ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
16-Axund Mir Mehemmed Kerimağa
#1
16-Axund Mir Mehemmed Kerimağa
 
 
(Mircaferzade)
 
MUSTAFA CEYLAN / ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER-Cilt:2- Sayfa: 329-332
 
“Azarbaycan’da öyle din adamları, alimler olmuştur ki, bugün onları tamamiyle unutmak  ve  faaliyetlerini  hatırlamamak,  mücadelelerine  karşı  insafsızlık olurdu. Böyle şahısları XX asır öncelerinde, hayatımızın gelişimine engel insanlar   olarak   görüyor   ve   hatta   bir   zaman   "Allahsızlar"   adı   altında aleyhlerinde gazetelerde yazılar yazarak onları aşağılamaktan bile utanmıyorduk. O dönemlerde halkın malını soyan, fakirin son parasını elinden alan,  dolandırıcı,  rüşvetçi  mollalarla,  komünist  fikri  körü  körüne  tebliğ edanlerin etkisinde bulunuyorduk. Aydın din âlimleri bütün hakikatı topluma sunmaya çalışıyorlardı. Mücadele bu şekilde devam edip gitmekteydi.

Bu aydınlardan biri de sağlığında halkın derin hürmet ve saygısını kazanmış, şark ülkelerinde dini tahsil almış ve Bakü gazisi gibi büyük bir unvan sahibi olmuş Ahund Mir Mahammad Karim Ağa Mircaferzade’ dir.

Şair, aydın din adamımız, İçerihisar’ da yaşayan tanınmış seyid, Bakü'nün hürmetli şahıslarından Ağa Seyyid Muhammed’ in torunudur. Ayrıca, bütün insanların güvenip ziyaret ettiği Mir Sezon Ağa’ nın teyzesinin hayat arkadaşıdır.
*
XIX asrın öncelerinde Sisianov, Bakü Hanı Hüseynqulu Han’ la şehri teslim etmek üzere anlaşmaya gelmiş, şehrin anahtarlarını teslim alırken de Han'ın halası oğlu İbrahim Bay Gull, Sisianov’ u vurur ve gece yarısı ailesi birlikte ile Tabriz’ e gönderir. Hüseynqulu Han ise Bakü'nün anahtarlarını şehirdeki herkesin  güvendiği  Ağa  Seyyid  Muhammed’  e  verir.  Ruslar anahtarların nerede olduğunu araştırsa da, hiç bir şey öğrenemezler, bulamazlar.

Bu duruma sinirlenen Rus askerleri, şehrin hürmet edilen ve saygı duyulan din adamı liderini yıldırmak için ona 100 sopa vururlar. Ancak 87 sopadan sonra din adamı ölür, Hakk’a yürür. Bu eziyetlere doymayan Ruslar, onun 12 yaşındaki oğlu Mir Cafer’i almak isterler, fakat halk çocuğu onlara vermez ve gizler.
*
Yıllar geçer ve Mir Cafer büyür. Artık çocuk değil aydın bir din âlimidir. O da babası gibi derin eğitimlerden geçerek Bakü'de nam salar ve bir zaman sonra, dönemin en çok saygı duyulan din bilginleri arasında yerini alır ve kendisi gibi bir din adamının kızı ile evlenir; ondan 7 kızı olsa da; gelecek nesilleri, onun soyunu sürdürecek varisi  olmadığından, ahund akrabalırının birinin kızıyla yeniden  evlenmeye mecbur olur. Fakat yeni evliliğinde de arzusuna erişemez ve    o kadından da üç  kız çocuğu  olur.  Hayatın  ne  garip  ve yazılmamış kanunları var. Allahtealânın hükmü ile Mir Cafer’in ilk eşi tekrar gebe kalır. Her ne  kadar  tekrar  kız  çocuğu  dünyaya  geleceğini  düşünseler  de  sonunda
şairimizin bir oğlu dünyaya gelir.

Oğlanın dünyaya gelişi, aile üyeleri ve tüm Bakü halkı tarafından sevinçle karşılanır.
Aydın din bilgini şairimiz, bütün çocukların atası ve "Kafkas müslümanlarının babası" sayılırdı. Mukaddes "Kuran-ı Kerim" i ilk defa Azerbaycan diline çevirerek, gene ilk defa 3 ciltten oluşan analizini, şerh edmişti. Halkın aydınlanmasını temin maksadıyla Bakü'de kızlar mektebinin açılmasında önülük etmişti. "Kuran" ı Arab dilinden Azerbaycan diline çevirdikten sonra din adamları arasında ona karşı saldırılar eksilmiyordu. Bu da gayet tabii idi. 

Zira, o  dönemde  mollalar  halkın  "Kuran-ı  Kerim"  i  anlamalarını  istemiyorlardı. Çünkü "Kuran" dan haberi olmayanları kandırmak, bu mukaddes kitabı istedikleri gibi yorumlayarak tasarruflarda bulunmak mollalara özgü bir şeydi. "Kur'an" açık tarcüme edilirse o zaman halk onu kendi ana dilinde okuyup bilinçlenir,   neticede   fırıldakçı,   üç   kâğıtçı   sahte   mollaların   sözlerine inanmazlardı.

Büyük çabalar sonucunda, Tağıyev'in de yardımları ile 1904 yılında "Kaspi" gazetesinin matbaasında bu 3 ciltlik şerhi yayınlamıştı.
*
Mir Muhammed Kerim ağa’ nın doğum tarihi çelişkili olup çoğu kişi onun 1853 yılında dünyaya geldiğini yazarlar. Fakat, doğum tarihi hakkında en güvenilir kaynak Azerbaycan Devlet Edebiyat va İncasanat arşivinde tutulan, şairimizin oğlu Büyükağa (asıl ismi Mir Cafer- A.K.) tarafından yazdığı kayıttır. 

Demiştir ki :
"Babam, Mir Muhammad Kerim Mircaferzada 1855 yılının Haziran ayında doğdu.
Bu şiir, babam Mir Mahammad Karim Mircaferzade’nindir.

"Yetmiş sakkiz sana vardım, daima leylü-kahvaltı, Bu cihan asrarının hallin oldum paydar:
Qibat malumum oldu, ey hakimani - cihan,
Bu cihan asrarının hallin yokmuş iktidar ".

Görüldüğü gibi, şair bu mısraları 78 yaşında yazmıştır. Malumdur ki, Mir Muhammed  Kerim  ağa  85  yaşında  kurşunlanmıştır.  Merkezi  Devlet  Tarih Arşivi alimin doğum tarihi hakkında verdiği bilgide de1853 yılında doğduğunu
ifade eder.
İlk   tahsilini   yaşıtları   gibi  doğduğu  Bakü  şehrindeki  medresede   yapar. Doğuştan  gelen  yeteneklerini  gören  babası  tahsilini  devam  ettirmesi  için oğlunu Irak'ın Bağdat şehrine gönderir. Bağdat’ ta on yıl tahsil aldıktan sonra vatanına döner.

İlk once içeri şehirdeki "Şah Mescidi" nde “ahund-dinî görevli-din bilgini”, sonrasında   ise   bilgi   ve   becerisinin   yüksekliği   sebebiye   Bakü   bölgesi sorumlusu olarak tayin edilir.

Bu  arada  ahund  şehir  halkının  bilinçlenmesinde,  sosyal  hayatın canlanmasında faal olarak yer alıyordu. Bazı kara düşünceli insanlar “kızlarımız  da  okusun”  tekliflerine  karşı çıkarak,  halkı  ayaklandırmak  ve toplum   içinde   huzursuzluk   yaratmak  peşindeydiler. Bu   kutlu   mücadele şairimizin en büyük kavgalarından birisi oldu.

Arapça başta, bir çok şark dilini biliyordu. O dillerden Azerbaycan diline tercümelere girişti. Büyük Arap yazarı, Cürci Zeydan’ın İslam tarihine ait on yedi romanından beşini Azerbaycan diline çevirdi. Sonra da Şam va Filistin müslümanlarıyla  Hristiyanlar  arasında  ikiyüz  yıl  süren  (490-690)  savaşı anlatan bir roman yazar ve onu 1913 yılında yayınlar.
*
Böyle aydın bir din âlimi, romancı ve şairi Moskof zulmü, dışarıda, serbest bırakmadı elbette. Zulüm kurbanları listesinde aydınlar, aksinqilabçılar (Karşı devrimciler), muhtelif parti üyeleri, din adamları da vardı. Bu din adamlarından biri   de,   içtimai   hayatımızda   büyük   hizmetleri   olan   Muhammed   Kerim
Mircaferzade idi.
*
14   şubat   1938   gününde   Ziyalov’   un   imzası   ile   Ma-hammed   Kerim
Mircaferzadae’ nin hapsi için aynı gün karar yazılır ve hapsedilir.
*
Halkın çok güvendiği bir insan olarak, dini meclislerde başkanlık da yapan şairimizi hapseden ziniyet, ona türlü desiselerle suçlar atmaya, yalancı şahit ifadeleriyle iftiralar atmaya çalışıyordu. İlginçtir ki, 13 Şubat 1938 günün de, hem kendisinin dinlenilmesi, hem hakkında "Arama emri" düzenlenmesi, nedense aynı güne getirilmişti.En büyük suçu da elbette kadınların ve genç kızların aydınlanması için okumalarını teşvik etmekti.
İftiralar ve haksız ithamlarla suçlanan Caferzade, 02.03.1938 tarihli Moskof zulüm meclisi toplantısına sekreterlik eden Savçenko’nun imzasıyla ve 15030 sayılı yazılı emirle “kurşuna dizilme hükmü” çıkarılır. Hüküm, 1938 yılının Mart ayının 15’ini 16’sına bağlayan geceuygulanır.
*
Muhammed  Kerim  Mircaferzade  hakkında  ölümünden  22  yıl  sonra,  15 Temmuz 1960 yılında beraat kararı verilir.”
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi