüzünde 6 ve kuzey yüzünde 4 olmak üzere toplam 27 satır var... 
İki taşın toplam satır sayısı 62... 
Metnin yazarı Tonyukuk....  
Tonyukuk, bu yazıtında ilk 47 satırda İlteriş Kağan ile Kapgan Kağan'ın dönemlerinden bahsetmekte... 
Daha sonraki satırlarda, kendisinden bahsederek Göktürk tarihi hakkında önemli bilgiler vermekte... 

İçinde bulunduğumuz devirde Tonyukuk gibi bilge kişilere ne kadar çok ihtiyacımız var, öyle değil mi?
Saatleri tersine kurabilseydik, makinayı ve makarayı tersine çevirebilseydik ah!!!
Tonyukukları çekip çıkarabilseydik zaman makinası dişlileri arasından günümüze ah!!!
Özümde çimenleşen ve cemreler taşıyan bir dönem yaşasaydı ülkem ve Milletim ah keşke!!! 

*

Sözümüzün burasına Tonyukuk Abidesinde yazılı olanları aynen alıntılayalım, olmaz mı?

*
[Resim: iyz978.jpg][Resim: 148rqr.jpg][Resim: v6uh6e.jpg]

*

1. Taş, 1. Yüz. (Batı yüzü)

Bilge Tonyukuk'um. Kendim Çin ülkesinde doğdum. Türk bodunu Çin'e bağlı idi.
Türk bodunu (bir) baş bulamadan Çin'den ayrıldı, (bir) baş buldu. (O) başı bırakıp Çin'e yine döndü. Teñri şöyle demiş beliğ: "Baş verdim,
Başını bırakıp geri döndün. Döndüğün için Teñri öldürmüştür beliğ". Türk bodunu öldü, eridi, yok oldu. Türk Sir bodununun yurdunda
boy kalmadı. Uzakta, dışarıda kalmış(lar) toparlanıp yediyüz oldu(lar). İki bölüğü atlı, bir bölüğü yaya idi. Yediyüz kişiyi
yöneten büyükleri şad idi. "Katıl" dedi, katılanı ben oldum: Bilge Tonyukuk... Kağan mı kılayım dedim. Düşündüm. Sıska boğa (ile), semiz boğa arkaya
tekme atsalar, semiz boğa mı, sıska boğa mı attı diye bilinmez imiş deyip çokça düşündüm. Ondan sonra Teñri bilgi verdiği için, özüm, kendim kağan kıldım. Bilge Tonyukuk, Boyla Bağa Tarkan
ile İlteriş kağan olunca Güney'de Çin'i, Doğu'da Kıtayn'ı, Kuzey'de Oğuz'u pek çok öldürdü. Bilgesi, çavuşu ben kendim idim. Çoğay'ın Kuzeyi'nde Kara Kumuğ'da oturur idik.
[Resim: 263cw8z.jpg]
1. Taş, 2. Yüz. (Güney yüzü)

Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturur idik. Bodunun boğazı tok idi. Yağımız çevrede ocak gibi iken (biz) ateş gibi idik. Öylece otururduk. Yörük Oğuzlarından tanık geldi.
Tanığın sözü şöyle: "Dokuz Oğuz bodunu üzerine kağan oturdu." der. Çin yönüne Konı Paşa'yı göndermiş. Kıtayn yönüne Toñra Esim'i göndermiş. Söz böyle: "Azıcık Türk bodunu
yürüyor imiş. Kağanı alp imiş. Danışmanı bilgili imiş. O iki kişi var olursa seni (de), Çin'i (de) öldürecek derim. Doğu'da Kıtayn'ı öldürecek derim. Beni, Oğuz'u
öldürecek derim. Çin Güney'den yana değsin, Kıtayn Doğu'dan yana değsin, ben Kuzey'den yana değeyim. Türk Sir bodunu yerinde dursun. (Onun) ilerlemesi dahi dursun, (onu) yok edelim
derim.". O sözü işitip gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi. Ondan ötürü kağanıma açıldım. Şöyle açıldım:"Çin, Oğuz, Kıtayn, bu üçü birleşirse
biz kala kalacağız. Kendi içi dışarıdan tutulmuş gibiyiz. Yufka gücündekinin delinmesi ucuz imiş. İnce gücündekini kırmak kolay. Yufka kalın olsa delinmesi çetin imiş. İnce
yoğun olsa kırmak çetin imiş. Doğu'da Kıyayn'dan, Güney'de Çin'den, Batı'da Batılı'lardan, Kuzey'de Oğuz'dan iki üç bin erimiz gelecek var mı ki? Böyle konuştum.
Kağanım, ben Bilge Tonyukuk konuştuk. (Kağan) Konuştuğumu işiti verdi. Gönlünce yönlendir dedi. Kök Öñ'ü aşıp Ötüken Ormanı'na yöneldim. İnig Köklük (denilen yer)'ün Toğul (denilen yer)'da Oğuz geldi.
Eri üç bin imiş. Biz iki bin erdik. Savaştık. Teñri öyle istedi dağıttık. Irmağa düştü. Dağıttıklarımız yolda yine öldü hep. Ondan sonra Oğuz'un tümü (bize katılmak için) geldi.
Getirdim bütün Türk bodunu'nu Ötüken Yeri'ne... Ben kendim Bilge Tonyukuk Ötüken Yer'e konmuş diye işitip Güney'deki bodun, Batı'daki, Kuzey'deki, Doğu'daki bodun (bize katılmak için) geldi.
[Resim: 2rmoxsh.jpg]
1. Taş, 3. Yüz. (Doğu yüzü)

İki bin erdik biz. İki ordu(muz) oldu. Türk bodunu kılındığından, Türk Kağanı oturduğundan beri Şantuñ kentine, Taluy ırmağına ulaşmış yok imiş. Kağanıma söyleyip ordu ilettim.
Şantuñ kentine, Taluy ırmağına değdirdim. Yirmi üç kenti kırdı. Usu yıprandı. Otağda yatıp kalırdı. Çin kağanı yağımız idi. On Ok kağanı yağımız idi.
Dahası Kırkız'ın güçlü kağanı yağımız oldu. O üç kağan sözleşip "Altun ormanı üstünde buluşalım" demiş. Öyle anlaşmışlar. 
"Doğu'da Türk Kağanı'na saldıralım" demiş. "Ona doğru saldırmazsak nice ne eder o bizi...

Kağanı alp imiş. Danışmanı bilge imiş. Nice ne edip kesinlikle öldürecektir. Üçümüz birleşip sü salalım. Onu yok kılalım." demiş. Türgiş Kağanı öyle demiş. "Benim bodunun oraya ulaşır." demiş.
"Türk bodunu yine karışıktır." demiş. "Oğuz'u yine sıkıntıdadır." demiş. O sözü işitince gece yine uyuyasım gelmez idi. Oturasım gelmez idi. Orada düşündüm.
İlk Kırgız'a salmamız iyi olur dedim. Kögmen'in yolu bir imiş, (ama) kapalı imiş diye işitip bu yolu yürür isek yaramayacak dedim. ..... kılavuz istedim. Çölüg İz eri buldum.
Kendim az yerim, onu beslerim ..... imiş. Bir at yolu imiş. Onun (ile) gitmiş. Ona söyleyip bir atlı gitmiş diye o yolu yürürsek iyi olur dedim. Düşündüm. Kağanıma

1. Taş, 4. Yüz. (Kuzey yüzü)

söyledim. Ordu yürüttüm. "Attan in" dedim. Aktermil'i geçince yorgalattım. At üstüne bindirerek karı söktüm. Yukarıya at yedekleyip yaya... ağaç(lara) tutunarak çıkarttım. Öndeki er
geçince ... Ibrık (ırmağı)'ı aştık. Yobul (dağı)'u indik. On gecede yanındaki Tuğ'un berisine vardık. Kılavuz yeri şaşırıp boğazlandı. Bunalan Kağan "koşturu verin" demiş,
"Anı suyuna varalım"... O suyun yanına vardık. Aş yemeğe attan indirdik. At(lar)ı iyice dinlendirdik. Gündüz de gece de koşturup vardık. Kırgız'ı uykuda bastık.
Süngüyle açtık. Ka(ğa)nı, ordusu derlenmiş. Savaştık, sançtık. Ka(ğa)nını öldürdük. Kağan'a Kırkız bodunu tutsak oldu, baş eğdi. Geri döndük. Kögmen ormanına beri geldik.
Kırkız'dan döndük. Türgiş kağanın(ın yanın)dan gözcü geldi. Sözü şöyle: "Doğu'dan kağana doğru ordu yürütelim demiş. Yürütmezsek o bizi [(ki) kağanı alp imiş, danışmanı bilge imiş] ne çağda, nerede olsa
bizi kesin öldürür demiş. Türgiş kağanı dışarılamış" dedi. "On Ok bodunu eksiksiz dışarılamış" der. Çin ordusu (da) var imiş. O söz(ler)ü işitince kağanım: "Ben, eve geri döneyim" dedi.
Katun, yok olmuş idi. "Onu yoğlatayım" dedi. "Ordu gönderin" dedi. "Altun ormanında oturun" dedi. "Sü başı İnel Kağan, Tarduş Şad gitsin(ler)" dedi. Bilge Tonyukuk'a, bana söyledi.
"Bu orduyu yönelt" dedi. "Buyruğunu gönlünce söyle. Ben sana ne söyleyeyim" dedi. "Gelirse yiğitçe toparlanır, gelmezse dilini sözünü alır oturursunuz" dedi. Altun ormanında oturduk.
Üç çaşıt geldi. Sözleri bir: "Kağan ordu çıkardı. On Ok ordusu eksiksiz çıktı" der(ler). "Yarış ovasında buluşalım" demişler. O sözü işitince Kağan'a o söz(ler)i ilettim. Kağan'dan (bu) söze karşılık
geldi. "Oturun" diye demiş. "Öncüyü, gözcüyü iyice vur. Baskın yaptırtma" demiş. Bög (kapağan) Kağan bana öyle söylemiş. Apa Tarkan'a içre (gizli) söz göndermiş: "Bilge Tonyukuk korkar, o kendisi o yanılır.
Ordu yürütelim derse onamayın". O sözü işitince ordu yürüttüm. Altun ormanını yol aramadan aştım. İrtiş ırmağını geçitsiz yerinden geçtik. Gece de gittik. Bolçu'ya tan atmadan değdik (ulaştık).

2. Taş, 1. Yüz. (Batı yüzü)

Ulak getirdiler. Sözü şöyle: "Yarış ovasında on tümen er toplandı" der. O sözü işitince beğlerin hepsi
"Dönelim, arı uslu olmak iyidir" dediler. Ben şöyle derim; ben Bilge Tonyukuk: "Altun ormanını aşıp geldik, İrtiş ırmağını
geçip geldik. Gelmiş(ler)i alp dedi, duymadı. Teñri, Umay, Iduk Yer Su bası verdi beliğ. Niye kaçıyoruz?
Çok diye niye korkuyoruz? Azız diye neden (kendimizi) aşağılayalım. Akın edelim" dedim. Akın ettik. Yayıldık. İkinci (kez) çok geldi(ler).
Yanar gibi kızıp geldi(ler). Savaştık. Bizim iki üç katımız artık idi(ler). Tañrı bağışladığı için, çok(turlar) diye biz
korkmadık, savaştık. Tarduş Şadar'a kadar yayıldık. Kağanını tuttuk. Yabgusunu, şadını
orada öldürüldü. Elli kadar er tuttuk. O aynı gece bodununa bilgi gönderdik. O sözü işitip On Ok beğleri, bodunu hep
geldi, baş eğdi. Gelen beğlerini, bodununu eğitip, düzenlettim. Az bir bodun kaçmış idi. On Ok ordusunu yolladım.
Biz de ordu saldık. Anı'ya erdik. Yinçü Irmağı'nı geçip Tinsi Oğlu denilen kutsal Ek dağına erdirdim.

2. taş, 2. yüz. (Güney yüzü)

Temirkapı'ya doğru eriştik. Oradan döndük. İnelkapı'ya, ....up dağa Tezik, Tokursın'(a)?
oradan, Yirük'i aşıp başlayarak Ardak bodunu hep geldi, o gün (içinde) değdi. Türk bodunu Demirkapı'ya, Tinsi Oğlu
Tinsi Oğlu denilen dağa ulaşmışlığı yok imiş. O yere de ben Bilge Tonyukuk ulaştırdığım için
kızıl altun, ak gümüş, kızıl uduz?, gerit? kazancı uğraştırmadan getirdi. İlteriş Kağan bilgesi ....
İli için Çin ile onyedi (kez) savaştı. Kıtayn ile yedi (kez) savaştı. Oğuz ile beş (kez) savaştı. Bun(lar)da danışmanı
yine ben kendim idim. Danıştığı yine ben kendim idim. İlteriş Kağan öldü. Türk Bögi (Kapağan) Kağan'a, Türk Bilge Kağan'a

2. Taş, 3. Yüz. (Doğu yüzü)

Kapağan Kağan yirmiyedi yaşında .... idi. Kapağan Kağan oturdu. Gece uyumadı,
Gündüz oturmadı. Kızıl altun (para) döktü, ak gümüş (para) döktü. İşi, gücü ona kendim verdim. Uzaklara öncü(leri) ben gönderdim.
Savunmayı, gözleme yerlerini kendim büyüttüm. Yağıya bağırdığımda, kaçırır idim. Kağanımla (birlikte) savaştık. Teñri bağışladı(ğı için)
bu Türk bodunu'na pusatlı yağıyı yaklaştırtmadım. Damgalı atı yürüttürmedim. İlteriş Kağan kazanmasaydı
ve de ben kendim kazanmasaydı il yine, budun yine yok olacak idi. Kazandığı için ve de kendim kazandığım için
il yine il, bodun yine bodun oldu. Kendim yaşlı oldum, ulu oldum. Hangi yerde kağanlı boduna
.......... böylesi var ise ne sıkıntısı var olur imiş.
.......... Türk Bilge Kağan ilinde yazdırdım. Ben Bilge Tonyukuk.

2. Taş, 4. Yüz. (Kuzey yüzü)

İlteriş Kağan kazanmasaydı, yok olsa idi, ben kendim Bilge Tonyukuk kazanmasaydım, ben yok olsa idim,
Kapağan Kağan'ın Türk Sir bodun'u yerinde boy da, bodun da, kişi de yok olacak idi.
İlteriş Kağan, Bilge Tonyukuk kazandığımız için, Kapağan Kağan'ın Türk Sir bodun'unun yürümesi bundandır.
Türk Bilge Kağan'ı, Türk Sir bodun'unu, Oğuz bodun'unu besleyip oturuyor.

ÖZETLE,



Tonyukuk ve Atatürk aynı çizginin ışık tufanları...
Ben ikisini de sevmişim dostlar, ikisini de...
Sesleri ve söylevleri çınlamakta kulaklarımda.
Yanımı, yöremi, gecemi, gündüzümü ışıtmaktalar.
Şimdi,
Atatürk güneşinden korkan yarasalarla kavgamız var...
Şimdi
Tonyukuklara hasretimiz destandır dillerde...
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi