ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mehmet NACAR-Bir Ceylan Gördüm
#1
Mehmet NACAR    

Bir Ceylan Gördüm
(Yunus'un Oduncusu)  
 
Bir Ceylan gördüm. Toros’ların eteğinde, dağlarla Akdeniz arasında koşturan. Toroslarda zirveden zirveden seken beyni Erciyes’in tepesinden Ağrı Dağı’nın uç noktasına ve oradan da Azerbaycan’a atlayan bir Ceylan...
 
Türk dünyasını kuşbaşı izleyen bir Ceylan gördüm. Öyle ki, bütün Türk ülkelerini tanır, dillerini, gelenek ve göreneklerini, tarihini, güzelliklerini bilir. Türk Destanları yazar Akdeniz sahillerinde. Karanlıklar içinde yolunu bulur. Geçtiği yollarda kıskanılacak güzellikte edebi izler bırakır.
 
Bir Ceylan gördüm. Deli dolu, kabına sığmayan, Orta Asya bozkırlarında yelesini dalgalandırarak bütün asalet ve ihtişamıyla koşan bir küheylan misali, durmadan, yorulmadan koşan bir Ceylan… Çağdaş bir Dedem Korkut.
 
Onu tanımayanlar mutlaka tanımalı. Mevlana gönüllü, Yunus yüreklidir bizim Ceylanımız. Kendisi de, gölgesi de sürekli uzar ama kendisine sorarsanız o sadece ‘’Karıncanın gölgesidir’’
 
Olgunluğu özümsemiş, tevazuyu hatmetmiştir Ceylan. Antalya sahillerinde dinlenirken her gün batımında ayrı bir hüzne kapılır. Denizin kızaran ufkunda devleşmiş Necip Fazıl Kısakürek’i, Torosların turuncu zirvelerinde el sallayan Nihal Atsız’ı görür. Sahilde dolaşırken bir yanında hocası Ahmet Tufan Şentürk, diğer yanında Tahir Kutsi makal vardır.
 
Beyninde ve gönlünde kurduğu edebi meclislerin başköşeleri Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Atsız, Ahmet Tufan Şentürk, Sultan Şaire Güzide Taranoğlu, Tahir Kutsi Makal, Lale Şairi Abdullah Satoğlu, Halil Soyuer, İsa Kayacan, Rasim Köroğlu için ayrılmıştır. Kendisi Yunus misali bu gönül dergâhı meclisinin hizmetkârıdır. Bu aziz dostlarını över de över. Sıra kendisine geldiğinde gizli bir mahcubiyetle ‘’Ben kimim ki, Ben karıncanın gölgesiyim…’’ der. Bilmez ki, bu kadar yüce tevazuyu gerçek zanneden saftorikler çıkabilir.
 
Bir Ceylan gördüm. Antalya güneşinde pişer, Ankara’nın, Elmadağ bahçelerinde serinler. Antalya’nın sıcak yaz gecelerinde Halk Ozanı Muharrem Yazıcıoğlu ile birlikte Gülende’nin Beşiği’ni sallar. Sahili öpen köpüklü dalgalara bakarak şiirler, destanlar yazar…
 
Bir Ceylan gördüm. İster ki, gönüller güzel, edepler yüce, ruhlar huzurlu, insanlarımız mutlu olsun. Bunların başarılması için de edep bahçelerindeki ayrık otlarını temizler arada bir. Sarılır kaleme. Kalemini çapa gibi kullanarak zararlı edebi otların köküne vurur da vurur. Elini tutan olsa da, kan ter içinde kalsa da, taş yağmuruna tutulsa da doğru bildiği bu yolda azim ve ısrarla çalışmayı sürdürür.
 
Bir Ceylan gördüm. Çağırır dostları başına. Vatandaş’tan asla vazgeçmez. ‘’Gelin dostlar bir olalım, çağımıza uygun edebi bir yol bulalım, Türkün, Türklüğün, Türk dünyasının sazındaki bir teli de biz tıngırdatalım. Çalalım ama Bam Teli olsun…’’ der. Gülce Edebiyat Akımını başlatır. Gülce’ye Antalya’nın muhteşem güllerinin adını verir.
 
Birçok hevesli çerden çöpten konularla kitaplar yazar. Her gittiği toplumda ‘’Benim şu kadar kitabım var…’’ diye övünür. Aslında yazdığı kitap değil, edebiyat çöplüğüne atılmış bir kürek çöptür. Ceylan sayısı kırka tırmanan, kalıcı, vefa dolu, edebiyat gülü kitaplar yazmıştır. Ancak hiçbir yerde ‘’Benim kitaplarım var. Benim eserlerim var…’ demez. Çünkü onun kadrini kıymetini bilenler bilir. Hindi gibi kabarmaktan kaçınan bir Ceylan’dır o.
 
Bir ceylan gördüm. Dostluğundan, donanımından, tevazusundan, vefasından gurur duyduğum, deli dolu, kabına sığmaz, mertliğinden, edebi yiğitliğinden taviz vermez, güzellikler peşinde koşan bir ceylan. O edebiyat tarihine mermer abideler diken güzel bir şahsiyettir.
 
Siz de gördünüz mü?..
 
Mehmet NACAR       
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi