ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
3. Hacı Kerim Sanılı
#1
3. Hacı Kerim Sanılı
 
 Mustafa CEYLAN /Öldürülen Şairler-Cilt 2-Sayfa:271-280


[b]Azerbaycan Türk Edebiyatının en parlak simaları, asırların diliyle haykırmaya devam etmekte, “öldürseler de ölmeyeceğiz!” demektedirler. Evet, milletine inanan ve milletinin birlik ve beraberliğini savunan, bayrağını büyük bir aşkla savunan, vatan toprağının her çakıl taşına can vermeye hazır olan şairler ki, onlar, asla “ölümlü” değildirler. Ölmek, unutulmak demektir. Unutulmaz izleriyle, ilke, ülkü ve idealleriyle millî varlığımızın mukaddes çizgilerini   çizmiş   olan   şairlerin   yolunda,   açtıkları   bayrağın   gölgesinde, yaktıkları meşalelerin ışığında, Azerbaycanlı şairler yazmaya, yazdıklarını gelecek nesillere armağan etmeye devam etmektedirler.[/b]
Hangi  bahane  ve  hangi  aletle,  hangi  zamanda  katledilirse  katledilsin, “öldürülen şairler”, ölümsüzlük türküsünü söyleyenlerdir. Yazdıklarıyla gönüllere taht kurmuş olanları içinde yaşadıkları ulusları asla unutmaz.
Şairler niye öldürülür?
Şair öldürmek kolay da ondan mı dersiniz? Duygu insanı, mısra işçisi olan
şairi, bir çiçek gibi koparmak kolay da ondan mı? Hiç şüphesiz öyle değil
 
Şair, alnında ışığı ilk duyan; geceyi seherlere döndüren, milletinin aşkı, ışığı, meşalesi, yolu, dili, yüreği olandır. Uyuyan değil, uyanık ve uyaran, lider olan şair, söz sultanı olarak, dilden, kelimeden yüreklere girip orada kalıp iz bırakandır. Paşalara, beğlere, yönetenlere, krallara, çarlara, sultanlara, despotlara karşı halkın en özgün yürek bayrağını dalgalandırıp karşı çıkan şairdir.
 
Azerbaycan Şairleri de, asırlarca olduğu gibi, haksızın karşısına geçip, halkın sözü olmuş; en çok da Moskof mezalimine, Stalin zulmüne karşı durmuştur. İşte bu karşı duruşla, ölüme, düğüne gider gibi gidenler… Onlar ki, “öldürseler de ölmeyeceğiz!” diyenlerdir.
 
1937'de Sovyet lideri Stalin döneminde, [b]Azerbaycan Yazıcılar Birliği’nin % 30 ‘u katledildi. Dikta rejimleri, şairden ve şiirden korkar hep. Şiirin özünde hürriyet vardır, hak ve halk vardır. Diktayı, zulmü, karanlığı ışıkla boğar o öz…[/b]
[b]Tarihler boyunca Rus zihniyeti, başta Ermeni maşaları-uşakları vasıtasıyla da Türk Milleti’ne düşmanlık etmiştir. İşte bu düşman, Azerbaycan Türklerinin millî birlik ve beraberliğini asla istememiş ve o birliği tesis etmek uğrunda çalışan şairleri en küçük suçları olmadıkları halde, öldürmeyi kendine görev saymıştır.[/b]
Maddeten   bir   şairi   ortadan   kaldırabilirsiniz,   ama,   ya   mısralarını, ya  mısralarının haykırdığı şiirlerini nasıl yok edeceksiniz?

İşte bu nedenledir ki, savaşlarda önce “kütüphaneler yakılmış”tır. Kitap ve kütüphane o halkın millî hafızasıdır. Hafızasını yok edemediğiniz milleti yok edemezsiniz. Dede Korkut, Yunus Emre, Hoca Nasrettin’i ve daha bir çok millî hafıza nakışçısını yok edemeyecekler; işte bu sebeple de Türk Ulusunu asla yok edemeyeceklerdir.
 
Azerbaycanlı Şairler, Kırım, Kazak, Özbek, Kıbrıs, Kerkük ve diğer yerlerdeki Türk Şairleri ile aynı kaderi paylaşmışlardır. Çoğunda önce sürgün, sonra ölüm…
*
Hacıkerim Hüseynoğlu Sanıllı, 1878'de Kazak'ın Çaylı köyünde doğdu. 1898'de Kafkasya Öğretmen Okulunu bitirdi. Pedagoji çalışmalarına Haçmaz köyünde öğretmenlik ve okul müdürlüğü  yaparak  başladı.  Ardından  Gence'de  Rus-Tatar  okulunda  öğretmenlik  yaptı. Qazak'ın birçok köyünde de öğretmenlik yapan şair, eğitim faaliyetlerinden dolayı Stanislav Madalyası  ile  ödüllendirildi.  Edebi  yaşamına  devrimden  önce  başladı  ve  eserleri  çeşitli matbaalar tarafından neşredildi. Mahnılar adlı ilk şiir mecmuası, 1919'da Bakü'de yayımlandı. Maarif cephesinde ciddi faaliyet gösteren şair, yeni alfabenin oluşturulması ve hayata geçirilmesi, ders kitaplarının yazımında çalıştı, son yıllarda ise Bakü Okulunda öğretmenlik yapmıştır.  1934'te  Azerbaycan  Yazarlar  Birliğine  üye  oldu.  4  Haziran  1937  tarihinde soruşturma sırasında kurşuna dizilerek öldürüldü”
 
ESERLERİ:
 
Kendimiz ve Aran Köçü, Bakü, 1927.
Namus Davası, Bakü, 1927.
Deli Öküz, Bakü, 1927.
Meymun ve İlan, Bakü, 1927.
Türk Elifbası, Bakü, 1927.
Üçüncü İl, Bakü, 1928.
Turut Gaçagları, Bakü, 1935-1964.
 
Çocuk yaşlarında iyi ve sağlam hafızaya sahip olması çoklarını şaşkına çevirdi. Yazın son günleri idi, köyde koyun kırkımı sona ermişti. Adete göre, bu münasebetle kırkımçılar için koyun kesilir, şenlik kurulur, aşık çalıp okur, bir tür cemaat gergin işten sonra dinçleşirmiş. Böyle şenliklerden birinde mollalar mektebinin  dördüncü sınıfında okuyan Hacı Kerim de yer alıyordu. Alaçıkda çal-çağır sırasında iki kişi aşık gelip şenliğe katılır. Üç-dört şarkı okunnduktan sonra, onlardan biri şenlik katılımcılarına dönüp:
- “Ben size bağlama (muamma) deyecem. Kim onu bulursa, o kişiye bir "beşlik" altın verecem. Eğer bulamazsanız, ben sizin her birinizden bir lira alacağım.”
 
Aşık sazı sinesine basıp, öyle yeni sözüne başlamak istemişti ki, birden ayağı kayıp yıkılıverdi.. Ayrıca kendini kaybetmeyen aşık, oradakilere dönüp:
 
Amcamın oğlu Mürşüddü, Aklıma bir şey düştü. Sorşuram ne zaman
Bu taş buraya düşübdü?
- Diye ortadaki sal taşa işaret ediyor.
Hacı Kerim öne geçip aşığa şöyle cevap verir:
 
Ayağın katı kaydı, Herkes birden gülüşdü. Dünya bine olandan
Bu taş buraya düşübdü.
 
Cevap aşığın çok hoşuna gidiyor. Hacı Kerim'i yanına çağırıp ona bir altın "beşlik" verir. Çocuktaki yeteneğe hayran kalan aşık "Bundan iyi sanatçı olur" deyip, 13-14 yaşındaki Hacı Kerim'i kendisine çırak almak istiyor. Ama dayısı Abdurrahman ağa razı olmuyor. Aşığa "onu okutduracam, çok götürümlü uşaqdı ..." cevabını verir.
 
El-oba ileri gelenlerini, şiirseverlerin anlattığına göre, Hacı Kerim’e doğaçlama şiir söylemek yeteneği anneannesi Şəhriban’dan geçti. El arasında "Şehri karı" olarak bilinen Şəhriban nine çok “bayatı” biliyormuş, kendisinden bayatılar koşar, her işe bir benzetme verirmiş.
 
Çocuk yaşlarında günlerinin çoğunu babası ile kışın kışlak, yazda yaylakda koyun-kuzu gütmekle geçiren Hacı Kerim doğa vurgunu olup çıktı. Eli kalem tutan Azerbaycan doğasının muhteşem dağları, durnagözlü çeşmeleri, sefalı yaylakları, bar behreli Ceyrançölü, Kürkırağı meşelikleri şiirlerinde işlemeye başladı.
 
Hacı Kerim köydeki molla okulunu bitirip Qazak’ da dört yıl Rus-Tatar okulunda okumuş, sonra bir çok Azerbaycan aydınlarının eğitim aldığı Kafkasya (Gori) Öğretmenler Seminariyasında eğitimini sürdürmüştür. Bey soyundan olduğuna göre seminere de 1893 yılında zorlukla, dayısının yardımıyla kabul olmuştu. Nitekim hatıralarında şöyle demişti:

"Seminariya! Gencliğimin en güzel çağlarını sende geçirdim ve ben buna heyfsilənmirəm. Sen bizim halkımızın gözüne ışık oldun, onu medreselerden   aydınlık   odalara   çıkardın,   hasır   üste   durmaktan dizlerinin  kapakları  nasır  olan  çocuklara  zavallının  geldi,  hazırlık kursları açtın. Ben sende Derjavini, Karamzini, Çernışevskini, Puşkini, Tolstoy'u,  Lermontovu,  Krılovu,  Turgenevi  okudum.  Onlardan öğrendim, L.Tolstoy’un okul ve dersliğine ilgim arttı. Ne olaydı, ömür aman gönderse, öğrendiklerimi halkıma çatdıraydım ... "
 
Kafkasya  Öğretmenleri  Ruhban  Okulu  Azerbaycan  şubesini  1898 yılında başarıyla bitiren Hacı Kerim Sanılı, büyük hevesle köylerinde, doğduğu Çaylı Köyü’nde okul açıp ders vermek telaşına düşer. Ancak, bu denemesinden sonra Nuha (Şeki) kazasının Qaçmaz köyü  okuluna müdür olarak atanıyor.
 
Araştırıcılar ve siyasetçiler tarafından XIX yüzyılın ikinci yarısı ve yirminci yüzyılın başları rönesans gibi değerlendirilir : Milli uyanış, halk hareketleri, devrimler, özgürlük ve bağımsızlık uğruna çarpışmalar, basının teşekkülü, aydınlanma gibi konular tarihe geçti.
 
Hacı Kerim böyle bir dönemde öğretmenolarak görev yaptığı köyde ve ona yakın bölgelerde eşitsizliği tam gidermek amacıyla kızlar okulu açmak   düşücesine   kapıldı.   Fakat   bu   düşüncesi,   yerli   mollalar tarafından tepki ile karşılanmış ve onu kâfir olarak adlandırmışlar, aleyhinde komplo düzenleyip yaşadığı eve baskın yapmışlardır.
 
Arzusunu gerçekleştiremeyen Hacı Kerim, mecbur olup Qazax’ a gidip, Poylu köyünde öğretmenliğe döner. Bir süre burada çalıştıkdan sonra Qazak’ın Dağ Kesemen 4 yıllık okuluna müdür olarak atanır. 1904 yılında  doğduğu  memleketi  Çaylı  Köyü’ne  döner,  Çaylı  Kesemen, Poylu, Sınır Kesemen ve Dağ Kesemen’de pedagojik faaliyetini sürdürerek maarifçiliklə raşır…
Çaylı Köyü’nde ve ayrıca komşu köylerde çocuklarla sohbetler yapıyor, onları  yetkin  ve  tanınmış  kişi  olacaklarına  inandırıp  eğitime  teşvik ediyordu.   İyi   yaşamanın,   ilerlemeye   ulaşmanın   yolunun   sadece okumakta ve maariflenmekde olduğunu bildirmekle okula gelen çocukların sayısının her yıl artmasına nail olur. Yetenekli, ama imkânı kıt çocukları okula celb etmekle mali sorunlarını üstlenir. Buralarda yaşayanlar iyi hatırlıyorlar ki, 1905 yılında Kazak kazasının ayrı ayrı köylerinde yedi okul binasının inşaası hakkında düzenlenmiş projeyi Çar’a tasdik ettiren, bu binaların yapımına gerekli mali kaynak ayrılmasını sağlayan, izin alan Hacı Kerim Sanılı olmuştur. Projeye göre, bu binalardan birinin Çaylı köyünde inşa edilmesi öngörülmüştü. Yerel halktan kimse kıyıp kendi toprağını vermiyordu ki, orada inşaata başlanılsın. Bunu duyan kuzeni Muhammed Hacı Kerim’ e haber gönderir ki, “senin hatırına ben kendi toprağımdan 1,5 hektar yer alıyorum, gel, okulu inşa et!”. Bu hayırlı haberden sonra hemen inşaat çalışmalarına başlanılır. Bu yapı 1924 yılından 1989 yılına kadar Çaylı 1 sayılı Orta Okulu olarak görev yapar. Yeri gelmişken, H.K.Sanılı 1913 yılında  pedagojik  faaliyetlerinden  dolayı  III  derece  kutsal  Stanislav nişanı ile ödüllendirildi.
 
Hacı Kerim öğretmen 1905 yılında "Difai", daha sonra ise "Savunma" örgütlerine  üye  oldu.  Ülkesini  sömürgecilik  boyunduruğundan kurtarmak, milletini eğitimli ve bilgili yapmak uğruna her türlü mücadeleye hazır olan Hacı Kerim Sanılı maarifçiliğin yanı sıra, sosyal- siyasi çalışmalarda da etkinlik göstermiştir.
 
Yerel istihbarat idaresinin gözünden kaçmayan bu çabanın sonucu olarak Hacı Kerim Sanılı ilk kez 1906 yılında tutuklandı. Bu durum, terakkiperver insanlar tarafından şiddetle protesto edildi. Hatta Ferudin Bey Köçerli "İrşad" gazetesinde "El için ağlayan gözden olur" makalesi ile hareket ederek tüm Azerbaycan aydınlarını Sanılı’nın cezaevinden kurtarılması  için göreve çağırdı. Neticede Hacı Kerim Sanılı hapisten tahliye edildi. Fakat tehdit onu yine inancından döndürememiş, faaliyetlerine gizli bir şekilde devam etmiştir. 1907 yılı Şubat 9'unda Bakü'ye gelir, "Hayır faaliyetlerinde" bulunur, yoksullara, imkansızlara maddi yardım yapılması için elinden geleni esirgemez.
 
Hacı Kerim'in sosyal-siyasi olaylardaki etkinliği bazı kesimlerde kıskançlıkla karşılanır. Onu sosyal-siyasi olaylardan dışlamak için 1910 yılı Haziran ayında Kafkas Eğitim Dairesi Başkanlığının tayini ile Petersburg Öğretmenler Enstitüsü nezdinde açılmış el emeği kursuna gönderirler.  Orada  okuduğu  yıllarda  Hacı  Kerim  Rus  devrimcileri Belinski ve Çernışevski ile yakından tanışır. Bu tanışma ve Petersburg hayatı Sanılı’nın sonraları sosyal-siyasi yönden şekillenmesine, vatanseverlik ruhunun yükselmesinde önemli rol oynamıştır. Kursu tamamladıktan sonra Qazak’a dönen Sanılı ne kadar çaba gösterse de onu öğretmenlik   mesleğine almamışlardır. Güçlükle de olsa, 1915 yılında  geçici  olarak,  grafik  sanatları  öğretmeninin  yardımcısı olabilmiştir.
 
1917 yılında çarizmin devrilmesi ile ilgili sosyal-siyasi olayların etkisi Qazak’da da hissedildi. Qazak kazasının yönetimi köylüler tarafından büyük nüfuz sahibi olan Hacı Kerim Sanılı’ya verilmiştir.
 
Oluşan elverişli ortamdan sonra Firudin bey Köçerli Kafkasya (Gori) Öğretmenler Ruhban Azerbaycan şubesini acilen Gence'ye taşımaya karar verir. Hatta Gəncə’nin yol uzaklığından şikayetçi olan Firudin bey konuyu acilen  çözmek için 1918 yılında Qazak kaza valisi Hacı Kerim Sanılı’ nın yanına gelir. Azerbaycan şubesinin Qazak’ a yerleştirilmesi için bina ister. Sanılı, eski hocası Firudin bey Köçərli’ yi hoşgörüyle karşılar. Bu işe yürekten taraftar olduğunu bildirir. Hacı Kerim Qazak’ ın değerli insanlarından olan Meşedi İbrahim'i yanına çağırıp meseleyi ona danışır. Hiçbir eğitimi ve bilgisi olmayan Meşedi İbrahim okumanın ve maarifçiliğin taraftarı olduğundan bu teklife çok sevinir ve aynı gün bir İranlı tacirin Qazak’ın merkezinde satışa koyduğu 17 odadan oluşan mülkü 150 altın paraya alıp Firudin bey Köçerliye verir.
Maarife,   kültüre,   ilme   rağbet   besleyen,   ilgi   gösteren,   bu   yolda imkansıza ve fakire arka duran Hacı Kerim Sanılının bu iyiliği cemaat arasında olan saygınlığınıı, nüfuzunu daha çok arttırır. Azerbaycan'da milli hükümet kurulduğunda H.K.Sanılı yerli halkı bağımsız Azerbaycan devletini savunmaya, ona sadakatle hizmete çağırdı. Hacı Kerim Sanılı
1918-1920 yılları Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Parlamentosu üyesi olmuş,  sosyalistler  fraksiyasını  temsil  etmiş,  Kazak  seminariyasına bütçe ayrılmasından dolayı parlamentonun toplantılarında önerilerde bulunmuş ve isteğine nail olmuştur.
 
Rusça, Fransızca ve Farsça'yı mükemmel bilen Hacı Kerim Sanılı Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ ne ve çok sevdiği şerefli öğretmenlik mesleğine sadık kalmıştır. 1922 yılında N.Nerimanov’ un teklifi ile Bakü'ye taşındı, Yeni Türk Alfabe Komitesi Ferhad Ağazade, Bekir Çobanzade, Xudadat Melikaslanov, Mirza Cabbar Mehemmedzade, Hüseyin  İsrafilbəyov,  Mirza  Hüseyin  Camalzadə,  Veli  Xuluflu,  İdris Akkuş (Hasanov), Mansur Qurbanzade ile birlikte çalışmıştır. Bakü'de Tarım  Enstitüsü'nde,  Azerbaycan  Sanayi  Enstitüsü'nde,  1936-1937 yıllarında ise başkentin 25 saylı orta mektebinde rus dili öğretmeni olarak görev yapmıştır.
 
Sanılı Bakü Halk Maarif biriminde müfettiş görevine iken Bakü'de yapılan geniş kapsamlı okul yapılanması ve okuma etkinliklerinde eşsiz hizmetler göstermiştir. Onun "Büyükler için alfabe kitabı" (1924), "Türk alfabesi" (1927), "Üçüncü yıl" (1927), (tekrar yayınları 1929, 1930), "Zulmün sonu" (1927), "Türk alfabesi" (1930) vb. eserleri halkın eğitiminde müstesna rol oynamıştır. O, aynı zamanda, Azerbaycan halk sanatı geleneklerini derinden incelemiştir. Hacı Kerim Sanılı öğretmen, şair idi. Şiirleri "Maarif ve kültür", "Doğu kadını" dergilerinde, "Edebiyat" ve "Komünist" gazetelerinde ve diğer nüfuzlu matbu organlarda yayınlanmıştır. Gerek sosyal-siyasi, gerekse edebi faaliyetinde hep hakkı, adaleti savunmuş, bu yoldan da dönmemiştir.
Onun ilk kitabı ( "Canavarlar hükümeti") 1918 yılında yayımlandı. 1919 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde Bakü'de "Nevruz" Matbaası tarafından "Yeni şerqiler" kitabı yayınlanmıştı. Bundan sonra "Kəndimiz  ve  Aran  göçü"  (1927),  "Namus  davası"  (1927),  "Zulmün sonu" (1927) ve "Turud kaçakları" (1935), (1964), "Seçilmiş eserleri" (1993) şiir kitapları yayınlanmıştır.
 
Yirminci yüzyılda Azerbaycan edebiyatında ilk tarihi manzume tarzının temelini atan Hacı Kerim Sanılı’nın  şiirlerinde Arapça, Farsça ve diğer dillerden geçme sözlere rastlanmaz. Dil konusuna çok ciddi çalışmalarda bulunmuştur. Nitekim, 1934 yılında Azerbaycan yazarlarının I kurultayında bu konu ile ilgili konuşma yapmış,   kendi dilini beğenmeyip, yabancı dil konuşanlara:
 
Bundan sonra yeni yollar açılır, Bu yollara renkli çiçek saçılır. Özge şive, özge sözden kaçılır
Daha bir de biz uymarıq her yada.”
 
-  Diyerek  Arap,  Fars  ve  Rus  kökenli  ifadelerden  kaçmayı  tavsiye etmiştir. Şairin bu düşüncesini anlamayan meddahlar ise 1934 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliği'nin I kurultayında Hüseyin Cavid’le, Ahmet Cavad’la birlikte Hacı Kerim Sanılı’yı da eleştiri yağmuruna tutarlar.

ylece ağa siyah, siyaha beyaz diye diye "Azerbaycan toprağını ve doğasını bir doğabilimci kadar öğrenip şair dili anlatan (Mesud Alioğlu) Hacı Kerim Sanılı’yı 1937 Haziran 3'te gecenin karanlığında Hüseyin Cavid, Ahmet Cevad, Mikail Muşfiq, Veli Xulufl’dan bir gün önce NKVD hapishanesine yolcu ettiler.
 
Bundan altı gün sonra 9 Haziran 1937 tarihinde "Edebiyat gazetesi" Azerbaycan Yazarları Birliği'nin görüşünü ifade ederek : "Sovyet Yazarlar  Birliği'nde  Sovyet  edebiyatını  ve  onun  temelini  yıkmaya çalışan Çemenzeminli, Sanılı, H. Cavid, M.Müşfiq, A.Musaxanlı, S.Hüseyn gibi düşmanlara yer yoktur. " diye yazıyordu.
 
Hiçbir  partinin  üyesi  olmadığı  halde,  Azerbaycan  vatandaşı,  şair, Ticaret ve Kooperasiya Enstitüsü öğretmeni Sanılı’ nın eksinqilabi(karşı devrimci)-milliyetçi organizasyonunda faaliyet gösterdiğinden bahisle, vatana ihanet suçlaması ile hapsedilir. Mutabık kalınan ve kabul edilen karar, Halk İçişleri Komiseri Sumbatov tarafından onaylanır. H.K.Sanılı hakkında verilen kararda ayrıca gösterilir ki, "Qolçomaq ailesinden olan H.K.Sanılı Azerbaycan'ın sovyetləşməsi zamanında ” Azrail fırkası” adlı bir örgüt kurmuştur.  Ticaret ve Kooperasiya Enstitüsü öğretmeni olan şair, yazar Azerbaycan güvenlik görevlilerinin dikkatini çekmiştir. Öğretmen,  şair  ve  halk  adamı  olarak  tanınan  Hacı  Kerim  Sanılı’ya zindanda   olmadık   işkenceler   yapılır.   Şair   ileri   yaşında,   karanlık zindanlarda   hapsedilir.     Soruşturma-tutanaklarında,   ister   çarizm döneminde, ister Cumhuriyet zamanında, isterse    Sovyet hakimiyeti kurulduktan     sonra    H.K.Sanılı        halkının                      özgürlüğü,     vatanının bağımsızlığı, milletinin birliği uğruna mücadelelerde aktif rol onayladı.
 
NKVD bodrumunda günde birkaç kez dövüldü-söyüləndən sonra araştırmacı: "Sen küçük burjuva şairisindir, boynuna al! .." - Deyende Hacı Kerim Sanılı cevap verir ki, "eye, küçük burjuva ne kopooludur ki, ben onun şairi olum ?! olsa- olursa ben büyük burjuva şairi olurum Ama düzünü bilmek istiyorsan, ben el şairiyem! "
İki ay kadar NKVD zindanarında azap ve işkenceye maruz kalan özgürlük ve hak mübarizi Hacı Kerim Sanılı ömrünün 60. sonbaharında mehkemesiz-filansız ölüm odalarında azap ve işkenceye dayanamayıp (güya kalp yetmezliğinden) öldü.(1)

*
Hacı Kərim Sanılı’ nın 1919 yılında "Novruz" matbaasində basılmış "Yeni Şərqilər" kitabından MARŞ şiiri şöyledir:
 
“Azəri türkləri qoyma düşməni
O gələ eyləyə sizləri əsir!
Yüz zülm ilə əzdilər səni
Həm dilin, adətin etdilər həqir!
Bu vətən sizlərin köhnə yurdudur
Canınız, qanınız onda bəslənib.
Qalx! Qalx! qardaşım bağla xəncərin
Xunxarlara sən olma dəstkir!
Ey uca dağların Çolpa tərlanı!
Uç-uç vaxt olub düşmənin gəlir.
Ey qalin ormanin körpə aslanı
Sizləri əyəmməz qovğada dəmir!
Ey bizim gənc qoşun, odlu sinəni!
Mərdi-mərdanə sən düşmənə çevir!
Göstər onlara sən qanlı nizəni
Qansın o kəm keçib gördüyü əsr!
Düşmənin cənginə bir də keçməyin!
Gülləmiz düz vurur qılıncımız kəsir!”
 
(1):Rahman Salmanlı
Azərbaycan.- 2010.- 27 iyul.- S. 4.
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi