ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ŞEYH
#1
G. ŞEYH

 
Şeyh kelimesi, Kur’an-ı kerim’de dört yerde geçmekte olup (118), hepsi de, çağında bulunan kişi mânâsında kullanılmıştır.
 Tasavuf terminolojisinde, bu kelimeye eş anlamda olmak üzere pir ve mürşid  kelimeleri de kullanılmış olup, Cürcani tarafından “sapıklık karşısında, doğru yola rehberlik eden kişi (119), şeklinde târif edilmiştir.
Mürşid (yahut şeyh). Hakka ulaşan yola girip, o yolun tehlikeleri ve korkulacak yerlerini bilen, müridi fayda ve arar durumuna göre yönlendiren, din ve şeriatı müridin  kalbine yerleştiren ; kullara Allah’ı, Allah’a kulları sevdiren kişi olarak da târif edilir. (120) Hacı Bayram Veli’nin halifesi Akşemseddin de, buna yakın bir târife,mürşidi,kavmi içinde iyiliği emreden, kötülükten sakındıran peygambere benzetir (121)
Hacı Bayram Veli’nin tasavvuf anlayışında şeyhin yeri nedir? Elimizde, dört şiirinden başka bir eseri bulunmadığı için bu sorunun cevabını,mecbûren mutasavvıfımız Hacı Bayram Veli’nin hayatında arama durumundayız.
 
---------------------------
(99) Gölpınarlı, “Çile”İA.
(100) Bakara (2), 223;Ahzâb (33), 50;Yasin (36), 82;Zümer (39) 4; Feth (48), II;Çin (72),10 Müddessir (74), 31; Kehf (18), 82;kasas (28). 19; Furkan (25), 62; Ra’d, (13), !!;Yunus (10),107.
(101) Asım Efendi,Kâmustercümesi, İstanbul 1304. c.I.s. 547; el- Firüzâsâdi, Mecddüdin Muhammed b.Ya’kub, el-Kâmüsul Muhab Mısır 1952 1952, cüz;I.s.307
(102) Mütercim Asım. a.g.i.c.III,s.94
(103) İbn Arabi, Istilâhâtu’s-Süiyye (Ta’rifât içinde).s.2
a) Şeyh, kendini topluma adamış bir kişidir. Onlar içine yetimlere, fakirlere, dullara, mahbuslara, ihtiyaç sahiplerine yardım eder, ellerinden tutar, bu iş içinde  toplumun varlıklı kesiminden zekat, sadaka gibi Hayri yardımlar toplar ve  toplanmasına vesile olur. Mutasavvıfımız Hacı Bayram Veli, böyle bir uygulamayı, hem kendi yapmış,  hem de müridlerine yaptırmıştır. Ankara’da özel aylalarla esnaf esnaf dolaşarak Hayri yardım toplamış ve bunları toplumun fakir kesimine dağıtmıştır. (122) Bu durumda Hacı Bayram Veli’ye, şeyh,toplum içinde,topum yararına aktif rol oynamalıdır. Köşesine çekilip uzleti tercih etmemelidir.kısacası, Hacı Bayram Veli, asosyal şeyh tipine karşıdır. Hacı Bayram Veli’nin bazı halifeleri de bu görüşü savunur. Meselâ Eşrefoğlu Rumi bunlardan biridir. (123)
Toplum içindeki fakirler, utandıkları için başkalarından bir şey isteyemezler. İslâm, bu durumda veren- alan, elden ikileminde, alıcının izzetinefsini korumak üzere bazı tedbirler getirmiştir.alıcının izzeti nefsini korumak üzere bazı tedbirler getirmiştir.Bu konudaki âyetler ilginçtir. “Sadakalarınızı kedilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde  dolaşamayanlara, hayâlarından (utanmalarından)dolayı,tanımayanların, kendilerini zengin sandıkları yoksullara verin (124) “Başa kakarak ve ezâ vererek sadakalarınızı ibtâl etmeyiniz” (125. Yine çeşitli hadislerde gizli sadaka teşvik edilmiştir. Bu konudaki Buhari7de bulunan şu hadis, güzel bir örnek teşkil eder; “Allah yedi grup insanı, hiçbir gölgenin bulamadığı  günde kendi gölgesi altında gölgelendirecektir” bu yedi gruptaki insan içerisinde altıncısı, intifâk etmekte olduğu şeyleri, solundaki bilmeyecek derecede, sadakayı gizlice veren kişi’lerdir(126)
Alan ile verenin yüzyüze gelmediği sadaka veriş biçimi, insan şahsiyetinin gelişimi açısından büyük önem arzeder. Bu nedenle ikisinin arasına girecek üçüncü bir kişi,en güzel çözüm yoludur. Hacı Bayram veli, bizce, işte bunu gerçekleştirmiş,fakirle zengin arasında köprü olmuştur.
-----------------------------
(104) el-Hafni,Mu’cemu Mustalahâti’s-Süfiyye,s.242
(105) Aynı yer
(106) Eşrefoğlu rumi,Divân, s.16
(107) Kufralı, kasım, Eşrefoğlu, İA.c.IV.s.397
(108) Eşrefoğlu Rumi, Müzekk’n-Nüfüs, s.IV,s.597;divan,s.7
(109) Yılmaz, HasanKâmil,Aziz Mahmûd Hüdâyi, ss.210-211;Hâni,Muhammed b.Abdullah, Adâb, çev:Ali Hüsrevoğlu,ss.152-156
b) Şunu belirtmek gerekir ki, Hacı Bayram Veli, bakta Kuzey Afrika’da yaygın hedeviyye tarikatında olduğu gibi (127), çeşitli sufi tarikatlerde görülen “nefsi zelil etmek üzere, dilenerek sülûk çıkarmak” şeklinde bir eğitime taraftar değidir. Zira, Hacı Bayram Veli, bir şeyh olarak başta bizzat kendisi olmak üzere,müridleriyle birlikte ekine ekmiş çiftçilik yapmış, alın teriyle, kol gücüyle çalışarak, geçimini temin etmiştir (128)
Ayrıca şu olay  da, Hacı Bayram Veli’nin konu ile ilgili görüşünü teyid eder niteliktedir. , Hacı Bayram Veli birgün müridlerile konuşma yaparken onları hakimâne bir imtihandan geçirir. Onlara, “Mevlânâ mı daha üstün, Yunus Emre mi? diye bir soru sorar. Müridlerin hepsi “Mevlânâ” derken, içlerinden sadece Akşemseddin “Yunus Emre” karşılığını verir. , Hacı Bayram Veli bunun sebebini sorduğunda, Akşemseddin “çünkü o, elinin emeğiyle geçinirdi” cevabını verir. , Hacı Bayram Veli’de, doğru cevabını bu olduğunu söyler.(129)
Hindistan’da bazı tarikatlerde, özellikle Sührevediyye’de şıkça rastladığımız gibi fütûhla, yani halktan gelen hediyelerle, hayatını sürdürme felsefesine (130), mutasavvıfımız Hacı Bayram Veli karşıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi elinin kazancıyla geçinmek,onun ana felsefesidir.
c) Şeyh, himmet dediğimiz manevi özel bir yardımla, müridini kısa zamanda yetiştirebilir. Nitekim kendisi, Ankara-Balıkesir yolculuğu sırasında halifesi Şeyh lütfullah’ı bu şekilde yetiştirmiştir. (131)
 
------------------------------
(110) Eşrefoğlu Rumi, Müzekki’n-Nfus.s.261
(111) Aynı eser, s.595
(112) Enisi, Menâkıb.v.5a.
(113) Vassâf, Sefıne, c.II.s.275;Taşköprüzâde, Şakayık s.66
(114) Bayramoğlu, Hacı Bayram, s.22
(115) Akşemseddin,risâletu’n-Nûr,v.136s
(116) Sarı Abdullah, Semerât,ss.239-240
(117) Hâni, AD3AB,S.152
(118) Hâd (11), 72;Yusuf (12) 78; Kasas (28),23;Gâfir (40).67
(119) Cûrcâni, Ta’rifât, s.73
(120) el-Hafni, mu’cumu Mustalahâti’s-sûfiyye.s.143
(121) Akşemseddin,Risâletu’n-Nûr,v.148b
(122) Taşköprüzâde, Şakâyık, s.138
(123) Eşrefoğlu Rumi, Müazekki’n-Nüfus, s.580.
d) Şeyh,mânie olgunlaşma süresince müridin kendi kayıtsız şartsız teslim etmesi gereken bir kişidir.daha önce de ifâde ettiğimiz gibi, bu husus “lünün cenaze yıkayıcısının elindeki hâli gibi teslimiyet” şeklinde formüle edilir (132)
Bu husus, müridin ileride Allah’a teslimiyet ve tevekküle yönelmesi, açısından ön hazırlık gibi görülmektedir.Tevekkül veya Allah’a dayanmak, O’na teslim olmak,tasavvufi olgunluk açsından çok mühimdir.  İmam Gazâli tevekkülü, kalbe ait bir hâl olarak görürken,onun temeline iman’ı oturtulur.Meydana gelmesi iman ile bağlantılıdır (133)Tevekkül, kulun Allah’a her işte güvenmesi, ona dayanması demektir (134) Allaha olan teslimiyet,bağlılık ve O’na dayanma, güvenme, gerçekten güçlü bir imanın eseridir.
Bağlılık ve güvenme yahut teslimiyet konusuda zayıflık gösteren müridi,şeyh tardedebilir.nitekim, Hacı Bayram Veli’nin ısrarı emrine rağmen,mal ve dünya sevgisini kalbinden atmayan Akbıyık meczub, böyle bir tecrübe yaşamıştır.(135).
Yine, Akşemseddin’i mânevi eğitimini çok kısa sürede tamamlayıp halife olmamasının sebebini soran kıdemli müridlerine, Hacı Bayram Veli’nin verdiği  cevap  bu hususu yeterince açıklamaktadır. Bu bir zeyrek (akıllı) köse imiş. Her ne kim gördü ve işitti, inandı. Hikmetin sonra kendi bildi. Ama, bu kırk yılda beru hidmet iden dervişler, gördüklerin ve işittiklerin hem hikmet ve aslını sorarlar (136)
Bu açıklamalar gösteriyor ki, mutasavvıfımız Hacı Bayram Veli, şeyhi,mutlak itâat edilmesi, teslim olunması gereken bir kişi şeklinde mütêlaa etmektedir.
------------------------------------
 (124) Bâkara (2), 273
(125) Aynu sure, 264
(126) Zehidi, Zeynüddin Ahmet b.Ahmed b.Abdi’l-Latif, Sahih-i Buhari muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercümesi, çev:Ahmed Naim,Ankara 1978.c.II.s.618-623
(127) Scimmel, Annemarie, İslâm tasavvufunun Boyutları, s.218
(128) Vassâaf, Sefine, ss.264
(129) Tanyol Cahit, Fetih Destanı, İstanbul 1969.s.69
(130) Ahmed, Aziz,An Intellectual History of Islam in India (Islamic Surveys, no:7) Edinbourgh 1969,ss.28,35,38
(131) Taşküprüzâde Rumi, Müzekki’n-Nüfüs,s.568
(132) Eşrefoğlu Rumi, Müzekk’n-Nüfüs,s.568
e) Hacı Bayram, Veli’ye göre, Şeyh,mânen ilerlemeye müsâit müridini, bir başka şeyhe göndermesi icâbeder.Yani şeyhin,tek mânevi otorite kendisi imiş gibi davranmaması gerekir.Bunun en güzel örneği, Eşrefoğlu Rumi’dir. Hacı Bayram Veli, onda ilerleme azmi ve yeteneği gördüğü için, Suriye’nin Hama şehrinde ikâmet etmekte olan şeyh Hüseyin Hamevi’ye göndermiştir. Gerçekten, Eşrefoğlu rumi, bu ikinci şeyhin yanında kısa zamanda, mânevi terakkilere mahzar olarak icâzet almıştır (137) bu olay, aynı zamanda, Hacı Bayram Veli’nin mütevâzi ve olgun bir insan-ı kâmil olduğunu gösterir.
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi