ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
REFİKA DOĞAN’ın "GÖZLERİM" ŞİİRİ ÜSTÜNE
#1
REFİKA DOĞAN’ın "GÖZLERİM" ŞİİRİ ÜSTÜNE


Mustafa CEYLAN
***************

Gözlerim! 


Açıldı bir kapı, manâsı derin,
Kapıdan içeri kapı gözlerim!
Altını üstünü bezetmiş yerin,
Her kapıda ayrı yapı gözlerim!

Kimi dostu gördüm, kimi kafiri,
Kiminin şavkı nur, kimi zifiri.
Beni haldan hala salan o BİR' i,
Hakikat sırrının çapı gözlerim!

Bir yol ki; yürü ha yürü, bitmiyor,
Makamın, sıfatın fayda etmiyor.
Olsa da çakırdan diken, batmıyor,
Hezaran güllerin sapı gözlerim!

Bir küçük bacadır dumanı dolan,
Altı boş üstü boş, koca bir yalan!
Yine bendim bana sûreti kalan,
Gaipten gaibe kapı gözlerim;

Uyudum, ölüydüm; ben beni gördüm!
Uyandım, diriydim; ben kimi gördüm?
Uyudum, uyandım; öyle bir rüya!
Uyandım, uyudum; sonsuz uykuya!
Uyurken, uyandım; diri bir tendim!
Uyanık uyudum; ben bana eldim!
Ve O' na yürüdüm; çoğalan güldüm!

Refika Doğan - Temmuz 2011 Antalya 




Evet
Refika Doğan'ın kalemi, içinde bulunduğumuz dönemde daha bir anlamlı ve daha derinlere dalıp, oralardan inci danelerini çıkarıp sunan; her geçen gün zirveye doğru nefes nefese koşan bir kalem olmuş sanki.
Şiirlerinde, ruh anializleri, eşya-obje ve maddenin sonsuz boyutlarında rakslar ve düşünce iklmlerinin en bakir yağmurları bulunmaktadır.

Bir şiirimde;

"Bir kapıdan içeriye
Girmişim de haberim yok
Bin odayı bir kilide
Vermişim de haberim yok"

demiştim
ve
devamla

"Ne ki Ceylan'ımın sözü
Kan yaş ile dolmuş özü
Bir aynada onbin yüzü
Görmüşüm de haberim yok"

demiştim.
Şimdi, Refika Doğan'ın

"Açıldı bir kapı, manâsı derin,
Kapıdan içeri kapı gözlerim!
Altını üstünü bezetmiş yerin,
Her kapıda ayrı yapı gözlerim!" deyişini analiz etmeye çalışırsak, Eflâtun'un MAĞARA NAZARİYESİ' ni alenen görmekteyiz. Açılan kapının içinde kapı olan bir gözden içeri dalmak, "kâmil insan" olanın harcıdır. Bense, bir aynada onbin yüzü görürken, 10 katlı bir apartmanda inşaat denetimi sırasında apartmanın dış kapısını kilitleyip giden bekçi gelene kadar, apartmandan dışarıya çıkamamıştım. O sıkıntılı anda düşüveren bir şiirin mühendisiyim işte. Oysa her katta 4'er daireden 40 daire ve her dairede en az 10 kapıdan 400 kapı, sadece dış kapının kilitlenmesi ile iflas etmişti bende. Yani, gönül kapısını kapadın mı, insanın içine, içindeki şehre giremezsin, önemli olan dış kapıdır demiştim.Bin odayı bir kilide verirken bunu söylemiştim.

Refika Doğan, bu şiirde benim o günkü, o inşaatta çektiğim sıkıntıyı daha ileriye götürmiş. Ben bekçinin anahtarı getirmesini saatlerce beklerken, Refika Doğan kendi gözlerinden içindeki gözlere yolculuğa çıkmaktadır. Yolculuklar böyledir işte. Dünya yolculukları bazen çetrefilli-engebeli ve dolambaçlı, üzerinde bir sürü engel bulunan yollar üzerinde olur. Çare, çaresizliğin deli akrep kıskacı değil, sabır, şükür ve iç gözlerin açıklığındadır. Çaresizliğin de çaresi vardır ve o ' da insanın kendisidir. Lokman hekim de insanın kendisi, Firavun'da... Varın gerisini siz düşünün...

Uyur, uyanır; uyanır, uyur şair.
Ölür, dirilir; dirilir yeniden ölür...
Yolda yolcudur şair.
Yol üzerinde:
"Kimi dostu görür, kimi kafiri" ama bunların şavkı vurmuştur aynaya gönül aynasına, zira "kiminin şavkı nur, kiminin de zifir" gibidir.
makamın, sıfatın çare etmediği, yürümekle de bitmeyen bir yolun yolcusudur. 
Yol hayattır, yol ömürdür, yol geçilip gidecektir. Yolun menzili, vardığı nokta ve orada şairin ruh hâli önemlidir ki, şiirin ağırlık merkezi de burasıdır. Burada, tekerrür-takdim-tehir ve yineleme yaparak şair, kelimeye ve söyleme hakimiyetindeki ustalığını da sergilemektedir. Felsefesini final mısralarında haykırmaktadır. Uyuyup uyanacaksın, bir namazlık saltanattır musalla taşında seninkisi diyen Türk şiiri geleneğimize, İslâmî, Kur'anî bir bakıştır final.
Diyor ki:

"Uyudum, ölüydüm; ben beni gördüm!
Uyandım, diriydim; ben kimi gördüm?
Uyudum, uyandım; öyle bir rüya!
Uyandım, uyudum; sonsuz uykuya!
Uyurken, uyandım; diri bir tendim!
Uyanık uyudum; ben bana eldim!"

İşte insanın iç gözünün bakışıdır bu dizeler. İç gözü açık olanı severmiş Hacı Bayram-ı Veli ve Yunus'umuz... İç gözü kapalıysan yandın demektir. Sonsuz uyku sanırsın ölümü, değil ki? Dünya ne kadar geçiciyse, ölüm, kabir de geçici. Öldükten sonra DİRİLMEYE inanır ehl-i mü'min olan. 
*
Bir...
Evet Bir...
Şairimizi "haldan hala salan o BİR" e koşusudur bu.
Zaten şiirin en son mısraında (ve O'na yürüdüm, çoğalan güldüm) demektedir.
Yâr yolunda, Yüce Yaradan-ilâhî aşk yolunda yürüyenler, kendisinde kendini bilen'lerdir ki, gül olurlar.

*
Gerçeğin, ama katı gerçeğin dışına çıkmak arzusu, Türk şiirinde yüzyıllardan beri işlenilmeiş bir temadır. Yunus'tan itibaren bütün Tasavvuf Edebiyatımızda ve Divan edebiyatımızda bu tema vardır. Sosyal çevre, yaşanılan dünya bir gün sona erecektir. Ölüm mutlaka gelecek, kaçamazsın ki. Ahmet Tufan Şentürk "öldürseler de ölmeyeceğim" demişti. Şairler elbette ölmezler. Ölüm, ölmek değil; ölüm gurbetten sılaya dönüş kapısıdır. Altı boş, üstü boş bir baca ve koca bir yalandır bu dünya. Şair, bu yalan dünyada insanda bulmakta gerçeği. İnsan evet, insan... Uyuyan, uyanan; ten olan, düş olan insan.. 
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi