ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
NEFS
#1
1. NEFS

 
Lügatta, Can, Ruh, kan, cesed, nazar değdiren göz, yanında, herhangi bir şeyin özü, cevheri, azamet, izzet, hamiyyet, gayb gibi manalara (155) gelir. Kelimenin Kur’an-ı Kerim’deki kullanışları şöyledir.
a)      Zâtullah mânâsına (157)
b)      İnsan ruhu (158)
c)      Kalb, sadır (159)
d)     İnsan bedeni (160)
e)      Bedenle beraber ruh (161)
f)       İnsan bedeninde bulunan ve insana kötülüğü, fesadı emreden cevher mânâsına olan nefs (162)
g)      Zât (canlı,cansız, cin, insan ve hayvanlardan söz edilirken kullanılır) (163)
h)      Cins (164)
Bu ayetlere, dayanarak, nefisten sırf ruh anlamına çıkarmak, nefse yüklenen mânâların kapsamını daraltmak demek olur. Kanaatimize nefs, insanın bütünlüğü ve bütünlüğünden neş’et eden aktivitesidir. Nitekim bu husus, İbn Kayyım’ın da dikkatini çekmiştir: “Nefsin gerçeği nedir? O, bedenin bir parçası mıdır? Yoksa bedenin ârâzı mıdır? Konulduğu bir yer var mıdır? Yoksa ruhtan ayrı bir şey midir? Nefs-i emâre, nefs-i levvâme ve nefs-i mutmaine bir tek nefs olup bunlar sıfatı mıdır? Veya bunlar üç ayrı nefis midir? (165)
Ancak İslâm düşünürleri, nefs adı altında ruhu düşünmekten geri durmamışlardır.Yahut, her ikisi, bedene konulmuş latifler olarak kabul edilmişlerdir (166)
--------------------------
(144) Evliya Çelebi Seyahatnâme,c.II.s.31
(145) Vass3af, Sefine, c.II.s.271
(146) Yazıcıoğlu Mehmed, Muhammed iyye,, nşr, Amil Çelebioğlu, İstanbul 1975.c.I.s.20
(147) Aynı eser, c.IV.ss.807-809
(148) Akşemseddin, risâletu’n-Nûr, vv.143a-143b.
(149) Aynı eser,v.121b.
(150) Akşemseddin, risâletu7n-Nûr,v.36a
(151) Nisâ (4), 80
(152) Ahmed bicân, Envâru’l-Aşkin, s.255
(153) Aynı eser, s.354
 
Yine bir tarife göre, nefs be çeşittir: Hayvani, emâre,mülhime, levvâme ve mutmaine. Bunların hepsi de ruhun isimleridir. Zira, ruh olmadan nefsin hakikatı yoktur. Yine, Hak olmadn da ruhun hakikatı olamaz (168)
Tasavvuf terminolojisinde nefs nedir? Şimdi bunu görelim. Burada,  daha deli toplu olduğuna inandığım şu târifi vermek istiyoruz: Nefs, his,hayat ve irâdeli hareket kuvvetlerini taşıyan latif buharlı bir cevherdir. Nefs-i nâtıka olan kalb ile beden arasıda vâsıtadır. Hakim (Tirmizi), nefse, ruh-ı hayvani demiştir. (167)
Ruh, felsefeciler tarafından nefsin kullanıldığı yerlerde aynı anlamda kabul görmüştür. (169) lügat mânâsı itibâriyle halif esinti ve rüzgârı ifâde eder (170)
Buraya kadar yaptığımız, açıklamaları özetleyecek olursak, nefse,ruh, can gibi isimler verebiliriz. Ancak insan, idrâk edicilikten öte, canlılık hissetme vs. gibi hususları da içinde bulundurur. Bunların hepsi ölümle birlikte sona erer. Bu takdirde ruh, nefsin içinde,fakat farklı faaliyet alanına sahip bir latife durumundadır. Hacı Bayram Veli bir şiirinde, bu içiçeliğe şu şekilde işâretle bulunur:
 
(154) Eşrefoğlu Rumî, Müzekk’n-Nüfüs, s.342
(155) Mütercim Asım, kâmûs,c.II,s.1031
(156) Aynî, Mehmet Ali, “Nefs Kelimesinin mânâları” Darülfünün İlâhiyat Fakültesi Mecmuası, İstanbul 1930, sayı;14,ss.46-52
(157) Al-İmran (3) 28; Mâide 85), 116; En’âm (6), 12,54
(158) En’am (6), 93; Zmer (39), 42; Fecr (89), 27
(159) Bakara(2), 77,109,235;Al-i İmrân 3),154;Nisâ (4), 113,vd.
(160) Al-i İmran (3),146,185;Yusuf (12), 26;İsrâ (17),33,vd
 
Bilmek ister isen seni
Can içre ara cânı
 
Geç cânından bul anı
Sen s eni bil sen seni (171)
Hacı Bayram Veli’nin burada zikrettiği iki “sen”den birincisi nefs dediğimiz, beşeri ben, ikincisi ise, Allah tarafından insana üfürülmüş, ruh denilen ilâhi bendir.
Burada, tasavvuf kitaplarında yer alan şu kâide ortaya çıkmaktadır. “kendini bilen Rabbini bilir” (172) Kendini bilmek Hacı Bayram Veli’nin şiirinde zikredilen ikinci seni bilmek şeklinde ortaya çıkmaktadır ki, hayatın bütün olayları içindeki insanın, bu şuurda olarak kendine, içine,nefsine  dönmesidir. Bu hâl,tam manasıyla içedönüş  metodudur. İnsanın nefsini, yani kendini tanıma işi onu inceleyen olmaktan çıkarıp, incelenen bir obje haline getirir. Bu durumda özne aynı zamanda nesne olmakta, dolayısıyla özne-nesne ikiliği ortadan kalkmakta, insan birliğe ulaşmaktadır.
Hacı Bayram Veli, mikrokozmozdaki Allah’ın eserlerinden hareketle, nefs denilen ilâhi ben’e nasıl ulaşılacağını şu şekilde şiirleştirir:
Kim bildi ef’âlini
Ol bildi sıfâtını
Anda seni bil sen seni
Görünen sıfâtındır
Anı gören zatındır
Gayri ne h3acetindir
Sen seni bil sen seni
Kim ki hayrete vardı
Nûra müstağrak oldu
Tevhid-i z3atı buldu
Sen seni bil sen seni
Bayram özünü bildi
Bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni (173)
Şiirin ilk mısrasında fenâ’yı fiil ve tevhid-i ef’ale;ikinciside fenâ-yı ve tevhid-i sıfat’a, üçüncüsünde de fenâ-yı zât ve tevhid-i zâtâ işâret vardı
Burada Ferid Kam’ın şu ifâdelerini hatırlamamak elde değil; “İnsan, varlıkların asıllarına, ve bunlar arasında da en yakın olarak kendi varlığına insaf nazarıyla baksa, onda ortaya çıkan hayret verici yüksek san’atı düşünse, Cenabı Hakkı tasdike mecbur kalır, yani O’nu kendindeki tecellileriyle bulur (174) Mutasavvıfımız Hacı Bayram,O’nı kendindeki tecellileriyle bulmuş ve
Bayram özünü bildi
Bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni, diyerek, Allah’a vâsıl olduğunu ifâde etmiştir.
Dikkat edilirse, mutasavvıfımız nefs kelimesini kullanmamakta, onun yerine zât, sen, öz an (o) gibi ifadeler kullanmaktadır.
İnsanın kendisi, kâinat ve Allah hakkında sahip olunması gereken bütün bilgileri kapsamaktadır. Bu sebeple tasavufi eserlerde, ilk tavsiye edilen husus, mârifetin emelini oluşturan zât bilgisidir. İşte mutasavvıfımız Hacı Bayram Veli bu şiiriyle, zât bilgisine nasıl ulaşılabileceğini izâh etmektedir. Hacı Bayram veli, metod olarak, zât’a, fiillerin bilinmesiyle,onun ardından sıfatların bilgisine ermiş olmakla varılabileceğini ifade etmektedir. Hacı Bayram Veli’nin içe dönüş metodu, işte budur.
Kim bildi ef’alini
Ol bildi sıfâtını
Anda gördü zâtını
Sen seni bil sen seni (175)
 
 
(161) Bakara (2),286;En’am (6),152;Yunus (10),23,30,44,49,54.vd.
(162) Tâhâ (20),96;Mâide (5),30;Yusuf 812), 18,53
(163) Bakara (2), 48; Lokman (31), 28,34;Müddessir (74),38
(164) A’râf (7).188;Tevbe (9) , 128;Rûm (30),28; Şûr3a (42),11
(165) el-Cezziyye, İbn Kayyım,Kitâbu’r-Rûh, Haydarabad 1357,s.216
(166) Muhâsibi,er-Riâye li-Hukûkıllah, Kahire, 1970,s.608;Kuşeyri, risâle, Mısır 1318, s.53; Rumi, Mazekki’n-Nilüfüs, ss.413-414
(167) el-Kâş3ani, Abdürrezzâk, Istılahâtu’s-Süfiyye,s.151
(168) el-Hafni, Mu’cemu Mustalahâti’s-Sûfiyye, s.257
(169) el-Kâşâni,a.g.e.s.151,dipnot n0.2
(170) Calverley. E, “nefis”,İA,cIX,c.IX,s.178
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi