ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
7. EMİN ABİD
#1
7.EMİN ABİD
 
 MUSTAFA CEYLAN / ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER-CİLT2-Sayfa:289-298


ALİ HÜSEYİNOĞLU ŞAMİL’in yazdıklarına göz atacak olur isek, öldürülen Azerbaycanlı Şairlerin unutulmaz öykülerine ulaşmış oluruz.  Emin Abid ve Müznib aynı babanın evlatları, iki kardeş yani. Onlar Azerbaycan davası için gözlerini kırpmadan ölüme koşanlardır. Gelin hep birlikte bu kaynağa bakalım.

1938 yılında Sovyet gericiliğinin kurbanı olan Emin Abid’e itibarı 24 yıl sonra geri verildi. Aslında  bu  olay  fiziki  bir  beraat  idi.  Stalin’in  ölümünden  sonra,  sosyalist  düzenin  ortaya çıkardığı kusurların ve kabahatlerin tamamı onun hanesine yazıldı. Komünist Partisi ile onun oluşturduğu sosyalist sistemi kurtarmak için akıtılan kanlar, yapılan soykırımlardan sadece bir tek kişi mesul tutuldu. 1956 yılında, Sovyetler Birliği’nde 1920-1950 tarihleri arasında hapse atılmış, kurşunlanmış kimselerin ekseriyeti itibarına kavuşturılmuş oldu. O yıllarda hapse atılan yüz binlerce insanın çoğu ağır şartlara tahammül edemeyerek öldüler. Yaşayanlar ise toplumdaki eksikliklerle mücadele edebilecek durumda değillerdi. Onlar için “sözde” bir iade-i itibar kararı verilse de hapse atılanlara ve kurşunlananlara verilen zararlar tazmin edilmedi. Zulme maruz kalmış yazarların, şairlerin ve araştırmacıların eserlerinin yayımlanmasına izin verilmedi. Emin Abid’e ise iade-i itibar, genel aftan 21 yıl sonra, yani 21. 12. 1961 tarihinde verildi'.”

*
1898 tarihinde Bakû’de doğan Zeynelabidin Mutalliboğlu Ahmedov     [(Emin Abid’i yakından tanıyan ve 1930 yılında KGB tarafından hapsedilerek sorgulanan Azerbaycan Politeknik Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi Doç. Dr. Elesger Aliyev, savcının Emin Abid’le ilgili sorusu karşılığında şunları demiştir:

Ben Emin Abid’i çocukluğundan beri tanıyorum. Onun asıl adı Zeynelabidin Mutallibov’dur). Neden Emin Abid oldu sorusunun cevabı ise şudur: Onun “Emin” ismini alması Türkçülüğe meyilli olmasının ve Müsavat Partisi’nin başkanı Mehmet Emin Resulzade’ye olan saygısının ifadesidir.  İlk tahsilini annesi molla Reyhan’ın evlerinde açtığı okulda aldı. Sonra da Çar Rusya’sının mahalli halktan kendilerine hizmet edecek kadrolar yetiştirmek gayesiyle açtığı Rusça eğitim yapan III Aleksander Lisesinde devam ettirdi. Bu okulda öğretmen ve öğrencilerin mahallî dilde konuşmaları yasaktı.

İlk tahsil yıllarında Arapça Kur’an okumayı öğrenen, Sadi’nin Farsça yazılmış Gülistan, Bostan gibi eserlerini ezberleyen ve lisede Rusça tahsil alan Emin Abid 1912 tarihinden itibaren Baku, Tiflis ve Erivan’da yayınlanan gazete ve dergilerde Türkçe makaleler, hikâyeler, şiirler ve tercümeler  yayımlatmıştır.  Onun  yaptığı  tercümelerde  de,  yazdığı  şiir  ve  hikâyelerde  de coşkulu bir milliyetçilik havası hâkimdir. Onun milliyetçiliği ise bölgesel bir karakter taşımamaktadır. 14-15 yaşındaki bir gençte böylesi milliyetçiliğin, yurtseverliğin ve coşkunluğun kaynağı ne idi? Abid’in ağabeyi şair Ali Abbas Müznib aileleri konusunda şunları söylüyor: “Annem engin fikirli, keskin zekalı ve bilgili bir kadındı. Evin geçimi tamamen onun elinde idi. El sanatlarında iyi bir beceriye sahip olduğundan akşamları altın sırmalı başlık, yakalık, ayakkabı üstlüğü  diker  gündüzleri  öğrencilere  ders  verirdi.  Evimizin,  ocağımızın  ayakta  kalmasının sebebi annemdir. Babam cahil birisiydi; ancak evlatları olan bizlerin aydın insanlar olmamızı isterdi ve bütün gücünü bu yolda harcardı”1'.
 
Babası  taş  işçisi  olan  Emin  Abid’in  kökü  Bakû  hanı  Hüseyinkulu  Han’a  kadar  uzanıyor. Çarizmin bütün baskılarına ve takibatlarına rağmen bu ocakta işgalcilere karşı derin bir nefret duygusu hakim olmuştur. Kaynaklarda, taş işçisi Mutallib’in üç oğlu hakkında çok az bilgiyle karşılaştık. Büyük oğlu şair, tercüman, gazeteci, yayımcı Ali Abbas Müznib, ikinci oğlu Ebülfez, üçüncü oğlu ise Zeynelabidin Emin Abid’dir.

1905 yılında Rusya’da meydana gelen ihtilâlden sonra rejim çatırdamaya başladı. Dolayısıyla sömürge halklara kendi ana dillerinde okul açmaları, gazete ve dergi yayınlamaları konusunda konmuş engeller azaldı, sansür mekanizması zayıfladı. Araba tamircisi Ali Abbas Müznib bu ortamdan faydalanarak süreli yayınlarda boy göstermeye başladı. 1909 yılında yayın hayatına başlayan Zenbur dergisinin önemli yazarlarından biri, 1910 yılında ise genel yayın yönetmeni oldu. Zenbur kapandıktan soma Ali Abbas Müznib 18 Aralık 1910 tarihinde ilk sayısı çıkan Hilal adlı gazetenin, bunun kapanmasından üç gün sonra yayına başlayan Şahabi-saqib (yakıcı yıldırım) dergisinin genel yayın yönetmeni oldu. Ancak bu derginin ömrü de çok kısa sürdü.

Ali Abbas Müznib, 1911 yılında Çar Rusyası ve sömürgecilik aleyhinde Hilal gazetesi ile Şahabi Saqib dergisinde yazdığı şiir ve makaleleri yüzünden Sibirya’ya sürgün edildi. 1913 yılı ise, Romanovlar Sülalesinin iktidara gelmesinin 300. yıl dönümü olduğundan çıkarılan genel aftan yararlanan şair de vatana döndü ve çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.
 
Böylesi bir ailede büyüyen Emin Abid genç yaşlarından itibaren Abid, Abid Mutallibzade, Abid Mutalliboğlu, Abid Alp Mutalliboğlu, Kozgurak Bey vs. imzalarla gazete ve dergilerde şiirlerini, makalelerini yayımlattı. Azerbaycan halkı 28 Mayıs 1918 tarihinde Osmanlı ordusunun da yardımı ile Rusya'nın pençesinden kurtuldu ve kendi devletini kurdu. Yeni kurulan devlet Emin Abid’in arzu-larının gerçekleşmesi için imkân yarattı. O, bu fırsattan istifade ile Azerbaycan Maarif Komiserliği’ne yazdığı dilekçede İstanbul’da tahsil yapmak istediğini bildirir. İsteği kabul olan E. Abid İstanbul’un yolunu tutar.
 
Önce İstanbul’daki Darülilmiyeyi-aliyeyi bitirir ve vatana döner. Azerbaycan’da meydana gelen değişiklikler, milli hükümetin yıkılması, Bolşeviklerin 27 Nisan 1920 tarihinde vatanı yeniden işgal etmesi, millî düşünceli insanların çoğunun kurşunlanması, hapse tıkılması ve takibata maruz kalması şairi çok rahatsız eder. Emin Abid, “Gültekin” imzasıyla yazdığı şiirlerde Rusya’nın emperyalist siyasetini ifşa eder ve halkı mücadeleye sesler.

O yıllarda Bolşevikler Azerbaycan’da yeni okullar açıyor ve kadrolar hazırlıyordu. Emin Abid de böylesi bir muhitte yaşayamayacağını anlayıp tekrar İstanbul’a dönerek Darülfünunun (İstanbul Üniversitesi) Tarih-Edebiyat Fakültesinde tahsilini devam ettirir. Azerbaycan’ın yüksek okulları ve  diğerlerinde  ders  kitabı  yetersizliğinden  dolayı  genelde  Rusçadan  tercüme  edilmiş kitaplardan ya-rarlanılıyordu. Emin Abid bu boşluğu ortadan kaldırmak için Azerbaycan Türklerinin Edebiyat Tarihi adlı eseri üzerinde çalışmaya başlar.
 
Azerbaycan Maarif Komiserliği ise yüksek ve orta seviyeli okullarda öğretmen ve öğrencilerin “Azerbaycan  Edebiyatı”  sahasındaki  ders  kitabı  ihtiyacını  karşılamak  için  Feridun  Bey Köçerli’nin Azerbaycan Edebiyatını ve Hüseyin Efendi Qayıbov’un Azerbaycan’da Meşhur Olan Şüeranın  Eşarına  Mecmuadır'  adlı  eserlerini  birkaç  yazar  ve  tecrübeli  öğretim  elemanına vererek  hangisinin  yayınlanmaya  değer  olduğunu  öğrenmek  ister  .  Azerbaycan’ın  yüksek okulla-rında ders vermek gayesiyle Türkiye’den davet edilen İsmail Hikmet’e de Azerbaycan Edebiyat Tarihi’nin hazırlanması  talimatı verilir.
 
Emin Abid, böyle bir dönemde Türkiye, İran ve Kafkasya kütüphanelerinde, arşivlerde araştırmalar yapmakla yetinmiyor, Budapeşte ve Viyana gibi yerlere de araştırma gayesiyle gidiyor ve tanınmış Türkologlarla görüşüp onların da fikirlerini alıyor. Elde ettiği bilgilerle donatılmış makalelerini sadece İstanbul ve Ankara’da yayımlatmakla da yetinmiyor aynı zamanda  Türk  Ocağı’nın  faaliyetlerine  de  katılıyor.  Orada  Azerbaycan  edebiyatı  ile  ilgili tebliğler sunuyor, Mehmet Emin Resulzade’nin başkanlığında yapılan muhaceret toplantılarına katılıyor ve Yeni Kafkasya dergisinde gizli imzalarla şiirler ve makaleler yazıyor.
 
Emin Abid’in Azerbaycan basınında yayımlanan ilk İlmî makalesinin adı “Azerî Edebiyatında Türkçenin Tekamülü”dür. Dergi bu makaleyi şu şerhle vermiştir: “İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesini  bitirmekte  olan  vatandaşımız  Emin  Abid’in  bu  birinci  makalesini  büyük memnuniyetle yayınlıyoruz. Makalede hocası muhterem Prof. Dr. Köprülüzade’ nin talebesi olarak üzerindeki etkisi de hissedilmektedir. Bununla birlikte arkadaşımız Emin Abid’in bu ilk makalesi, tamamen Avrupa’ nın İlmî sistemini ve muhakemesini de İlmî esaslar üzerine bina etmesi, bu yönde çaba göstermesi, ileri sürdüğü fikirleri de her türlü nakilden uzaklaşarak İlmî tarzda dile getirmesi yönünden makale sahibi için değerli meziyetlerdir...”

Araştırma aslında Oğuz Türklerinin yayıldığı alan, edebiyatları ve dilleriyle ilgilidir. O devir için oldukça mühim olan araştırmada yanlışlıklar da vardır. Yazar, sonraki araştırmalarında yaptığı hataları samimiyetle itiraf etmiş ve onları tamire çalışmıştır. Hatta diğer araştırmacıları da hata yapmamaya çağırarak şunları yazmıştır: “Azerbaycan Türkçesinin hicri yedinci ve sekizinci yüzyılda başlaması fikri Prof. Köprülüzade’nindir. Azerbaycan’da Türkler tarafından vücuda getirilen “feodalleştirme”nin ekonomik gelişmesine uygun olmayan bu iddiayı yanlış olarak ilk defa matbuatımızda talebesi olmak sıfatıyla ben nakletmiştim. Halbuki sonradan  edebiyatımızı incelemeye başlayınca hareketimin kesinlikle doğru olmadığını ve yeni bulduğum belgelerin de bu yanlışlığı meydana çıkardığını anlamam mümkün oldu. İsmail Hikmet’in de benim ilk durumum gibi aynı etkiye kapıldığı görülmektedir” .
 
Emin Abid’in İstanbul Üniversitesi’nde okuduğu zaman yazdığı bir makale   büyük tartışmaya sebep oldu. O, allegorik Sohbet-ül Esmar (Meyvelerin Sohbeti) adlı mesnevinin 16. yüzyılda yaşayan Fuzuli’nin eseri olduğunu söylüyordu. Prof. Fuat Köprülü ise bunu bir yanlışlık olarak kabul ediyordu. Böylelikle hoca ile öğrencisi arasında tartışma başlıyordu. Aynı tartışmayı Aziz Mir   Ahmedov ile Sabir Aliyev 1986 yılında devam ettirmişlerdi. Abid, yalnızca hocası, ülküdaşları ve kalem dostları ile değil ilimde hata yapmış en nüfuzlu kurumllarla bile tartışmaya girmekten  çekinmiyordu.  Yazmış  olduğu  “Büyük  Sovyet  Ansiklopedisi”,  “Türk  Edebiyatı”  , “Zararlı Tenkitler”  adlı makaleleri o devir için oldukça cesurca idi. Moskova’da yazılan veya yayımlanan herhangi bir makale ya da kitabın, Sovyetler Birliği’nin genelinde yol gösterici, doğru yola yöneltici bir belge sayıldığı bir zamanda, Emin Abid Sovyetler’in stratejik plânlarına karşı çıkarak şunları yazıyordu: “Örneklerini, Azerbaycan edebî Türkçesinden değil de, köy ağızlarından götüren akademisyen (makalenin yazarı Türkolog V.Kurgo-Nryajin kastediliyor) mahallî ağızları edebî Osmanlı lisanı ile karşılaştırarak aralarında büyük bir farklılık olduğunu gösteriyor.”
 
Emin Abid’in bu rahatsızlığı boşuna değildi. O, Çar Rusya’ sının Azerbaycan Türklerini soydaşları ve kan kardeşleri olan Türkiye Türklerinden ve diğer ırkdaşlarından ayırmak için hangi siyaseti yürüttüğünden haberdar idi. Deli Petro olarak bilinen Rus çarının işgalcilik plânı ilk defa onun da çalıştığı ve ağabeyi Ali Abbas Müznib’in genel yayın yönetmenliğini ve yazarlığını yaptığı Dili tenkit etmesinin tamamen göz boyamadan ibaret olduğunu, millî meselelerde ise Çarlığın plânlarını harfiyen hayata geçirdiğini açık bir şekilde görüyordu. Bunun için de bütün yazılarında onlara karşı çıkıyordu.

Büyük  Sovyet  Ansiklopedisi'nin  8.  cildinde  “Azerî  lehçesinin  ayrı  ayrı  konuşma  tarzları arasındaki fark çok büyük olmasına rağmen Azerbaycan Türklerinin tamamı birbirlerini anlamakta güçlük çekmiyorlar” şeklindeki düşüncesine de, “Azerbaycan edebiyatnın Safeviler devrinden başlaması” fikrine ve diğer hatalara karşı da sert tepki gösteriyordu.

1929 Temmuz’unda Moskova’da yayımlanmış Peçati Revolyutsiya (Medya ve İhtilâl) dergisinde Ali Nazım’ın “Azerbaycan Edebiyatı” adlı bir makalesi yayımlanır. Emin Abid’e göre bu makale, yazarın İhtilal ve Kültür (Bakû), Tan Yıldızı (Tiflis), Türk Yurdu (İstanbul) dergilerinde yayımlanmış makalelerinin Rusçaya tercümesinden ibarettir. Derginin, Sovyetler Birliği’nin stratejisini takip eden bir yayın organı olmasına rağmen Emin Abid onu tenkit etmekten çekinmiyor. Azerbaycan Edebiyatı tarihinin 13. yüzyılda yaşayan Hasanoğlu ile başlatılmasını yanlış kabul ediyor. Hasanoğlu’ndan önce Veys oğlu Ahmet’in, Şems Tebrizi’nin varlığını belirtiyor. Edebiyat tarihimizin 7. yüzyıldan başladığını ileri sürüyor. Oğuzname’yi de yazılı ve sözlü edebiyatımızın başlangıcı kabul ediyor.
Ali Nazım’ı sık sık proleter edebiyat metotlarını, Marksizmi bilmemekle suçlayan Emin Abid, edebiyat tarihimize bütün bunlardan uzak bir metotla yaklaşım göstererek şunları yazıyor: “Ali Nazım, büyük edibimiz Mirza Fethali Ahuntzade’yi Türk halkları edebiyatı içinde incelemeyi Türülük ideolojisi olarak kabul ediyor ve bu bakımdan M. F. Ahuntzade’nin bazı çalışmalarına
cum ediyor”.

Emin Abid’e göre “Bir edebî devir veya bir edebî sima hakkında doğru bir karara varmak için” onun yetiştiği sosyal ve edebî şartları araştırmak gerekiyordu. Bu sebeple M. F. Ahuntzade’nin Türk edebiyatının gelişmesindeki rolünü gerçek anlamda belirleyecek faktörleri ortaya koyuyordu.
Araştırmacı yönüyle Emin Abid geçmişi yaşayarak eser veren edebî simaları değil, Nazım Hikmet’in sanatına Türk edebiyatı yönünden yaklaşım gösterilmesinin gereğini ileri sürerek yazıyor: “... Bugün Türkistan, Tataristan, Kırım, Türkiye matbuatında Nazım Hikmet hakkında birçok tahliller yapıldığını, eserlerinin tekrar tekrar yayımlandığını ve onlara nazireler yazıldığını görmekteyiz.

Bu ne demektir? Bu durum, Azerbaycan proleter edebiyatında ilk defa kendini gösteren Nazım Hikmet’in bütün Türk halkları edebiyatı üzerinde gereken etki bıraktığını gösteriyor. Bunun için bir tenkitçi veya edebiyat tarihçisi, Nazım Hikmet’i Türk edebiyatının akışı içinde incelemezse, onun edebî yönünü sadece hayalinde canlandırmış olur.

1926 yılında Tiflis’te Kafkas Ardı Merkezi İcra Komitesi’nin organı olan Yeni Fikir gazetesine İstanbul’dan yollanan bir yazıda şunlara işaret edilmiştir: İstanbul Darülfünun (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesini bitirmek üzere olan öğrencilerden Emin Abid’in mezuniyet tezi olarak hazırladığı Azerî Türk Edebiyatı Tarihi adlı eseri üniversitenin imtihan komisyonu tarafından kabul edildi. İlmi usûllerle yazılan bu inceleme “Meclis-i Müderrisin” (profesörler heyeti) tarafından takdir edilerek yayımlanmasına karar verilmiştir. ...Darülfünunda kabul edilen ise eserin son yüzyıla ait tek cildidir. Eserin geneli altı ciltten ibarettir. Azerî lehçesinin zuhur ettiği tarihten zamanımıza kadar Azerbaycan’da meydana gelen fikri ve edebî olaylar, çağdaş sosyolojik metotlarla, karşılaştırmalı tahlil ve sentezler doğrultusunda hazırlanmıştır.

Eserin özeti genç Macar oryantalistlerinden madam Margit Pollu tarafından Macarcaya tercüme edilmiştir. Eseri yazan Emin Abid, Azerbaycan Sosyalist Şurası hükümeti tarafından Avrupa üniversitelerine yollanan gençlerin en çalışkanıdır”.

Bu kayıtlardan ve gazetede yayımlanan başka yazılarından Ali Şahbazov’un sadece Emin
Abid’i değil İstanbul Üniversitesini de iyi tanıdığı açıkça görünüyor. Başka kaynaklar da Emin Abid’in  altı  ciltlik  edebiyat  tarihi  eserini  yazdığını  onaylasa  da  onu  bugüne  kadar  ele geçiremedik.

1970 yılında Bakû Devlet Üniversitesi’nde okurken Emin Abid’in ağabeyi Ali Abbas Müznib’in büyük oğlu Hüseyin Necdet’in (tahminen 1956 yılında vefat etmişti) eşinden bir hayli el yazması alıp Azerbaycan Devlet Edebiyat ve İncesanat Arşivi’ne verdik. Bunların ekseriyeti Emin Abid’e aitti.

Bu arşivde Emin Abid’in siyah mürekkeple, eski yazıyla özenle tashih ettiği, ilâveler yaptığı Azerbaycan Türklerinin Edebiyat Tarihi adlı eseri korunmaktadır . El yazması eser 316 sayfadır ve asıl bölümü ise, Kitab-ı Dede Korkut'un incelemesi oluşturuyor. Emin Abid bu ölümsüz abideyi Oğuzname'nin bir kısmı olarak inceliyor. Sadece Türkçe kaynakları değil Avrupalı oryantalistlerin, seyyahların kayıtlarını da ortaya koyuyor ve Kilisli Rıfat’ın doğru okuyamadığı bir çok kelimenin Azerbaycan Türkçesindeki okunuş şeklini de veriyor.

1928-1930’lu yıllarda Emin Abid’in Dede Korkut’la ilgili iki makalesi yayımlanıyor . Bu makaleler ise  Dede  Korkut’la  ilgili  araştırmaların  temeli  oluyor.  Emin  Abid,  destanın  el  yazmasında bulunan bazı kelimeleri Azerbaycan Türkçesi ile okuyarak yer adlarının Azerbaycan’da ve ona yakın bölgelerde bulunduğunu göstermiş olsa da, mahallîlikten çok uzak bir düşünce ile Kitab-ı Dede Korkut' u genel Türk abidesi olarak araştırıyor.

Emin Abid Bakû’ye döndükten sonra büyük bir istek ve hevesle İlmî ve pedagojik faaliyetlerine başlıyor. Bakû Pedagoji Yüksek Okulunda ders veriyor. Bakû Üniversitesinde, Bakû Maarif Evi Edebiyat  Demeğinde  edebiyat  tarihimizle  ilgili  tebliğler  sunuyor,  Bakû,  Tiflis,  Derbent, Semerkant  ve  Ankara’da  yayımlanan  dergi  ve  gazetelerde  araştırmaları  yayımlanıyor.  Bu durum çok sürmüyor; çünkü 1917  yılında Ekim devriminden sonra komünistler hâkimiyete gelmiş olsalar da kuracakları devlette aile, ahlâk, tahsil, eğitim, edebiyat ve sanatla ilgili belirli bir düşünceleri yoktu. Ülkeyi bir yenilik arama dalgası bürümüştü. Neredeyse geçmiş tamamen inkâr ediliyordu. Hatta fabrikaları, demir yolunu vs. söküp yenilerini yapmak gibi sesler duyuluyordu. Kendilerini komünistlere daha yakm kabul eden edebiyatçılar eski şiir örneklerini “sufi  şiiri”,  “kokuşmuş”,  “ilkel”,  hatta  “gayri  kültürel”  kabul  ediyorlardı  .  Bazıları  da;  “biz yüzümüzü Fu- zulilere, Nesimilere, Vakıflara, Mirza Fethalilere, Hüseyin Cavitlere değil, Verhamlara, Uitmenlere, Jules Romanlara, Mayakovskilere ve bütün dünya klasiklerine çeviriyoruz” diye yazıyorlardı.

Böylesi bir ortamda Emin Abid  “Yüksek Okullarda Azerbaycan Edebiyatı”,  “Hece Vezninin Tarihi” , “Derebeylik Devrinde Azeri Edebiyatı”, “Mirza Feth Ali Ahuntzade’nin Türk Edebiyatındaki Konumu ve Meydana Getirdiği Edebî Okul”, “Türk Halkları Edebiyatında Mani Türü ve Azerbaycan Bayatılarının Özellikleri”, “Firdevsi ve Azerbaycan Edebiyatı”   vb. makalelerini yayımlattı.
 
Emin Abid, “Hece Vezninin Tarihi” (edebiyat teorisi hakkında) adlı makalesinde, hece vezninin, Turfan  abidelerindeki  yazılardan  günümüze  kadar  geçtiği  yolu  izliyor.  Kaşgarlı  Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk, Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig, Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet adlı eserlerinden örnekler veriyor. Yunus Emre’nin, Hatayi’nin, Kerem’in, Karacaoğlan’ın, Ruhi’nin, Vakıf’ın, Dertli’nin, Mahtumkulu’nun, Mehmet Emin’in vb. geçtikleri sanat yollarını karşılaştırmalı olarak inceliyor. Bu konuda kendinden önce söz eden Türkologların düşüncesine müracaat ediyor, bazen onlarla tartışmaya girişiyor. Ko-nuyu öylesine güzel araştırıyor ki, onu dikkatle okuyan bir genç aydın kendi köküne, kendi soyuna sıkı sıkıya sarılıyor.

Emin Abid, “Türk Halkları Edebiyatında Mani Türü ve Azerbaycan Bayatılarının Özellikleri” konulu makalesinde beş bin maniyi ve bayatıyı karşılaştırıyor. Turfan, Altay, Özbek, Mişer, Kazan, Gagavuz, Anadolu, Irak, Dağıstan Türkleri arasında yayılan yedi heceli dört mısralı şiir şeklini, onların ikiz kardeşleri olan Azerbaycan bayatıları ile karşılaştırıyor ve hepsinin aynı pınardan kaynaklandığını inandırıcı delillerle ispat ediyor.

Hammer, İgnat Konş, V. Radlof, M. Fuat Köprülü, Haşim Nahit, Salman Mümtaz, Samoyloviç vb. tanınmış araştırmacılarla birlikte bu konuda birkaç satır yazanların düşüncesine de saygı gösteriyor.
Emin Abid’in bu araştırmaları, halkı kendi kökünden uzaklaştırmak isteyenlere tutarlı bir cevap ve genç kalemleri yolundan saptırmak isteyenlere karşı ise son derece güçlü direnme idi. Bunu çok  iyi  anlayan  hâkimiyet  organları  onu  her  vasıtayla  sıkıştırıyor,  işten  atıyor  ve  takip ediyorlardı.
1929-1934 yılları arasında merkezden uzaklarda Guba’da, Ağdaş’ta, Ağdam’da meslek yüksek okullarında ve diğer okullarda ders vermek mecburiyetinde bırakılan Emin Abid’i 1934 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bakû İlimler Akademisi’nin Azerbaycan bölümüne işe almaya mecbur oluyorlar. Çünkü o devirde Azerbaycan Komünist Partisi, Mirza Feth Ali Ahuntzade’yi, eserlerinde din ve eski alfabe aleyhine söylenmiş fikirleri dolayısıyla kendi ideoloji-sine yakın bilerek, onunla ilgili muhtevalı eserler hazırlamak ve doğum gününü kutlamak kararına varmıştı. Ancak böylesine ağır ve sorumluluk taşıyan bir işin üstesinden gelebilecek Emin Abid gibi araştırmacılar ise çok az bulunmaktaydı. Meşhur filozof ve dramaturg Mirza Feth Ali Ahuntzade’nin eserlerinin Türkçe ve Rusça olarak yayına hazırlanması Ali Nazım ile Emin Abid’e havale edildi. Onlar M. Feth Ali Ahuntzade’nin üç ciltlik eserini  yayına hazırlayarak geniş ön söz ve açıklamalar yazdılar; ancak 1937 yılında millî düşünceli kimseler için başlayan takibat ve baskı politikası hazırlanan bu eserin yayımlanmasına engel oldu. Ancak Emin Abid’in o devirde çıkan ona yakın makalesi Ahuntzade ile ilgili çalışmalara son derece yardımcı oldu. Emin  Abid  ilk  olarak  Ahuntzade  hakkında  Avrupa,  Türkiye,  Rusya  ve  Azerbaycan’da yayımlanan araştırmaları karşılaştırdı ve yanlışlıkları ortaya koydu. Bundan başka hâkimiyet yularını elinde tutan ideolojinin bakış açısına ters bir bakış ortaya koydu. Emin Abid’e göre M. F. Ahuntzade’nin sanat anlayışını idrak etmek için mutlaka ona Türk halkları edebiyatı çizgisinden yaklaşılmalıdır. Araştırmacı bu fikirlerini ispatlamak için de Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tataristan ve Türkiye’de oluşan edebiyatı ve tarihi gözler önüne seriyordu. Türkiye’de meydana gelen Tanzimat Edebiyatı üzerinde hassasiyetle duruyor, Akif Paşa, Sadullah Paşa, Ziya Paşa’dan söz ediyor, İbrahim Şinasi ile M. F. Ahuntzade’nin bir devrin insanları olduğunu ileri sürüyordu.

Emin Abid 1935 tarihinde iş yerine sunduğu listede İlmî eserlerinden, tercümelerinden, şiirlerinden başka yayımlanmamış diğer eserlerini de gösteriyor. Bunlar arasında Mirza Şefi Vazeh,  M.F.  Ahuntzade’nin  Arşivinin  Tasviri,  Azerbaycan  Folkloru,  Edebiyat  Tarihimizde Sabir’in Konumu, Habibi, Natevan, 17. Yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı vb. günümüze kadar gelip ulaşsalar  da  henüz  araştırmacıların  dikkatini  kendine  çekememiştir.  Ancak  “M.  F. Ahuntzade’nin İlmî ve Edebî Görüşleri”, “Vakıf’, “Azerbaycan Sözü Tarihte ve Bu Sözle İlgili Azerbaycan İlmi Edebiyatında Çeşitli Akımlar”, “Azerbaycan Edebiyatında Şiir Şekillerinin Gelişmesi Problemleri”, “Azerbaycan Edebiyatı Araştırmacılığının Gelişmesi Problemleri ve Bizim Metodik Yanlışlıklarımız”, “Nesimi’nin Arapça ve Farsça Şiirleri”,“Bir Daha Sohbet-ül Esmar” vb. araştırmalarından hiçbir iz bulamadık .

12 Aralık 1936 yılında hapsedilen Ali Abbas Müznib KGB savcısının “..kardeşinizi pantürkist adlandırmak için elinizde ne gibi deliliniz vardır?” şeklinde ki sorusuna şu cevabı vermiştir: “Kardeşim Emin Abid Türkiye’den döndükten sonra benimle konuşmalarında Türkiye’nin kültürünü, edebiyatını, şairlerini vs. övdü. Bu konuşmadan sonra kardeşimin “Türkçü-pantürkist” olduğu  kanaatine  vardım.  Şunu  da  itiraf  etmeliyim  ki,  ben  de  Türkçüyüm”.  Bu  sözler,  iki kardeşin ölümün eşiğinde bile ideallerinden vazgeçmediğinin ve Türkçülük yolundaki çalışmalarından bir adım bile geri kalmadıklarının ispatıdır.

23 Mayıs 1937 tarihinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği İlimler Akademisi Azerbaycan Şubesi’nin, Tarih, Dil ve Edebiyat Enstitüsü’ndeki işinden atılan  Emin Abid  bir yıl sonra Kürdemir bölgesinde bulunan Karakoyunlu köyünde öğretmenlik yaparken tutuklanır. Eşinin hapsedildiğini gören eşi Nafia Ahmet Şükrü-Tevfik Tanur kızı   11 Ağustos 1938 tarihinde Batum’da bulunan Türk konsolosluğuna başvurarak Türkiye’ye gitmek için vize talep eder; ancak  bu  isteğine  kavuşamaz.  Konsolosluktan  çıkarken  tutuklanır.  Casuslukla  ve  vatana ihanetle suçlanan her iki vatansevere hapiste bin bir türlü işkenceler yapılır. Üç ay sonra 21 Ekim 1938 tarihinde henüz 39 yaşına ulaşmamış Emin Abid saat 21.30’da kurşuna dizilir ve şehit edilir .

Devrin diktatörleri Nafia hanım hakkında hiçbir suç unsuru bulup mahkemeye yollayamasalar da, 19 Şubat 1940 tarihinde imzalanan bir belgede ceza müddetini belirtmeden onu “ıslah- emek kampı” olarak adlandırılan hapishanelerden birine yollamışlardır .

Emin Abid bütün varlığıyla ve ruhuyla Türk edebiyatına bağlı kalmış, ortak noktalan arayıp ortaya koymuştur. Bu edebiyatın parçalanmasına, mahallî edebiyatlar şeklinde okutulmasına karşı çıkmış ve ailesini de, kendini de bu yolda kurban etmiştir.”(1)
 
 
 
(1):Aktaran: Seyfettin ALTAYLI, ALİ HÜSEYİNOĞLU ŞAMİL. Dergipark.ulakbim.gov.tr
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi