ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Meryem ASLAN'ın "BİRAZ SUS BANA" Şiiri Hakkında
#1
Meryem ASLAN'ın "BİRAZ SUS BANA" Şiiri Hakkında

Mustafa CEYLAN
***************









“ BİRAZ SUS BANA ”


 


Kızıllığında akşamın
Duygularım huzur faslında 
 
Ahh gönlüm
Ay ışığı yıldızlarla serenatta
Sırası değil şimdi
Kirpiklerime hasret yığmanın
Bırak beni avuçların yanıyor
Bırak beni yüreğin kanıyor
Sevda hazanında yorgunum
Anlasana
 
Neden soruyorsun ki
Sevincin yanaklarımla ağlaştığını
Sessizliğin kulaklarımla anlaştığını
Çöl sıcağının dudağımla seviştiğini
Ruhumun yalnızlığı eştiğini
Ya da
Düşler ülkesinden
Kendime taşındığımı
Anlamasan da olur 
Bil sadece
Rahat bırak şimdi
Karanlığın efkarıyla üstüme üstüme 
Gelmesene
 
Bir martı kanadından
Yakamozun seyrine dalmalıyım 
Silip beynimden hatıraları
Meltemin serinliğine salmalıyım
Fırtınaya kapılmış dalga olmalıyım
Ki mutlulukla sarılayım sana 
Sarılayım hay gönlüm
Yanmasana
 
Vay gönlüm
Oldu mu ya yine acıttın içimi
Harlayıp duruyorsun hüsran ateşini
 
Canıma gam kırıkları doğruyorsun
Bilemedin de toplamayı
 
Yırtamadın gözlerimden
Dikişi çürük yamalı perdeyi
 
Bilmiyorsun ki 
Uçurumdaki ayak izlerime
Her gelişinde menekşem zakkuma dönüştü
Kalbim ağıtlar yakarken 
Boğazımda kelimeler üşüdü
Senden firar ettikçe
Yakalamasana 
 
Hayat hikayesinde şiirim bitti bitecek
Son bir nefesim kaldı verecek
Onuda ecele bıraktım
Dokunmasana
Biraz sus bana
Biraz sus

Meryem ASLAN



 

 

*

 





Mustafa CEYLAN'ın şiir hakkında Yorumu:









ANLAM YAĞMURUNDA BİR ŞİİR


Şiirde "tasvir", oldukça önemlidir. Resim sanatının durağanlığını geçen, kelimenin rengi, kelimenin sesidir. Hattâ, kelimenin ses rengidir. Resimde, her şey o anı oracıkta sabitlemiştir. Gördüğünüz sarı, aynı tonda ve aynı ses rengindedir hep. Şiirde ise, İMGE-KELİME BİRLEŞKELERİ ile SOYUT-SOMUT akuplasyonu ile sarı renk, binbir çeşit SARI TON giyinir üstüne. 






Kelimeler sarıyı hastalık renginde ağlatır, sızı çektirirken; acı ve sızı arttıkça koyulaşmasını sağlar. O sebeple, şair ile ressam arasında yaptıkları sanatı bir İŞ-EYLEM kabul edecek olur isek, ŞAİR'in işi zordur. Ressamla fotoğraf sanatçısı aynıdır diyebiliriz. Fakat, ressamın yaratıcılığı, resmine, renklere iç duygu ve iç sesini de montajlamasıyla ayrılır; fotoğraf sanatçısı da oracıkta teslim bayrağı çekiverir. Fotoğraf sanatçısı oldukça durağan yapıtlara imza atar. Kuşun kanadı hangi konumda denklanşöre girdi ise hep o konumda durur fotoğrafta. Renkli fotoğraf çeken makinalarımızda da olay aynıdır, öyle değil mi?




Bazıları;
ŞİİR, KEİMELERLE RESİM YAPMA SANATIDIR diye tarif eder şiiri. Şayet bu TARİF doğru ise, işte okuduğumuz bu şiir bu tarifin ispatı değil midir?




Şuna bakın hele :



"Akşamın kızıllığında duyguların huzur faslında olduğu bir zaman diliminde GÖNÜL denen İÇERDEKİ BENLİKLE SOHBET olayına kulak verin hele...




Ay ışığı,
Kirpikler
Yanan avuçlar
Yanan yürek
Ve sevda hazanı
Yorgunluk...
O zaman EY GÖNÜL, anlasana beni!
Bir şair, neden gönlüyle huzur faslında böyle söyleşir? 
Hatıralardır sebep...
Özlemdir...
Gamdır...



Hatıralara cevap verir bu söyleşide:
Der ki:
(("Neden soruyorsun ki))
Sevincin yanaklarımla ağlaştığını, Sessizliğin kulaklarımla anlaştığını, çöl sıcağının dudağımla seviştiğini, ruhumun yalnızlığı eştiğini...

Ya da
((Düşler ülkesinden kendime taşındığımı anlamasan da olur))
((Bil sadece))
((Rahat bırak şimdi))
Karanlığın efkârıyla üstüme üstüme gelmesene!!
*
Burada şair, gönlüyle ne güzel bir sohbete tutuşmuş. Gönlü ona hatıralarını filim şeridi gibi sermeye çalıştıkça o, feryad-figân etmekte, "üstüme gelmeseneee!!!" diye haykırmaktadır.
*
Ve gönlü üstüne üstüne geldikçe, şair, o hatıraları silip, huzur faslını yaşamak istemektedir. Silmek ve meltem serinliğini hissetmek istemektedir. Çünkü hatıralar çöl sıcağında gizlenmiştir, yakıcıdır.
 
(Bir martı kanadından yakamozun seyrine dalmalıyım) 
ve
(Silip beynimden hatıraları meltemin serinliğine salmalıyım)
(Fırtınaya kapılmış dalga olmalıyım Ki mutlulukla sarılayım sana ,sarılayım hay gönlüm)
ve işte haykırışı :
"Yanmasana !!!"
ve devam eder haykırışına Der ki:
"Vay gönlüm Oldu mu ya yine acıttın içimi harlayıp duruyorsun hüsran ateşini, canıma gam kırıkları doğruyorsun
Bilemedin de toplamayı)
ve neredeyse ağlayacaktır gayri;
 
(Yırtamadın gözlerimden dikişi çürük yamalı perdeyi)
 
*
Şiir, bu minval üzere nakışlanmış.
Gönülle söyleşi.
Şairi, şair yapan;bence şiiri o gizemli gözesinden çıkaran çoğu kere umutlarıdır. özlemleridir. Yaşanılan veya yaşanılamayan mazidir.
Şair dili, yanık kokar hep.
İşte bu sevda yanığıdır, aşk ateşiyle şiire yapışıp kalan...
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi