Giriş Formu



Sitede Ara

Hoş Geldiniz

Şiir sevdası...
Bir türlü yakalayamadığım şiir. Adıma "şair" bile diyemedim.
Ah bu sevdanın kızgın sacında yanıp, tütüp, köz olduk.
Bu internet sitesine kadar geldiğinize göre, sizde şiire sevdalısınız demektir.
Hoş geldiniz, safalar getirdiniz...
 
Ufuklar ve Ötesi(1)


(Hocam Necip Fazıl Kısakürek Şiirinden Esintiler)


Taklidi mümkün olmayan, hem asırların sinesinden süzülüp gelen, bizim edebiyat geleneğimizin önemli bir kilometre taşı, hem de dünya edebiyat geleneğinin en parlak mütefekkir şairlerinden, kendine özgü üslubu ile yüreklerimizi ve bizden sonra gelecek daha nice nesillerin yüreklerini sarıp sarmalayacak hocam, üstadım, büyüğüm, ışığım, gözümün nuru, evrensel mesajın sonsuzluğa akan çağlayanı, çağını aşan çağdaş, aydınlık şafakların türküsü, yanık bağırların ilâcı, canda canım, Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek…


SEVDA BANKASININ KASASINDAYIM

Dost diye inleyen gönül erinin
Yerden su çıkaran asasındayım
Sildim izlerini dünya kirinin
Geçen zamanların tasasındayım
Aynaları kırdım ağlamadılar, toz ettim zamanı şakaklarımda
Cam kırıklarından kahkaha atan yüz, bu ben değilim, ben değilsem kim?
Yaşamak denilen ağrılı iklim, sonunda anladım sanatmış meğer
Yer, basıp geçtiğim büyük davetkâr; gök, başlar üstünde sancılı kilim
Bana yepyeni bir adres gösterin, atayım pörsümüş gömleklerimi
Soyunayım dünyayı, giyineyim Karani'nin gül kokan hırkasını
Ezanı taşıyan elektronların su yeşili gözlerini öpeyim
Öpeyimde can balam anlıyayım,nasılım, nerdeyim; nerde nasılım?
Varmı ki dilimde dili baharın
Yunus heybesinde gülü baharın
Başımın içinde seli baharın
Gözümde çağlayan damlasındayım

Ağaca, çiçeğe verdim sesimi
Kara bulutlara gömdüm yasımı
İçimde kurşuna dizdim nefsimi
İdam sehpasının yasasındayım
..........Kovanda peteğim, tenlerde canım
..........Yaşamak, yaşatmak kesin fermanım
..........Dallarda tomurcuk, dizde dermanım
..........Hakimin, hekimin masasındayım


Dağlaşmış zamanlar üstünden aşıp, bütün aşıkların girdim içine
Som altın bir rüya koydum gözlere, elimde fener, çıktım gündüzlere
Yusuf’un düştüğü gün öğle vakti kuyuya fırlattım elemlerimi
Bitti, gitti gelmez, gelemez asla; diye düş kurarken son saat
Açtım Bismillâhla kalemlerimi ve dedi ki içimdeki topal at:
Kül olup savrulup, tozup gitsem de
Kızgın saç üstünde yanıp tütsem de
Bakmayın hâlime iflâs etsem de
Sevda bankasının kasasındayım
………Kendimde ölüyüm, diriyim aşka
………Toprak çilehanem, orası başka
………Ceylan’ ım düşse de taş demir köşke
………Gâribin, yetimin duasındayım

 

Mustafa Ceylan

Devamını oku...
 
Kürsüden : Manilerimiz(1)


Mâni Türk halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli 4 dizeden oluşur.
Birinci ikinci ve dördüncü dizeler birbiriyle uyaklı, üçüncü dize de serbesttir, uyak düzeni harflerle şöyle gösterilir

Devamını oku...
 
Bahane


Güz elleri okşarken ağaran saçlarımı
Bıraktım takvimlerin koynuna güzelleri.
Saydıkça, günahlarım dökülür her gözeden,
Göz eden ay bakışlar affetmez suçlarımı.

Gün, ah eder, ben suskun; dolanır söz dilime
Saat döner, çark döner, tayfun olur her günah...
Mısralarım ses verir: “Ben değilim çare siz...”
Çaresiz son yokuşta balyoz iner belime...

'Gelin! ..' diye çağırsam yaban olur dostlarım
Kimi iç güveysidir, kimisi olur gelin.
Nerde cerenler nerde, soran yok ki derdi ne?
“Derd ine dizlerine, her şey kalmışken yarım...”

Bir inciydi makamım, mevkim, şanım, şöhretim
Döndükçe koltuklarım diplomam birinciydi.
Her dönüşte umuttum, ey dönekler dünyası!
Dün, yası bıraktım da şimdi boşa gayretim.

Kırat topal içimde, kulede şom pervane
Dönsün kendi kendine, gönlüm diyor ki: kır at!
Küsmem alın yazıma, böyle yazmış Yaradan
Yaradan kan sızacak, ötekiler bahane…

 

Mustafa Ceylan

 
Kürsüden:Türkülerimiz(1)

Türkü, anonim Türk Halk şiirinin önemli bir nazım biçimidir. Söyleyeni belli türkülerimiz olduğu gibi, artık anonimleşmiş, söyleyeni belli olmayan türkülerimiz de vardır.

Devamını oku...
 
AZAPAY(*)

 

Atlılar, atlılar
Batıda Hazar Denizi’nde kılıcını yıkayan,
Doğuda Altay Dağları’nı eriten atlılar…
Seccadesi güneyin en güneyinde,
Yeşil çimenler içinde Tibet yaylalarında
Nal sesleri Çin Seddinde, iz iz
Kartal kanatlılar biz değil miyiz?
O halde bu kahpe, bu kancık zamana
Neden karşı duramaz oldum?
Neden neden?

 
Biz değil miyiz güneşten ok, ülküden yay olup da
Tanrı Dağları’ndan Taklamakan Çölüne uzanan
Biz değil miyiz Azapay?
Bilgeler bilgesi Kaşgarlı Mahmut’un lügât’ından
Renk tayfına isim veren
İnsanlara il, şehirlere dil veren…
Hazreti Türkistan’dan
Karanlığa kandil,
Ağlayan gözlere mendil,
Sevgi bahçelerine gül veren
Biz değil miyiz Azapay?
Öyleyse neden konuşulan bu dilden
Yazılan bu alfabeden anlamaz oldum?
Neden neden?

Devamını oku...
 
 

Anketler

Günümüz Türk şiiri
 

Kimler Sitede

Şu anda 3 konuk çevrimiçi

Reklamlar

Reklam