ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
9. Ümmügülsüm
#1
9. Ümmügülsüm

MUSTAFA CEYLAN / ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER-CİLT 2-Sayfa:301-306
 
Ağzına kadar evlât sevgisiyle dolu idi yüreği Hasta idi, uzanmıştı sedire boylu boyunca ana. "Su!.." dedi, "Bir yudum su!..."
Al ateşli yangınların ateşinden seslendi evlâtlarına
-"Suu!.. Suuu!.. Bir yudum su!"
Duyan olmadı doğrusu...
 
Doğrulmak, kalkmak ister ama nafile Kuruyan dudaklarla seslenir oğullarına İnleyen, yanan, kıvranan analarını Duymazlar oyuna dalan çocuklar.
 
(A)ğladığını gördün mü, bir ananın gözlerinin
A(N)ladın mı dört evlâdı varken niye ağlar bir ana?
Ha(N)gi evlât ki anasından usana, bıka
Ceh(E)nnemin taa dibine, yitirmiştir Cenneti...
 
(A)ağladığını gördün mü bir ananın "evlâdım" diye
E(N) evvel acıyı hissedendir yüreği
Se(N) daha su kenarlarında oyna ey çocuk!
Şen (E)ğlencelerde yap git bakalım gecelere yolculuk.
Nasıl olsa uyumaz düşünür dua eder peşinden anan
Hastalanır, hastayım demez
Senden su bile isteyemez
Of anam off!..
 
[b]Gelelim efsanedeki anaya:[/b]
 
Sesini duymayınca evlâtları
Vefasızlar,
Anasını hiçe sayan…
Yüzlerini görmek istemez ana.
"Görmek istemem yüzlerini!" diye
Açar avuçlarını göğe...
Bir kuş olmak ister yüce Mevlâ'dan
Kabul olur arzusu
Kuğuya dönüşerek
Başlar uçmaya...
 
Annelerinin
Kuşa dönüşüp uçtuğunu gören çocuklar
Düşerler peşine ağlaya ağlaya...
Taşlara, çakıllara, çalılara takılırlar
Geri dönmez göklerden anneleri
Bir kuğuya dönüşüp gitmiştir uzaklara...
 
Canından çok sevdiği çocuklarının
"Bir yudum su!" sesini duymayışına
İçerler, kahreder kuğu kuşu


 
O yüzden yuva yapmaz
Yuvasızdır cümle kuğu kuşları
Yumurtasını ne mi yapar?
Bırakır başka kuşların yuvalarına
Başka kuşlar besler
Kuğu kuşu yavrularını hep...
 
*
(K)ır kayalarını kalbinin ortasında sevgiyle
B(U) dünya gelip geçici dostum, gel kendine!
Da(Ğ) olsan da yok olup gideceksin, hakikat
Kuğ(U) güzelliğinden bir anayı anlat...
 
(K)endin seçersin çoğu şeyi, anayı seçemezsin!
B(U) gerçeği kabul eyle, öp ananın elini.
So(Ğ)utma arayı, kurban ol ayağının tozuna
Kuğ(U) güzelliği nakışlansın yazına...”
*
Şairimiz  Ümmügülsüm,  1900  yılında  Bakü'de  doğdu.  Moskofun  acımasız zulmü ve işkencesi ile 9 Nisan 1938 tarihli kararı ile cezasını sürgünler kampında çekmekle, 8 yıl hapis cezası verilmiştir.
*
Aradan nice yıllar geçtikten sonrta, Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığının
14 Mart 1990 tarihli raporu ile Ümmügülsüm’e beraat verilmiştir.
*
Sovyet yönetiminin kanlı 1937 yılı sürgün, kıyım, hadisesi kurbanları arasında bir çok kadınlarımız da var. Onlar şark dünyasının önde giden simaları idiler…
Böyle kadınlardan biri araştırmacı-yazar, şair Ümmügülsüm Sadıkzade idi.
Ümmügülsüm 37’nci yıl Moskof zulmü kurbanlarındandır. Yazar, eleştirmen, şairdir. Seyid Hüseyn Sadiq’ in eşidir. Eşi de o amansız Rus zulmüne uğramış aydınlarımızdan birisidir.

Umgülsüm, 1900 yılında Bakü’ nın Novxanı şehrinde dünyaya gelmiştir. Molla Abdüləziz’in  üçüncü evladı olan Ümmügülsüm, 8-9 yaşlarından itibaren şiire olan sevgisini ortaya koymaya başlamıştır. Küçük yaşlarında anne ve babasından Fars və Türk dillerini öğrenen Ümmügülsüm, Şərk edebiyatına və klasik Azerbaycan şiirine merak salmıştır. Onun Fars və Arap dillerini mükemmel bilmesi klasik sənatkârların eserlerini serbestçe mütalâa etmesine imkân  yaratmıştır.  Bu  mütalâa  sayesinde  Ümmügülsüm,  hece  ve  aruz vezninde de mükemmel şiir örnekleri vermiştir.
O, 1914 yılından başlayarak devamlı devrin önde gelen “Açıq söz”, “Birlik”,
“Iqbal”, “Yeni iqbal”, “Istiqlal”, “Azərbaycan”, “Ədəbiyyat”, “Şərq qadını” gibi
matbuat organlarında eserlerini yayınlamaya başlar.
 
Ümmügülsüm hanım, daha çok milli ruhlu şiirleri ile dikkatleri celp eder. Bu sebeple de başı çok belalara girmiştir.

Onun 200 den fazla şiiri, bir poeması ve bir çok hikayesi günümüze kadar ulaşmıştır… Şaire hakkında kitap yayınlamış professor Alkan Bayramoğlu : “Cumhuriyet   devri   edebiyatımızı   tetkik   ederken   dikkatimi   çeken   edebi şahsiyyetlerden biri de Ümmügülsüm olmuştur. XX asrin Moskof zulmü kurbanlarından olan Ümmügülsüm– bu vatanperver şairenin yaradıcılığı ve hüzünlü hayatı hepimizin ilgisini çekmiştir”.

Ümmügülsüm çok genc yaşta yazar Seyid Hüseyin ile evlenmiştir. Yıllardan 1920’ dir ve bu izdivacdan 4 evlad dünyaya gəlir.

Cığatay, Toğrul, Oqtay və Qumral. Bu çocuklardan Oqtaydır ki, sonradan Azerbaycan’ ın meşhur ressamı olacaktır.

Amma moskofun  acı rüzgarları onların da başı üzerinde esmeye başlamıştı.

Nitekim, Ümmügülsüm’ ün həyat yoldaşı Seyid Hüseyni 1937 yılında , Şüvelandakı bağında həpis ederler və 1938 yılının Ocak ayında kurşuna dizerek öldürürler..

Ümmügülsüm hanım ise KQB-nin belgeleriyle   1937 yılının Kasım ayının 2’
sinde  “halk düşməni”nın hayat yoldaşı ünvanı verilerek, Bayıl Hapishanesi’ ne
gönderilir.

37 yaşındaki genç kadın hapishanede büyük eziyetler çeker. Ona 8 yıl hapis cezası keserek 1938 yılında Mordva Muhtar Cumhuriyeti’nin Yavas Kasabasına  sürülür.  Ümmügülsüm  burada  meşhur  şair  Mikayıl  Müşfiq’  in hayat yoldaşı Dilber hanımla beraber saklanır.
 
Ümmügülsüm,  sürgünde  iken  dikiş  işlemiş  ve  verilen  siparişleri  başarıyla yerine getirmişdir. 1941 yılında  bu başarısından dolayı Ümmügülsüm’ün aile üyelerine mektup yazmasına izin verilmiştir. 1941 yılının Şubat ayının 10’unda 14 yaşındaki oğlu Toğrul, 11 yaşındaki kızı Qümral və çocuklara bakıcılık eden yakın akrabası Seyyare hanımla dörd yıllık ayrılıkdan sonra görüşmek için yetkililere müracaat eder. Lâkin savaşın başlaması sebebiyle uzun yıllar hasretini çektiği evladlarının yüzünü görmek ona nasip olmaz.

Ümmügülsüm, bundan sonra çocuklarına hergün mektup yazmış ve onların yaşamlarını hep merak etmiştir. Artık gözlerinin günden güne zayıflaması Ümmügülsüm’ün mektup yazmasına da engel oluyordu. 1943 yılında, SSRI XDIK-nın  yetkili  mercilerine  müracat  ederek  serbest  bırakılmasını  talep etmiştir.  Fakat,  aradan  iki  yıl  geçtikten  sonra  1945  yılının  Nisan  ayında serbest bırakılmasına karar verilir. Sürgünden sonra Ümmügülsüm,  Bakü’ye gelir ve 20 gün sonra Bakü’de kalması da yasaklanır. Bu karara üzülen Ümmügülsüm Hanım, Şamaxı’ya yerleşmeye karar verir. Lâkin burada birkaç ay kalan Ümmügülsüm, 15 yaşındaki kızı Qumral’ın kolları arasında ebediyete gözlerini kapatır.
*
Ümmügülsüm, zamanının çok ağır darbelerini aldı. 1937-yılının kara dalgasından o da payını aldı: Önce kocasını, sonra ise kendisini ve oğullarını hapsettiler. Aslında, Ümmügülsüm’ün hiç bir günahı yoktu.

En böyük “günah”ı pantürkist damgası ile hapsolmuş yazar eşi Seyid Hüseyn’ in həyat yoldaşı, Cumhuriyyetin banisi Mehmed Emin Resulzade’ nin yakın akrabası olması idi. Umumiyetle, 1937 yılında bir çok aydının hayat yoldaşları da eşlerine göre hapis oldu.
Amma arşiv belgelerinden de apaçık anlaşılacağı üzere, Ümmügülsüm’ün hapsine sebep, sadece, onun Seyid Hüseyn’ in həyat yoldaşı olması değildi.

Çünkü, “Turan”, “Ey Türk oğlu”, “Bu yılki mayısda”, “Bayrağım enərkən” , “Əməlim”, “Çəkil, dəf ol!” gibi şiirlerinin içeriğinin milliyetçiliğe, özgürlük çağırışlarına hitap etmesi idi..
Ümidsizlikde çırpınan Ümmügülsüm, feleğin daha ağır bir darbesini aldı. 1942 yılında 20 yaşındaki oğlu Oqtay’ da hapsedilerek sürgüne gönderildi. 1946 yılında sürgünden azad edilerek Bakü’ye  döndüğünde ise Oqtay’ a anasını görmek nasip olmadı.

“Ister Bayıl Hapishanesi’ nde, isterse de sürgünde iken geçirdiği günlerin ne kadar meşakkatli olduğunu şaire Ümmügülsüm,   “Qala Hatıralərım” adlı gündeliğinde kayda geçirmiştir.

“12  noyabr  1937-ci il. “Bu gün iki  gündür ki,  burdayam. Keçirdiyim həyat mənə yuxu  kimi  gəlir. Bir qovğa içindəyəm. Səhər saat 10-dur. Nadzor gəlib qapının  qıfılını  açdı.   Zindanda  elə  qarışıqlıq  var   ki,  belə  bir  şeyi   mən ömrümdə  təsəvvürümə gətirə  bilməzdim.  Bütün    yorğan-döşəklər  yerə sərilib.  Axşamdan bəri  36  adamın  ayaqyolu kimi   istifadə  etdikləri  ağzına qədər çirkab  dolu  vedrəylə  yanaşı qoyulan çay vedrəmizin də zı  açıqdır. Bu murdarlığı və üfunətin  izini təmizləyəcək bir şey yoxdur. Burada  hər şey fövqəladə bir şəkildədir.  Zindanda çay  içmək  və yemək  üçün  cəmi  18 qab var.  36  nəfər  bu   18  qabda  həm   yemək   yeyəcək,   həm   də  çay  içəcəyik. Yeməkdən sonra  yuyulmayan qablarda növbəylə çay içmək,  qanımızı yemək kimi  bir şeydir.  Bunu düşmənimə də arzu etmirəm! (1)
 
 
 
 
(1): ar-ar.facebook.com
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi