ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TAHİR KUTSİ MAKAL'IN Gazi Aşık Hasan Dede KİTABI (3)
#1
TAHİR KUTSİ MAKAL'IN Gazi Aşık Hasan Dede KİTABI (3)

Mustafa CEYLAN
****************




Tahir Kutsi, Hasan Dede kitabına Hasan Dede’nin 53 şirini almış. Hasan Dede’nin hece ölçüsü veya aruzla yazılmış şiirlerinden bir demet sunarak, güzide bir eser meydana getirmiştir. 


Sözlerimizi bu güzel eserden Hasan Dede’nin bir şiiriyle sona erdirelim. 

DANESİNE 

Şunda bir canana gönül düşürdüm 
Yanakları dönmüş nar danesine 
İnmiş, inmiş mah yüzüne dökülmüş 
Asılsam zülfünün her danesine 

Tenhaca bulup da halim arz etsem 
Dertliyem, derdime bir çare kılsam 
Ol kiraz dudağın ağzıma alsam 
Pek tutup asılsam gerdanesine 

Yüzünü göreli oldum serseri 
Sim gümüşe benzer her yeri 
Meydana getirmiş böyle güzeli 
Aferin doğuran mert annesine 

Hasan Dede yâr hayalin görürken 
Naz ile, niyaz ile yola giderken 
Şurda bir dilber'in methin ederken 
Hicabında döktü, ter, danesine 

***************** 
***************** 

Dr. Tahir Kutsi’nin 
Âşık Hasan Dede Kitabı üstüne 

Dr. Mehmet YARDIMCI 
(9 Eylül Üniversitesi Burca Eğitim Fakültesi) 

“Yiğit adıyla âşık sazıyla tanınır. 
İnsan hem yiğit, hem de âşık olursa 
Unutulmasına imkân mı kalır? 
--------------Dr. Müjgan CUNBUR 

Türk halk edebiyatına daha önce Karacaoğlan, Sahte Ozanlar Günümüz Halk Şairleri, Dadaloğlu, Halk Şiiri Antolojisi, Köroğlu, Zaralı Âşık Adem, Aşıklar Şöleni, Aşık Veysel’in Dünyası gibi pek çok eser kazandıran ve bu çalışmaları nedeniyle İnönü Üniversitesi Senatosu tarafından kendisine “Fahri Doktor”ünvanı verilen Tahir Kutsi Makal, sayıları otuzu aşan eserleri zincirine Aşık Hasan Dede isimli kitabı ile yeni bir halka daha ilave etmiştir. 

Makal, Türk Edebiyatı’nda bazı ilkelere imzasını atmış bir kişidir. Bu ilklerin başında Dadaloğlu’nun şiirlerinin toplanması için yaptığı 14 yılık unutulmayan çalışması gelir. 

Aşık Hasan Dede kitabı da arka kapağa konan iki fotoğrafla belgelendiği ve sunuş yazısında belirtildiği gibi 20 yıl süren bir araştırmanın ürünüdür. 

Dr. Tahir Kutsi’nin Aşık Hasan Dede kitabı aşırı iddialarla ortaya çıkışı nedeniyle çok önemlidir. Çünkü Tamaşvarlı Aşık Hasan adı ile bütün edebi kaynaklarımıza giren aşığın Tamaşvarlı olmayıp, Kırıkkale’nin Hasan Dede bucağından Aşık Hasan Dede olduğunu iddia edip bazı belgelerle ispata çalışmaktadır. 

Makal böyle iddiaları daha önceki yayınlarında da ileri sürmüş ve iddialarında haklı olduğu görülmüştü. 

Mesela 1969’da Tarla Dergisi yayınları arasında yayınladığı Sahte Ozanlar adlı kitabında; 

Aşık Ali İzzet için ileri sürdüğü iddialarda haklı olduğu görülmüş, 'Mühür Gözlüm, Mecnunum Leylamı Gördüm gibi meşhur türkülerin Ali İzzet’e ait olmadığını, Ali İzzetin, Aşık Ömer ve Gevheri’nin şiirlerini alıp tahrip ederek kendine malettiğini, Gevherinin şiirlerini alıp tahrip ederek kendini malettiğini, 19.yüzyılın usta aşıklarından Ali İzzet’in defterini bulup, şiirlerini kendine malettiğini ileri sürmüş ve iddiasında halklılığını göstermiştir.' 

Bu nedenle sayanı Makal’ın Tamaşvarlı Aşık Hasan’la ilgili iddiasına da dikkat etmek gerekir. 

Makal, 7-9 Mayıs 1983 tarihleri arasında Eskişehir Valiliği tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri’nde, “Gazi Aşık Hasan Dede Edebiyatı Semineri”nde de “Gazi Aşık Hasan Dede Gerçeği” isimli tebliğinde aynı konuyu dile getirmiş Tamaşvarılı Aşık Hasan’ın gazi Hasan Dede olduğunu,Türkiyeli olup, mezarının Türkiye’de bulunduğunu iddia etmiş ve tebliği Romanyalı Prof.Dr. Mihali Gubuoğlu tarafından Makal doğru söylüyor, Gazi Aşık Hasan Dede Anadoluludur ve mezarı Anadolu’dadır. Biçiminde (sunuş yazısında da belirtildiği gibi) tasdik edilmiştir. Tabii bu tasdik Tamaşvarıl Aşık Hasan’ın bir çırpıda Kırıkkaleli Aşık Hasan Dede olduğunu kanıtlamaz. Mezarın Tamaşvar’da bulunması yeterli delil midir? 

Nice halk şairlerinin doğduğu ve öldüğü yerde mezarı bulunmamaktadır., 

Zileli Ceyhuni’nin mezarı Zile’de değildir. Hekimhanlı Sırri’nin mezarı Hekimhan’da bilinmemektedir. Ama Ceyhuni Zileli, Sırri Hekimhan’lıdır. Böyle iddiaların üzerinde temkinli olunmak araştırmayı daha genişletmek gerekir. 

Dr. Müjgan Cunbur’un “Daha Orta Avrupa Türk atalarının nal sesleriyle inlediği XVII. Yüzyılda Gazi Aşık Hasan bu diyarlarla Türk sazının ezgilerini dinletmiş bir ordu şairimizdir.” Dediği gibi Aşık Hasan Makal’ın moralini yükselten halk şairi olma ihtimali de oldukça kuvvetlidir. Bu nedenle sayın Makal’a haklılık payını fazlaca bırakmak istiyorum. 

Şu bir gerçektir ki. Önemli halk şairlerini, bir süre kaldıkları yörelere maletmek o yöre halkının doğasında mevcuttur. 

Bilindiği gibi Karacaoğlan’ı Yunus Emre’yi Köroğlu’nu hem Anadolu hem de Anadolu dışındaki Türk yöreleri hep kendilerine maletmeye çalışmışlardır. 

Anadolu’dan giden bir ozan olduğu halde Aşık Hasan’ın da böyle bir gayret sonucu Tamaşvar’a maledilmeye çalışıldığı bunda da başarılı olunduğu düşünülebilir. Çünkü hiçbir şiirde Tamaşvarlı tabşırması bulunmamaktadır. 

Yine Çorumlu olduğu halde Deli Boran bir süre Tahir Kutsi’nin de “Çukurova ve Torosların çocuğu Aşık Deli Boran” diyerek düştüğü hataya düşülüp güneyli göstermiş ya da şiirlerindeki konulara dayanarak öyle sunulmuş.” 

Zileli Ceyhuni, Çorum’da evlendi diye Çorumlu olarak gösterilmeye uğraşılmış. Tokatlı Gedai ömrünün son yıllarını İstanbul Beşiktaş’ta geçirdi diye Beşiktaşlı Gedal” olarak edebiyat dünyasına tanıtılmıştır.” Ancak Muhtar Yahya Dağlı’nın Gedal’nın manevi oğlu Dr. Ali Rıza Bey’e tanışıp Gedai’nin defterini elde edip, Tokatlı olduğunu öğrenince 1943’te yayımladığı Tokatlı Gedai isimli kitapta edebiyat tarihlerindeki bilgilerin yanlışlığı ortaya çıkmıştır. Umarız Makal da haklı çıkar ve edebi kaynaklarda ki bilgiler Makal’ın iddiaları doğrultusunda değişir. 

Yapılan yanlışlara bir başkasını eklemek için yine de temkinli davranılıp, Makal’ın açtığı bu yolun biraz daha araştırmaya açık tutulması gerekmektedir. 

İsim benzerliği yüzünden Zileli Âşık Sadık ile Malatyalı Aşık Sadık’ın Konyalı Kemteri, Zileli Kemteri ile Sivaslı Kemteri’nin, Tarsuslu Sıtkı ile Sivaslı Sıtkı’nın Sivaslı Veli ile Senirkentli Veli’nin şiirlerinin birbirine karıştırdığı aynı mahlası kullanan altı şairin şiirlerinin Pir Sultan Abdal’a maledildiği Yunus tabşırmasını kullanan Derviş Yunus, Kul Yunus ve Yunus Emre’nin şiirlerinin tümünün Yunus Emre adına yayımlanarak karışıklığın doğurduğu sonuçlar gözardı edilmemelidir. 

Makal’ın Aşık Hasan Dede isimli kitabını okudukça büyük ölçüde haklılığına kanaat getirdiğimi de belirtmek isterim. 

Çünkü Makal kitabında Hasan Dede bu köyde bir zaviye kurmuş beldeyi yaşanılır, çalışılır, geçinilebilir bir belde durumuna getirmiştir. Padişah fermanı ile İkikol’da geniş bir arazi Hasan Dede’ye tahsis edilmiştir. 

Demektedir. 

Halen Kastamonu Emniyet Müdürü olan ve 1993-1994 yıllarında Malatya Emniyet Müdürü olarak görev yapan sayın Yunus Koçak bana Hasan Dede ile ilgili padişah fermanlarını getirmiştir. Bu fermanlar Hasan Dede soyundan Demirhan ailesindekilerin dışında sayın Makal’ı doğrulayan diğer belgelerdir. 

Gönül isterdi ki sayın Makal sayın Koçak ile görüşüp fermanların fotokopileri ile kitapta bulunmayan ve Yunus Koçak’ın elinde bulunan şiir lerini de bu güzel esere koyabilseydi. 

Sayın Makal kitabın 17. sayfasında “Ankara”da oturan köyü ve Aşık Hasan Dede için büyük emekler veren murhum Abdullah Dede’deki Fermanın halen onun evlatlarında olduğunu sanıyoruz demektedir. Öyle sanıyorum ki bir süre Hacı Bektaş’ta görev yapan ve uzun yıllar Ankara’da emniyet mensubu olarak bulunan Yunus Koçak’taki fermanlar Makal’ın sözünü ettiği fermanladır. 

Makal’ı edebiyat tarihindeki Tamaşvarlı Aşık Hasan’la ilgili bilgileri kökünden değiştirecek bu yürekli girişiminden dolayı kutlar, bugüne kadar bir araya getirilemeyen şiirlerini Toker yayınları arasında sevimli bir kitapla edebiyat dünyamıza kazandırışını takdirle karşılarken eline ve diline sağlık demeden kendimi alamadığımı belirtmek isterim. 

Biçim olarak kitap çok güzel çok iyi tasarlanmış bir kapak düzeni var. Yalnız kitabın 107. sayfasına baktığımızda bibliyografyanın çok noksan olduğunu ve önemli bibliyografyaların bulunmadığını gördük. 

Bu bibliyografyalar içerisinde; 

Eflatun Cem Güney’in Varlık Yayınları arasında çıkan Halk Şiiri Antolojisi’nin 46.sayfasında ve Ali Püsküllüoğlu’nun Bilgi Yayınları arasında yayınlanan Türk Halk Şiiri antolojisi isimli kitabın 271.sayfasında bulunan; 

Gelinin alnında elif yazılmış 
Elifin alnına benler kazılmış 
Azrail gelince başı bozulmuş 
Kız iken sevdiğim sen değil misin? 

Gelinin yüzünden ipek duvaklar 
Hani adadığın bunca adaklar 
Sultan-ı kiraza benzer dudaklar 
Kız iken sevdiğim sen değil misin? 

Evinin önünde yürüdüm yoldan 
Doğrulup bakmadı ar ettim elden 
Yanaklar farksız katmerli gülden 
Kız iken sevdiğim sen değil misin? 

Aşık Hasan şu bahçenin düzüne 
Halkla halka sürme çekmiş gözüne 
Gelin oldum diye bakmaz yüzüme 
Kız iken sevdiğim sen değil misin? 

Biçimindeki şiiri Aşık Hasan Dede isimli kitapta ye almamıştır. 

Aşık Hasan Dede’den bahsedip şiirlerinden örneklerin bulunduğu diğer kitapların bazıları ise şu şekilde belirtmek mümkündür. 

Asım Bezirci, Türk Halk Şiiri C.I. Say Yayınları İstanbul, 1993.Bezirci, Tamaşvarlı Aşık Hasan'ın 15.yüzyıl şairlerinden Sefil Hasan Kul ve Hasan Dede’den ayrı bir şair olduğunu belirtmekte, diğer kaynaklardaki bilgilere benzer hayatı ile ilgili bilgilerle birlikte iki şiirini vermektedir. 

Refik Ahmet Sevengil, Yüzyıllar Boyunca Halk Şairleri Atlas Kitabevi, İstanbul 1965.226-233. sayfalarda iki şiir üzerine yorumlarına yer verilmiş, ayrıca iki şiir yayımlamıştır. 

Refik Ahmet Sevengil bu yazısında Tahil Kutsi ile Aşık Hasan Dede konusunda birçok noktada aynı görüşü paylaşmaktadır. O da Hasan Dede torunlarından Abdullah Demirhan’la görüştüğünü belirtmekte, Enver Behnan Şapolya’ya ve kendisine verilen bilgi ve belgelere dayalı olarak görüşlerini aktarmaktadır.Yalnız Tamaşvarlı Aşık Hasan’la Aşık Hasan Dede’nin aynı şahıs olduğu görüşüne karşı çıkmakta, bazı tarihi bilgilerle Prof. Dr. Fuat Köprülü’nün görüşünden yana olduğun belirtmektedir. 

Dr. Müjgan Cunbur, Başakların Sesi, Türk Halk Şairleri ve Hayatları, Poyraz Reklam Yayınları, İstanbul 1972-21-22 sayfaları açıklayıcı bilgilerle iki şiirine yer verilmiştir. 

Rauf Mutluay, Türk Halk Şiiri Antolojisi, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972, 172-180 sayfalarda hayat hakkında bilgi ve yedi şiiri bulunmaktadır. 

Prof. Dr. İlhan Başgöz, İzahlı Türk Halk Edebiyatı Antolojisi, Ararat Yayınevi, İstanbul. 42 sayfada hayatı hakkında bilgi ve bir şiiri bulunmaktadır. 

Şüphesiz sayın Makal’ın yayımladığı Aşık Hasan Dede isimli kitap bibliyografya değildir. Bu nedenle Aşık Hasan Dede ile ilgili tüm yayınların bibliyografya da bulunması gerekmez. Yalnız bir kitap hazırlarken o konu ile ilgili tüm bibliyografya taranmalı, dışarıda bir şiir de olsa alınmalı, önemlileri kitaptaki bibliyografyaya konulmalıdır. Aşık Hasan Dede ile ilgili bir çalışmada Refik Ahmet Sevengil ve Asım Bezirci gözardı edilmemeli idi. 

Aşık Hasan Dede’nin şiirlerine genel olarak baktığımız zaman kitapta Hasan Dede’nin 53 şiirinin yer aldığını görmekteyiz. Hasan Dede gibi güçlü bir halk ozanının şiirleri bu kadarcık değildir. Cönklerin tozlu sayfaları arasında kimbilir ne kadar güzel söyleyişleri bulunmaktadır? 

Bilindiği gibi Hacı Bektaş Dergahı bir dönem eğitim kurumu niteliğinde idi. Ham gelen hizmeti ölçüsünde pişer, olgunlaşırdı. Makal’ın da belirttiği gibi Hasan Dede kendi dergahı henüz çul çadır iken arada bir Hacı Bektaş kasabasına gider postnişlik eder, sohbete katılırdı. Bu nedenle şiirlerinde büyük ölçüde Ehlibeyt, Oniki imam ve Hacı Bektaş Sevgisi sezilmektedir. 

Aşık Hasan Dede şiirleri halk edebiyatı ve divan edebiyatı nazım şekilleri çerçevesinde, hece ve aruz ölçüleri ile yazmıştır. Kitaptaki 53 şiirin 45 tanesi hece 8 tanesi aruz ölçüsü iledir. 

Halk şiirinde aslında şiire konu ile ilgili bir ad verilmeyip, şiir türünün başlı olarak kullanılması gelenektendir. 

Fakat son yıllarda okuyana kolaylık olsun diye şiirlere türün adı yerine konu ile ilgili bir adın verilmesi moda haline gelmiştir. Bu modaya Tahir Kutsi de uymuş şiirlere konu ile ilgili bir ad vermiştir. Mesela 86 sayfadaki Semai olup Köprülü tarafından “Semai” adı ile yayınlandığı halde Makal’da “Benzer” adı ile yeralmıştır. Aynı şiir Ali Püsküllüoğlu tarafından “Bugün ben bir güzel gördüm” adı ile görülmektedir. Keşke diğer kitaplardaki isimlere dikkat edilerek şiirlere isim verilse idi daha yerinde olurdu görüşündeyim. Aynı şiir için Cemil Yener’de “Taşlama” Ali Püsküllüoğlu’nda “Eşrefoğlu Ali Haberi” Refik Ahmet Sevengil’de “Nefes” gibi adlar verilirken Makal’da “Bizdedir” adı verilmiştir. 

Sadece Makal için demek istemiyorum ama aynı şiirin yazarların keyfi davranışları nedeniyle değişik adlarla anılması hoş olmamaktadır. 

71. sayfada dizgi hatası nedeniyle “Kalu Beli’denberi” başlığı ile verilen şiirde yazılışın doğrusu “Kaalü Belâ’dır”.Bu şiir de Nutuk olmayıp, Duvazdehtir. Çünkü nutuk tekkelerde tarikat ulularının özellikle eğitici mahiyetle olmak üzere söyledikleri şiirlere denir. Nutuklar Bektaşi tarikatlarının yollarını göstermek adap erkanını anlatmak amacıyla yazılan şiirlerdir. Bu şiirse “duvazdeh” olup, halk arasında kısaca duvaz ya da duvaziman adları ile bilinen duvazdehler Alevi ve Bektaşilerde Oniki İmam’ları öven nefeslere denir.Yine 65. sayfadaki “Bir Geldi” ve 85. sayfadaki “Süphanımız Var” isimli şiirler duvazdehtir. 

Türk halk şiirinde ayaklı koşmanın en güzel örneklerinden bir tanesi 96. sayfada “Olun Mülevves” adı ile yayımlanan şiirdir. Örneğin az olan böyle güzel bir ayaklı koşmayı kitabına koyduğu için Makal’ı kutlamak isterim. Yalnız Kimi garnâk, kimi eyler ihtişam mısrasından sonra şairin mahlasının geçtiği mısra unutulmuştur. Mısranın tespit edilip yerine yazılması gerekir. Yine aynı şiire yazılış biçiminde hatalara düşülmüştür.(ya da alınan kaynak biçim olarak hatalıdır) abüv-ü ekberdir. İblisi hannas “Anı tehmeylemez cahil ü nekes isimli mısralar ayak hizasından değil baştan itibaren yazılmalıdır. 

Sayın Makal’ın şiirleri hangi kaynaklardan aldığını bilmiyorum. Yalnız Makal’dan kaynaklanmadığını sandığım şiirlerde bazı değişiklikler ve yazım hataları bulunmaktadır. Kitabın yeni baskılarda bütün şiirlerin dikkatli bir biçimde gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu cümleden olarak birkaç örnek göstermek istiyorum. 55. sayfadaki “Har’ın Elimden” isimli şiirin ikinci mısrasında “Medet helak oldum nârı elinden” mısraı, Refik Ahmet Sevengil’de “Medet helak oldum nârın içinden” biçimindedir. Doğru da budur. Çünkü ateşin elinden olunmaz içinden olunur. Yine aynı şiirin dördüncü mısrasında geçen “hârın elinden” kısmı, “hârın içinden” olmalıdır. Dikenin elinde değil içinde olunur.65. sayfadaki “Olasın Islah” isimli şiirin son dörtlüğün üçüncü mısrasında gece ve gündüz anlamında “leyf ü nehar sözü” leyfi, nehar biçiminde hatalı yazılmıştır. Tabii bu hataların önemli bir bölümü Makal’dan değildir. Yayınevinin tashih hatasından bazı yayınevlerinin raporlar kullanmayışından cönklerden cönkleri okuyanlardan kaynaklanmaktadır. 

Türk halk şiirinde Dedim-Dedi’li konuşmalı koşma'nın ilk ve en güzel örneği 17. yüzyılın usta aşığı Aşık Hasan Dede’ye aittir. Bu şiir kitabın 76. sayfasında yeki türkü repertuvarlarında Erzurumlu Emrah’a maledilmiştir. Bu şiire Aşık Hasan’dan sonra Aşık Ömer’de, daha sonra kul Nesimi’de ve en son Emrah’ta rastlanmıştır. 

Aşık Hasan, sayın Makal’ın iddiaları doğru ise kendisine arazi verilip, çiflikle uğraşmaya başlayınca eskiden yazdığı yiğitlemeler yerine dağlar için güzellemeler söylemeye başlamıştır. 

Makal’ı haklı gösteren hususlardan biri de bütün edebi kaynaklarda Aşık Hasan’a padişah tarafından arazi verilmesi, (Tamaşvar’da) çiflikle uğraşıp, iyi karpuz yetiştirdiği için Karpuzcu büyük Hasan Dede adı ile anıldığı ifade edilmektedir. Kırıkkale’nin Hasan Dede bucağındaki Aşık Hasan Dede’de çifçilikle uğraşmış ve iyi karpuz yetiştirdiği için “Karpuzu büyük Hasan Dede” namı ile anılmıştır. Tek çelişki gösterilen mekandadır. Bu da edebiyat tarihçilerinden Tokatlı Gedai’yi Beşiktaşlı Gedai olarak gösterme olayında olduğu gibi ters bir mekanı işaret etmesiyle doğan yanlışlık olsa gerekir. 

Ahmet Yesevi çizgisinin Anadolu’daki usta aşıklarından biri olan Aşık Hasan Dede’nin bütün şiirlerini biraraya getiren hayatı hakkında bugüne kadar ileri sürülen görüşlere yeni bir boyut kazandıran Aşık Hasan Dede kitabı için sayın Makal’ı kutlar, açtığı bu yolun sonunu getirmesini, Aşık Hasan Dede’nin bilinmeyen diğer şiirlerini, araştırıp zaten Anadolu aşıkları kervanında önemli bir yer alan Aşık Hasan’ı bütün yönleri ile Türk halk kültürüne kazandırmasını dilerim. 

(Bir Dergisi- Sayı,8) 

DİPNOTLAR 
1. Dr. Tahir Kutsi Makal, Aşık Hasan Dede, Toker Yayınları, 1995 İSTANBUL 
2. Dadaloğlu, Tahir Kutsi Makal, Sahte Ozanlar, Tarla Dergisi Yayını, 1975- İSTANBUL 
3. Tahir Kutsi Makal, Sahte Ozanlar, Tarla Dergisi Yayınları, 
4. 1989-İSTANBUL 
5. I.Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri.7-9 Mayıs Yunus Emre Kültür Sanat ve Turizm vakfı Yayınları, Eskişehir. S.180-198 
6. Tahir Kutsi Aşık Hasan Dede s.41 
7. Hayrettin İvgin, Deli Boran ve Yayınlanmamış Bazı Deyişler Türk Folkloru, s. 52.Kasım 1983-s.5-6 
8. Mehmet Yardımcı, Halkbilim ve edebiyat Yazıları, Açıköz Yayınları 1993, S.123-132 MALATYA 
9. Sadettin Nüzhet ergun, Beşiktaşylı geda, 
1993- İSTANBUL 
10. Mehmet Yardımcı, Tokatlı Gedai ve Gedai’de Telmih Sanatı, II. Uluslar arası Türk Halk Edebiyatı Semineri, 7-9 Mayıs 
1985- İSTANBUL 
11. Muhtar Yahya Değil, Tokatlı Gedai, 
1943- İSTANBUL 
12. Mehmet Yardımcı, Malatyalı Aşık Sadık ile Zileli Aşık Sadık’ın birbirine Karışan Şiirleri ve Aşık Sadık’ın Bilinmeyen Bir Deyişi, İnönü Üniversitesi II, Battal gazi ve Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu Tebliği. 
19-22 Ekim 1987, MALATYA 
13. Mehmet Yardımcı, Halk Şiirinde Şairlere Maledilişlerin yazışma Benzerliklerinin yarattığı karışıklarla Cönklerden Kaynaklanan Yanılgılar. İnönü Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi 
S.1.Malatya 1987-s.264-272 
14. Abdülbaki Gölpınarlı, Tasavvuftan Deyimler ve Atasözleri, 

Mustafa Ceylan
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi