ein Bild ein Bild
Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! Giriş Yap Kayıt Ol


Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
MEHMET EMİN YURDAKUL ŞİİRLERİ VE GÜLCE (2)
#1
MEHMET EMİN YURDAKUL ŞİİRLERİ VE GÜLCE (2)


Mustafa CEYLAN
***************


Neyse, bizim GÜLCECİ “şiirde değişim ve dönüşüm” ya da “şiir neyi değiştirir” makalelerimizi okumuş olmalı ki, uğraştığı konuyu ileri noktalara götürmüş. Biz, daha işin başında; bizim GÜLCE KURULUŞ ve MANİFESTO’sunda açıklamaya çalıştığımız 19 tür – tarz içine “vatandaş Osman”ın önerilerini de ekleseydik, Osman Öcal Hocamızın “kuzenleri” nin saldırısı çok daha sert olurdu. Bizimkisi, değişim, dönüşüm ve ilerlemede sınırları sınırsızlığa taşımaya niyetlenmiş bir kere, durur mu?

Bana;
-“Bak üstadım, bu mısra, kuple'nin kırılmasını; vezin’in esasına sadık kalınarak “KIRILMA” sını bize, anlatırdın da, çok detaylı bir konu diye pek girmek istemezdim, ama bu safer kafaya koydum, dediklerimi yapacağım” dedi.
Ona;
-“Kuzenler, statükocular seni tefe koyar, saldırırlar” dedimse de dinletemedim.
*
DÜZ KOŞMA’dan başka HECE adına başka bildiği olmayan "kafiye yorgunu" birisine bunu  anlatayım dedim. Adam, suratıma öyle baktı ki… Anlatamam o öfke dolu bakışları. Elinde silâh olsa sıkacak kafama sanki…
Dedim; 
-“Bizim “Vatandaş Osman” da daha da çılgın tarz ve şekilleri var.”
Statükocu, taş kafa, kafasını iki yana salladı ve “kaç kere söyledik kardeşim!!! Bozmayın şu hece şiirimizi diye size?” dedi. Anında soru ekledim, dedim ki, 
-“Bak bizim arkadaş bir şiirinde şunları yazmış, bakalım sen ne diyecekin?” Okumaya başladım :

“Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın:
Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz dargın;
Derileri çatlak, bağrı kapkara,
Sağ elinin nasırında bir yara
 
Başında bir eski püskü peştemal
Koltuğunda bir yamalı boş çuval...
........................
-Ne o bacı?
- Ot yiyoruz, n''olacak!..
-Tarlan yok mu?
- Ne öküz var, ne toprak...
Bugüne dek ırgat gibi didindim;
Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim,
Bundan sonra...
- Kocan nerde?
- Ben dulum;
Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum.
- Soyun, sopun?
- Onlar dahi hep yoksul!
Ah Efendi, bize karşı İstanbul
Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi?
Taşraların hayvanlık mı nasibi?..
........................
Hayır hayır, bu nasibi almak için doğmadın.
Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkiyle
Ocağının karşısında saadete eresin,
Göğsünü kabarttıran anneliğin aşkiyle
Evladına südün gibi pak duygular veresin.
Sen bir aziz yoldaşsın:
Senin sesin hayat için dövüşmeğe koşturur;
Senin sevgin vatan için fedakarlık öğretir;
Senin yüzün insan için bir merhamet duyurur;
Senin ile insanoğlu yeryüzünü şenletir.
Lakin bizler bu hakları unuttuk;
Kadınlığı hayvanlıkla bir tuttuk;
Ninen gibi sana dahi hor baktık;
Seni dahi garip, yoksul bıraktık!..
…………………………………………………”
 
Bizim statükocu, daha bir ters baktı yüzüme. Dokunsam patlayacaktı. Kafasını sallaya sallaya, söylene söylene oradan ayrıldı. Ardı sıra buz gibi bir hava, taş gibi bir boşluk bıraktı…
 
Cevapla
  


Foruma Git:


Konuyu Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi

Android Haberler | Ansansanat | Borsa Yorumla | Gülce Edebiyat | Türkçe Dersi